Av. Veysel TAYYAR

Av. Veysel TAYYAR

av.veyseltayyar@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Evlatlığın miras hakkı
29 Temmuz 2021 Perşembe, 08:14

Miras Hukuku, mirasbırakan dediğimiz bir kimsenin, ölümü ile sona ermeyen, intikal edebilir hak ve borçları ile diğer hukuki ilişkilerinin akıbetini düzenleyen kuralların tümüdür. Kısa bir deyişle, Miras Hukuku, yukarıda sözü edilen durumlar yönünden, öleni kimin ikame edeceğini, ona ölüm sebebiyle kimlerin halef olacağını düzenler.
Anayasa'nın 35/1 ve 2. maddelerine göre "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bunlar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir."
Miras, bir kimsenin ölümü ile mirasçılarına geçen özel hukuk ilişkilerinin tümünü ifade eder, yani tereke anlamına gelir.
Mirasbırakan, ölümü ile, kendisine ait özel hukuk ilişkilerinin hukuki akıbetinin düzenlendiği kişidir.
Mirasçı, mirasbırakanın terekesi üzerinde külli halef sıfatıyla hak sahibi olan kişidir. Mirasçılar, mirasa çağrılmaları, yani mirasçı olmalarının temelinde yatan sebebe göre, yasal veya atanmış mirasçı olmak üzere ikiye ayrılırlar.
İsviçre/Türk miras hukukunda yasal mirasçılar belirlenirken zümre sistemi dikkate alınmaktadır. Buna göre, mirasçılık için önemli olan mirasbırakana kan hısımı olmak ve bu sebeple bir zümreye dahil olmaktır.
Kan hısımı olmayıp da zümre mirasçısı olabilen kişiler yalnızca evlatlık ve evlatlığın altsoyudur. Türk Medeni Kanunu'nun 500. maddesine göre "Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder."
Evlatlık ve altsoyunun mirasçı olabilmeleri için evlat edinenin ölümü anında evlatlık ilişkisinin geçerli olarak kurulmuş ve devam ediyor olması gerekir. Evlat edinme işlemleri devam ederken, evlat edinmek isteyen kişi ölürse, işlem tamamlanmamış olacağı için geçerli bir evlatlık ilişkisi ölüm anında kurulmamış olur ve dolayısıyla mirasçılık da söz konusu olmaz.
İslam Hukuku'nun uygulandığı zamanlarda bugünkü anlamda evlat edinme yoktu, sadece manevi evlat vardır. Manevi evlatlık ise, evlat edinen ile bir hısımlık bağı kurmadığı için, mirasçılık hakkı da vermiyordu.
Kanun'un açık hükmü gereği, evlatlık ve altsoyu sadece evlat edinene mirasçı olurlar. Evlatlık ve altsoyu, evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamazlar.

TEK YÖNLÜ MİRASÇILIK!

Evlat edinen ile evlatlık ve altsoyu arasındaki mirasçılık tek yönlüdür. Diğer bir deyişle, evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olamazlar. Böylelikle kişilerin sırf malvarlığı bulunduğu için evlat edinilmesi halinin de engellenmeye çalışıldığı görülmektedir.
"İncelenen dosyada muris H.E.' in 04/04/1962 tarihinde vefat ettiği sabittir. Dosyaya celp edilen 07/12/2016 tarihli nüfus aile tablosunda muris H.E. in İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20.05.1940 kesinleşme tarihli kararı ile Beyoğlu, Hacımimi Mah. 17 Cilt, 584 Hane, BSN 1'de kayıtlı bulunan M.E.'yi evlat edindiği, murisin evlatlığı M.E.'nin 01.07.1957 tarihinde evli ve çocuklu olarak vefat ettiği anlaşılmaktadır. Muris H.E. davacı hazinenin iddia ettiği şekilde M.E. 'in evlatlığı değil, aksine M. E. Muris H. E.' in evlatlığıdır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 314. Maddesinde evlatlığın evlat edinene mirasçı olacağı belirtilmiştir. TMK'nın 500. Maddesinde "Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlat edinen ve hısımları, evlatlığı mirasçı olmazlar." denilmektedir, buna göre muris H.E. ve evlatlığı M.E.'nin de 01.07.1957 tarihinde vefatı ile geriye mirasçıları olarak çocukları, N.E.B. ve M.T.E.'nin kaldığı, N.E.B.'in sağ olduğu, M.T.E.'in 30.12.2010 tarihinde vefat ettiği geriye yasal mirasçıları çocukları M.K.T. ve Y.T.'nin kaldıkları, murisin yasal mirasçılarının bunlar olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle TMK'nın 501. maddesinin muris H.E. yönünden uygulanma imkânı yoktur. Hazine yasal mirasçısı bulunan murise mirasçı olamayacaktır."