AYM, müstehcen internet yayını sansürünü anayasa'ya aykırı buldu - Haberleri - Bursa Hakimiyet
AYM, müstehcen internet yayını sansürünü anayasa'ya aykırı buldu
Anayasa Mahkemesi, ülkemizdeki internet sansürü konusunda önemli bir karar aldı ve daha önceden TİB - Telekomünikasyon İletişim Başkanlı'na verilen müstehcen içerik engelleme yetkisinin Anayasa hükümlerine ters düştüğüne hükmetti.
TEKNOLOJİ , 08 Şubat 2018 Perşembe, 12:45
AYM, müstehcen internet yayını sansürünü anayasa'ya aykırı buldu

Hatırlanacağı üzere TİB, 2005 yılında kurulmuştu ve internet sitelerinin ve bu sitelerde yer alan içeriklerin denetimini üstlenmişti. TİB'e erişim engelleme yetkisi de verilmişti. Yani internet üzerinde yer alan içeriklerin ve sitelerin sansürlenmesinin arkasında bu kurum vardı. Üstelik bu yetkinin kullanılması için mahkemeler tarafından karar alınmasına da gerek yoktu.

TİB, 11 yıl görev yaptıktan sonra 2016 yılında bir olağanüstü hal kararnamesiyle kapatılmıştı ve yetkileri BTK'ya devredilmişti. TİB'in sahip olduğu erişim engelleme yetkisi birçok farklı başvuru sonucunda mahkemelere taşınmıştı; fakat sonuç alınamamıştı. Danıştay 13. Dairesi'ne gelen bir itiraz değerlendirildi ve bu yetki hakkında inceleme başlatılarak dava Anayasa Mahkemesi'ne aktarıldı.

AYM nihayet, kapatılan TİB'in sahip olduğu erişim engelleme yetkisi hakkında karar verdi ve bu yetkinin haberleşme hürriyeti ile doğrudan ilgili olduğuna, hakim onayı olmadan bir siteye erişimin engellenmesinin Anayasa maddelerini ihlal ettiğine hükmetti. Verilen karar 1 yıl sonra yürürlüğe girecek ve bu süre içinde hükümet, AYM'nin kararını temel alarak yeni bir düzenleme getirmek zorunda kalacak.

Anayasa Mahkemesi yaptığı açıklamada itiraz edilen yetkinin kapsamının ve sınırlarının açıkça belirtilmediği için Anayasa'ya aykırı olduğunu dile getiriyor. Yani müstehcen bir sitenin engellenmesi için öncelikle hangi sitelerin "müstehcen" olarak nitelendirileceğinin sınırlarının çizilmesi gerekiyor. Ayrıca engellemenin kapsamının ne olacağı, sitelerin hangi sayfalarının, ne süreyle engelleneceği de belirtilmediği için uygulamada hak ihlalleri gerçekleşebilme ihtimali bulunuyordu. Bütün bunlara, yetkinin kullanımı için hakim onayına ihtiyaç duyulmaması da eklenince ortaya kontrol edilemeyen, amacından sapabilecek bir engelleme mekanizması çıkmaktaydı. Bir hukuk devletinde olması gerektiği şekilde hukuk üstünlüğünü geri getirecek yeni kararın karşısında nasıl bir yapılanma oluşacağını henüz bilemiyoruz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR