Babacan'dan Japonya ile paralel ticaret açıklaması
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türk-Japon ilişkilerinin 90. yıldönümü kapsamında düzenlenen iş forumuna katıldı. Forum açılışında bir konuşma yapan Ali Babacan, Japonya ile gümrük iş birliği ve ekonomi konusunda yeni anlaşmalar üzerinde çalıştıklarını belirterek, "Japonya ile Avrupa Birliği arasındaki serbest ticaret anlaşmasına paralel, bizde Japonya'yla paralel bir serbest ticaret anlaşması yapmak istiyoruz ve bunu çok önemsiyoruz. Zaten üzerinde çalıştığımız ekonomik ortaklık anlaşması aslında, serbest ticaret anlaşmasına bir hazırlık niteliği taşıyor aynı zamanda" dedi.
GÜNDEM , 25 Kasım 2014 Salı, 14:50
Babacan'dan Japonya ile paralel ticaret açıklaması
Ali Babacan, Japonya'da Japon iş dünyası temsilcilerine hitap ettiğini ifade ederek, "Japon iş dünyasının Türkiye'ye olan ilgisinin ne kadar yoğun olabileceğini o zaman bizzat müşahede ettim" dedi.

Babacan Japonya ziyareti sırasında Nikkei Grubu Başkanı ile yemekte buluştuğunu ve söz konusu kurumun Türkiye'de bir ofisinin olmadığını anımsattığını, yetkilinin Türkiye'yi, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki farklı bir ülkeden takip ettiklerini belirtti. 
Bunun üzerine kendisinin "Bölge değişti, Türkiye'nin bölgede merkezi bir rolü var ve bütün dünya bizim coğrafyamızı Türkiye'den izliyor" dediği bilgisini veren Babacan, bu konuşmanın üzerinden 2 ay geçmesinden sonra İstanbul'da bir Nikkei ofisinin açıldığını ifade etti.

O günden bu yana Türkiye Japonya arasındaki iş dünyasında trafiğin de hızlandığını vurgulayan Babacan, "2 önemli finans kuruluşu Türkiye'de 2011 yılından sonra faaliyet göstermeye başladı. Bunlar bizi çok sevindiren gelişmeler" dedi. 

Babacan Van depremi ve Japonya'da ki büyük doğu depreminin aşağı yukarı aynı zaman geldiğini belirterek, "Türkiye'de deprem olduğunda ilk gelen kurtarma ekiplerinden bir tanesi Japonya'dan geldi. Japonya'da deprem olduğunda ise aynı şekilde ilk giden kurtarma ekiplerinden birisi Türkiye'den oldu ve bizim ekibimizi alandan son ayrılan ekip oldu. Burada ki kurtarma çalışmaları olduğunda ise maalesef bir Japon vatandaşı hayatını kaybetti. Tokyo'da kendisinin cenaze törenine katıldım" dedi. 
Babacan, bunların, iki ülke arasındaki ilişkilerin derin ve özel olduğunu ifade ettiğini belirtti.

"SERBEST TİCARET ANLAŞMASI YAPMAK İSTİYORUZ"

Babacan, şu anda Japonya ile ekonomik ortaklık ve gümrük iş birliği konusunda yeni anlaşmalar üzerinde çalıştıklarını ifade ederek, "Japonya ile Avrupa Birliği arasında bir serbest ticaret anlaşması müzakeresi var. Türkiye, Gümrük Birliği'ne üye olan bir ülke olarak bu anlaşmanın dışında kalmak istemiyor" dedi. Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Japonya ile Avrupa Birliği arasındaki serbest ticaret anlaşmasına paralel, bizde Japonya'yla paralel bir serbest ticaret anlaşması yapmak istiyoruz ve bunu çok önemsiyoruz. Zaten üzerinde çalıştığımız ekonomik ortaklık anlaşması aslında, serbest ticaret anlaşmasına bir hazırlık niteliği taşıyor aynı zamanda. Bunun da en kısa zamanda gerçekleşmesini ümit ediyoruz.

Japonya ile olan iş birliğinin çok taraflı ortamlarda da olduğuna dikkati çeken Babacan, "G-20 belki bunların başında geliyor. G-20 dönem başkanlığını Türkiye 1 Aralık'ta devralacak. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki dönemde de Japonya'yla G20 kapsamında ki iş birliğimizin yoğunlaşarak devam edeceğini ümit ediyoruz" diye konuştu.

"BAŞARILI OLUNMAZSA SUÇU MERKEZ BANKASINA YIKALIM, GEÇELİM"

Ali Babacan, güven için mutlaka ileriye yönelik program açıklanması gerektiğini belirterek, son 3-4 yıldır G20'de ısrarla ülkelerin orta vadeli programlarını açıklamasını istediklerini kaydetti. Kriz döneminde pek çok ülkenin içinde bulunulan yılla ilgili bile program açıklayamadığını, Türkiye'nin krizin en derin dönemi olan 2009 yılında orta vadeli program hedeflerini ortaya koyduğunu ve bunun faydasını gördüğünü ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

"G20 mutlaka yapısal reformlara ağırlık vermek zorundadır. Artık daha fazla devlet harcasın da oradan büyüyelim dönemi bitiyor çünkü pek çok ülkede borç stoku o kadar yüksek seviyeye çıktı ki daha fazla kamu harcaması, büyüme zor hale geldi. Merkez bankaları görülmemiş likiditeyi piyasaya sürdü. Merkez bankalarının para basarak ekonomiyi düzeltmesi mümkün değil. 'Her şeyi merkez bankasına bırakalım, gereğini yapsın, başarılı olunmazsa suçu merkez bankasına yıkalım, geçelim' yaklaşımı doğru değil. Maliye politikalarında alan kalmadıysa, para politikalarında da etkinlik azalıyorsa geriye yapısal reformlar kalıyor. Biz bu reformların artık ertelenemeyeceğini düşünüyoruz."

"YARGI İLE İLGİLİ MAALESEF SIKINTILI DÖNEMLER GEÇİRDİK"

Babacan, iki alanın olmazsa olmaz olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

"Eğitim ve yargı konuları da bizim olmazsa olmazımız. Bunlar doğrudan ekonomi ile bağlantılı görünmüyor ama sonuçları itibarıyla önümüzdeki dönemde Türkiye'nin başarılı olup olmayacağını belirleyecek en temel iki alandır. Gerçek anlamda hukuk devleti olmak demokraside de ekonomide de başarının temelinde. Yargı ile ilgili maalesef sıkıntılı dönemler geçirdik. Mutlaka evrensel hukuk standartlarını baz alan, bağımsız, tarafsız çalışan yargı sistemine ihtiyacımız var. Hızlı, verimli, tutarlı karar alan yargı sistemine şiddetle ihtiyacımız var. Yargı, önümüzdeki birkaç yıl üzerine özel eğileceğimiz konulardan biri olacak."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR