Beren ve Kenan Kafa Dergisi'ne yazdı... "Madem seçim kılıçları..."
Beren Saat ve Kenan Doğulu çifti, Kafa dergisinin nisan sayısı için birer yazı kaleme aldı. Saat, yazısında kadın haklarına ve kadına karşı şiddete dikkat çekti, Doğulu ise hem babasını hem de 12 Mart’ta vefat eden pop müzik efsanesi Erol Büyükburç’u andı.
MAGAZİN , 29 Mart 2015 Pazar, 10:33
Beren ve Kenan Kafa Dergisi'ne yazdı... "Madem seçim kılıçları..."
Ne zaman ülkeyi ilgilendiren önemli bir karar açıklanacak olsa, dudakların üzerinde hep bodur bir bıyık... Artık iyice eminim; yanlış kapının önünde, hiç verilmemiş bir randevu için boşuna bekliyoruz. Aileye ataerkil monarşiyi yerleştirmeye ant içmiş, kadını erkeğin alt kümesi sayan yöneticilerle kadın dertlerine deva bulunamayacak.

Kültür sanat, eğitim, çevre politikalarıyla ilgili şikayetlerimiz epey lüks kaldı son zamanlarda, artık kadınlarımızın canının derdindeyiz. Madem seçim kılıçları kuşanıldı, önemli bir ihtiyacımızı dile getirmek gerek: Türkiye’nin siyasetinde kadının temsili konusunda çok ciddi bir delik var.Evet, bakınca siyasette kadınlar var ama güçleri bakanlığın tanımının kadından aileye dönüştürülmesine engel olmaya bile yetemedi.

“Kadın lider olduğunda işler değişir mi?” diye basit bir araştırma yapıyorum: Almanya ve kadın cinayeti diye İngilizce yazıyorum arama motoruna ve utanıyorum çünkü karşıma ilk ‘Türk Kadın’ı haberleri çıkıyor. Biri restoran tuvaletinde tacize uğrayan iki genç kıza yardım etmeye çalışırken aldığı darbelerle bitkisel hayata giren ve Almanlar için kahramanlaşan Tuğçe Albayrak’ın talihsiz hikayesi, diğeri de otobüs durağında beklerken ve üstelik hamileyken ailesi tarafından namus sebebiyle kurşunlanan bir kadının 10 yıl önceki bir haberi.Yani Merkel’in Almanyası’nda, Türkiye’de olduğu gibi rahatça ve düzenli kadın cinayeti işlenemiyor.

Haberlere baktığınızda sonsuzluğa uzanan öldürülmüş “Alman Kadın İsim Listeleri” serilmiyor önünüze. Türkiye’de bir şeyler acilen değişmeli... En önemli kriz günlerinden birinde bir kadının açıklama yapması gerektiğinde “Kadın cinayetleri değil görünürlüğü artmıştır” deyip yaramızı biraz daha derinleştiren transparan figürler yerine; konuyu çözmek üzere savaş verecek, 4+4+4’ün hemcinsleri için hiçbir zaman 12 etmeyeceğini öngörüp elini erkek egemen masalara vurabilecek, kadınla erkeğin eşit olduğuna gerçekten inanan kadın liderler lazım bize.

Savaşarak elde ettiğimiz alanlarımızı, haklarımızı, mesleki fırsat eşitliğimizi ve can güvenliğimizi kaybediyoruz. Kadının
doğru temsili siyasette hızla yer bulmalı. Çok üzüldük Özgecan için; yasımızda kesinlikle riya yoktu. Özgecan’ı kaybedeli bir ayı biraz aşan bir süre oldu; pratikte bir şey değişti mi? Hayır.

Bu bir ayda daha önce iki kere “kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” nedeniyle koruma talep etmiş bir kadınımızı; cezaevinde pembe odada -her ne işi varsa- bulunan meyve bıçağı sebebiyle başka bir kadınımızı ve benim hesap edebildiğim kadarıyla en az 22 kadınımızı daha kaybettik. Ölümlerine neden engel olmadık, onlara neden üzülmedik?? İşte riya tam da burada...

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR