Ankara Garı önündeki terör saldırısı davasına devam edildi
Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te terör örgütü DEAŞ tarafından düzenlenen ve 100 kişinin ölümüyle sonuçlanan çifte intihar saldırısına ilişkin davada dosyaları ayrılan 16 sanığın yargılanmasına devam edildi.
GÜNDEM , 18 Nisan 2019 Perşembe, 17:48
Ankara Garı önündeki terör saldırısı davasına devam edildi

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı müdahiller ve avukatları katıldı.

Duruşmada hazır bulunan İstanbul, Hatay ve Bursa barolarının avukatları, davaya müdahillik talebinde bulundu.

Ardından Kilis Cezaevi'nde başka dava kapsamında tutuklu bulunan, firari sanıklardan İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı'nın "tanık" olarak ifadesinin alınması için video konferans bağlantısı kuruldu.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, Hülya Balı'ya, sanığın eşi olması dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre tanıklık yapmak isteyip istemediğini sordu.

Balı, tanıklık yapmak istemeyerek, "Üç yaşındaki çocuğumla bir yıl üç aydır cezaevindeyim. 2014'te eşimin tehdidiyle Suriye'ye gitmek zorunda kaldım. Dışarıda da iki çocuğum var. Çok mağdur durumdayım." dedi.

Balı, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini, birçok kez çeşitli davalarda ifade verdiğini ancak halen cezaevinde bulunduğunu ifade etti.
Müdahil avukatlardan Kazım Bayraktar söz alarak Balı'ya, "Tanıklık yapmak istemezseniz, etkin pişmanlıktan yararlanmamanız için başvurularda bulunacağız." ifadesini kullandı.

Avukat Doğukan Tonguç Cankurt ise Balı'nın, eşi yönünden tanıklık yapmayabileceğini ancak dosyadaki diğer sanıklar yönünden tanıklıktan vazgeçemeyeceğini söyledi.

Hülya Balı, "Tanıklık yapmak istemiyorum. Daha önce eşim hakkında da başkası hakkında da tanıklık yaptım. Mağdur bırakıldım, hiçbir şekilde kendimi ifade edemedim." şeklinde savunma yaptı.

Müdahil avukatlarından Yıldız İmrek de "Tanıklıktan çekilme hakkı, tanığın sadece birinci derece yakınlarıyla ilgili olur ancak bu dosyanın başka sanıkları da var." görüşünü dile getirdi.

Cumhuriyet savcısı, tanıklıktan çekilme hakkının, tanığın eşi ve kendisini ceza kavuşturmasına uğratacak konularla ilgili olabileceğini, diğer sanıklar yönünden sorulan sorulara cevap verip vermeyeceği konusunun değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Mahkeme heyeti, tanığın, sanık İlhami Balı'nın eşi olması, CMK'ye göre tanığın, kendisini ve yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekilebileceğini düzenlendiğini belirterek, Hülya Balı'nın tanık olarak dinlenmemesini kararlaştırdı.

Karar üzerine bazı müdahiller, "Yeni delil çıkmasın diye çabalıyorsunuz." diyerek, tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı Giray ise kanun ve usul hükümlerine göre yargılama yaptıklarını dile getirdi.

Giray, daha sonra dosyaya çeşitli makamlardan giren bilgi ve belgeleri tutanağa yazdırdı.

Bazı emniyet ve savcılık makamlarının, gözaltına alınan kimi kişilerin, bu davanın sanıklarına ilişkin beyanlarını ve teşhis tutanaklarını mahkemeye delil olarak gönderdikleri açıklandı.

Yakalamalı sanıklar ve haklarında daha önce ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen sanıkların DEAŞ bağlantıları hakkında bilgi verilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü Terör ve İstihbarat Daire Başkanlıklarına yazılan müzekkerelerin cevaplandığı bildirilen duruşmada, Adalet Bakanlığının gönderdiği yazıya göre sanıklar Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Ahmet Güneş, Hasan Hüseyin Uğur ve Nusret Yılmaz hakkında kırmızı bülten düzenlendiği belirtildi.

MÜDAHİL AVUKATLARI

Söz alan müdahil avukatlarından Doğukan Tonguç Cankurt, Hülya Balı'nın beyanlarının dosya için önemli olduğunu anlattı.

Avukat Murat Kemal Gündüz de Balı'nın dinlenmemesiyle mahkemenin usul hatası yaptığını savundu.

Avukat İlke Işık ise sanıklara ilişkin istihbarat değerlendirmelerinin bulunduğu raporları eleştirdi. Işık, bir süre önce Habur Sınır Kapısında güvenlik güçlerine teslim olan, önce serbest bırakılan, savcılık itirazı üzerine tutuklanan Ayşenur İnci'nin sanıklara ilişkin çok şey bildiğini anlattı ve tanık olarak dinlenmesini istedi.

Avukatın sözlerini tamamlamasının ardından izleyici sıralarında bulunan bir müdahil, "Çocuklarımızın üstüne bomba atan katilleri heyet konuşturmadı. Çocuklarımızı katlettiler." dedi.

Salondan başkalarının da tepki göstermeye başlaması üzerine heyet, yargılamaya öğle arası verdi. Aranın ardından duruşmada müdahil avukatlarının taleplerinin alınması sürdürüldü.

Mahkeme heyeti, firari sanıklar hakkındaki yakalama ve yokluğunda tutuklama kararlarının devamına karar verirken suçtan zarar görme durumlarını dikkate alarak İstanbul, Tunceli, Hatay ve Bursa Barolarının müdahillik istemlerini kabul etti.

Sanıklardan Deniz Büyükçelebi'nin eşi Şengül Büyükçelebi'nin ifadesinin alınması ve bazı belgelerin toplanması için çeşitli makamlara müzekkere yazılmasına da karar veren heyet, davayı erteledi.

10 EKİM 2015'TEKİ SALDIRI VE İDDİANAME

Sivil toplum kuruluşlarınca 10 Ekim 2015 Cumartesi Sıhhiye Meydanı'nda düzenlenecek miting için kalabalık, Ankara Garı önünde toplanmıştı. Grup kortej hazırlığına devam ederken saat 10.04'te, üç saniye arayla iki patlama meydana gelmiş, ikisi çocuk 100 kişi hayatını kaybetmiş, 391 kişi yaralanmıştı. Patlamalarda 2 terörist parçalanarak ölmüştü.

Olaya ilişkin 36 sanık hakkında dava açılmış, iddianamede, canlı bomba saldırganlarının 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz ile açık kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu kişi olduğu belirtilmişti.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi sanıklardan 9'unu 100 kişiyi "kasten öldürmek" ve "anayasal düzeni ihlal" suçlarından 101'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanında, çeşitli suçlardan süreli hapis cezasına çarptırmıştı.

Kalan sanıklardan 9'u "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6'şar ay ile 12'şer yıl arasında, bir sanık "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan 18 yıl hapis cezasına mahkum edilirken, yargılama aşamasında ölen bir sanık hakkındaki dava düşürülmüş, firari 16 sanığın dosyasını ise ayırmıştı.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR