Gürhan AKDOĞAN

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Memleketimden akıl almaz manzaralar
27 Temmuz 2021 Salı, 08:12

Değerli dostlar öncelikle geçmiş bayramınızı kutlar sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim. Daha önce de detaylı yazmıştım. Bu ülkede neredeyse 2,5 aydır gündemi bir suç örgütü liderinin videoları, sosyal medyada attığı mesajları belirliyor. İktidarın en üst makamları akıl almaz konularla suçlanıyor, O makamdaki kişilere hakaretler ediliyor, çok karanlık ilişkiler ağı ortaya dökülüyor, doğru veya yanlış bu bilgilerle ilgili nüfusun büyük çoğunluğu bunları takip ediyor, ama ne bir takip ne bir soruşturma ne de doğru dürüst bir yanıt duymadım. Dahası bayağı ünlü gazetecilerden bazıları artık çaresizliğin sonu olarak neredeyse ''iyi ki varsın da bunlar ortaya döküldü' 'diye sistemdeki yozlaşmayı görmeden bu suç örgütü liderine teşekkürler ediyor. Yanlış anlaşılmasın, bunlar tamamen senaryo iktidar yıpratılıyor, bunları görmeyin demiyorum tam tersi içeriden yani bu karmaşık ve illegal işlerin içinden gelen birinin itirafları gündem oluyor ama bir şey yapılmıyor diyorum. Bir ülkede bundan daha kötü ne olabilir diye düşünüyorum. Bu güzel ülkemiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının kurup bize emanet ettiği bu Cumhuriyet bu ayıbı hak etmiyor Bakın şimdi de kayıp silahlar konusu. Bir çok değerlendirme ve resmi rakamlar bunu doğruluyor. Çok vahim bir durum hatta vahim ötesi. Kayıp silahlar' veya 'kayıt dışı silahların' akıbeti, neredeyse ülkemizin tırnak içinde 'temiz ellerin' umudu! haline gelen bu örgüt liderinin somut verdiği bilgiler, adresler, plakalar, isimler vs. halen yalanlanmadığı gibi de soruşturma bile başlatılmadığını düşününce gerçekten aklımızla oynanıyor diye düşünüyorum. Kayıp 100 bin silahtan söz ediliyor ve bir o kadar da mühimmat; sanki önemsiz bir şeymiş gibi, Birisi sokakta 100.000 adet ekmek domates dağıtsa ne oluyor diye takip edilir.

Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk'ün bir medya organında kaybolan silahların sayısı, yani Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın envanterinde olup kayıp olan silahların sayısının 100 binden fazla olduğunu, neredeyse 20 tugay boyutunda olduğunu bunun vahim ve çok ciddi bir durum olduğunu söylemesi beni derinden endişeye sürükledi.

Diğer taraftan ülkemizde uygulanan OHAL olağan hal halini aldı. 20 Temmuz 2016'da ilan edilen olağanüstü hâl, 18 Temmuz 2018'de sona erdi. Ancak olağanüstü hâl döneminde kullanılan yetkilerin uygulama süresinin üç yıl daha uzatılması sağlandı. Hatırlarsınız 2019 yerel seçimlerinde OHAL gölgesinde yapılmıştı. Şimdi de iktidar yine torba kanun teklifi hazırlayarak OHAL yetkilerinin 3 yıl daha uzatılması kararını dün Meclis'ten geçirdi. OHAL ile gözaltı süresi 12 güne çıkacak, gösteri ve yürüyüşler kısıtlanacak, hak arayışlarına kısıtlamalar getirilecek, OHAL ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından 'istenilen' şirketlere kayyım atanma uygulamasının 3 yıl daha sürdürülmesi sağlanacak ve en önemlisi olağanüstü şartlarda seçimlere gidilecek. Hükümetin OHAL yetkilerini 3 yıl daha uzatan düzenleme, 2023 için planlanan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile 2024'teki belediye seçimlerinin güvenliğini tehlikeye sokacak türden düzenlemeler içeriyor. Bunun adına da biz ''İleri Demokrasi'' diyoruz. Tüm bunlar olurken bu ülkede her üç gençten birinin işsiz olduğunu 9.7 milyon kişinin asgari ücret ve altında ücret aldığını asgari ücretin net 2 bin 825 TL olduğunu Türk-İş in yaptığı Haziran 2021 açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 2 bin 865 TL yoksulluk sınırının ise 9 bin 332 TL olduğunu, verilere göre Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarının bir önceki yıla göre yüzde 17,84 arttığını bekâr bir çalışanın 'yaşama maliyetinin' ise aylık 3 bin 473,37 TL olduğunu da sizlerle paylaşmak isterim. Bu gerçekleri iktidar yanlıları görmezden gelip yanlış diyebilirler, ama dün yaşadığım bir gerçeği paylaşmak isterim Bursa'da hepimizin bildiği bir bulvarda normal bir kafede 3 kişi 2 adet peynirli tost ve 4 şişe su için 89 TL para ödedik. Ve aklıma bir öğrencinin günde sadece 2 adet tost yiyip ve 4 şişe su içse aylık ihtiyacının yaklaşık 2.700 TL olduğunu ya da bir esnaf lokantasında bir tas çorbanın 15-20 Tl olduğunu düşününce işin içinden gerçekten çıkamadım. Bizi hâlâ nelerle meşgul ediyorlar diye düşündüm. İşte memleketimden çok özet akıl almaz manzaralar.