Beştepe'den açıklama "PYD ile mücadele DEAŞ ile mücadeleye engel değil" - Haberleri - Bursa Hakimiyet
Beştepe'den açıklama "PYD ile mücadele DEAŞ ile mücadeleye engel değil"
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Ankara zirvesi, Suriye'nin DEAŞ, El Kaide, PKK, PYD ve YPG dahil tüm terör unsurlarından temizlenmesi ve Suriye halkının uzun yıllar mahrum bırakıldıkları özgürlük, barış ve istikrara kavuşturulması için önemli bir adım olmuştur" değerlendirmesinde bulundu.
GÜNDEM , 07 Nisan 2018 Cumartesi, 11:51
Beştepe'den açıklama "PYD ile mücadele DEAŞ ile mücadeleye engel değil"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Daily Sabah gazetesinde yayımlanan yazısında Ankara'da gerçekleşen üçlü zirveyi değerlendirdi:

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yedi yıldır devam eden Suriye krizini sonlandırmak amacıyla 4 Nisan günü Ankara'da bir üçlü zirvenin ev sahipliğini yaptı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in katıldığı zirve, ümit vaat ettiği kadar Suriye'deki şiddeti sonlandırmanın zorluklarını da ortaya koyuyordu. Suriye'nin, Ortadoğu'da devam eden küresel iktidar oyunlarının bir sahnesi hâline geldiği sır değil. Sahadaki ana oyuncular olan ABD, Fransa, Suudi Arabistan, İran ve Rusya, savaşın nasıl bitirileceği konusunda farklı bakış açıları bulunuyor. Ancak tüm tarafların paylaştığı iki nihai hedef var: DEAŞ terörünün sona erdirilmesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması. Ancak bu hedefler, farklı zamanlarda farklı şekillerde yorumlanabiliyor.

ABD yönetimi DEAŞ'ın ortadan kaldırılmasının Suriye'deki temel hedefi olduğunu söylese de bu ifadeye zaman içerisinde farklı anlamlar yüklendi. DEAŞ ile mücadele hedefi, Suriye sahasında İran ve Rusya'yı dengeleme çabasına dönüştü. Elbette bu durumun farklı şekillerde izah edilmesi gerekiyor. Bu nedenle ABD'li yetkililer DEAŞ ile mücadelenin durumu hakkında birbiriyle çelişen açıklamalar yapıyor. Bazıları "mücadele sona erdi ve DEAŞ yenilgiye uğratıldı" derken, diğerleri tehdidin sürdüğünü ve bu nedenle Amerikan askeri varlığının uzun vadeli olması gerektiğini savunuyor. Aynı şekilde bu durum, ABD tarafından Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü PYD ve YPG ile işbirliğinin meşrulaştırılması için kullanılıyor.
Geçtiğimiz aylarda ABD'nin, Suriye'nin doğusunda kalarak İran'ı dengelemek istediği açıkça ortaya çıktı. Bu politika Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden de destek buldu. ABD Başkanı Donald Trump ise ülkesinin Suriye'de kalmasını isteyen Körfez ülkelerinin faturayı ödemesi gerektiğini açıklayarak bu desteği ortaya koydu. Açıkçası Suriye'deki mesele DEAŞ ile mücadele olmaktan çıktı. Artık Suriye'de ve bölgede yeni bir güç dengesi kurma çalışması yapılıyor. İkincil bir hedef hâline gelen DEAŞ ile mücadele, ABD ordusunun Suriye'deki varlığını meşrulaştırmakta zorlanmasına neden oluyor. Zira Amerikan kanunlarına göre ordu ancak terörle mücadele kapsamında başka ülkelerde faaliyet gösterebiliyor.
Türk, İranlı ve Rus liderlerin 4 Nisan'da yaptıkları ortak açıklamada Suriye'deki savaşın sona erdirilmesi çağrısı yapıldı ve Astana sürecinin ülkedeki "şiddeti azaltmayı başaran tek etkili uluslararası girişim" olduğu hatırlatıldı. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı ve Cenevre sürecine bağlı olarak çalışılması gereği vurgulandı. Üç ülke, Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve mezhepçi olmayan yapısına bağlı olduklarını ifade etti. Bu anlamda ülkenin gelecekte kurulacak yönetiminin mezhepçi ve hizipçi olmayacağı, kapsayıcı, demokratik ve çoğulcu olacağı vurgulandı.

Bu açıklamada isimleri zikredilmemekle birlikte PYD ve YPG'ye referanslar bulunuyordu. Üç ülke, terörle mücadele adı altında sahada yeni gerçeklikler oluşturma çabalarına karşı çıkarak ayrılıkçı projelerle mücadele etme kararlılıklarını tekrarladı. Bu anlamda Rusya ve İran'ın, Türkiye'nin endişelerini paylaştığı teyit edilmiş oldu. Nitekim Türkiye'nin kararlı duruşu, örgütün Cenevre ve Astana süreçlerine dahil edilmemesi sonucunu doğurmuştu.

Ankara'nın sert tutumu, sahada fiili durum oluşturmaya çalışan bir ayrılıkçı terör örgütü ile Kürtler ve diğer gruplar arasında kesin bir ayrım yaptığı için meşrudur. Ayrıca Türkiye'nin YPG terör örgütüyle mücadelesinin, dikkatleri DEAŞ'tan uzaklaştırmadığı açıktır. Tam aksine, bizim adımlarımız Suriye'de tüm terör örgütleriyle mücadele etme hedefine hizmet etmektedir. Tüm taraflar, bu hedefi benimsemek durumundadır.

Elbette sahada yapılacak birçok şey bulunuyor. Rusya ve İran, ateşkesin ihlal edilmemesi ve ülkenin her yerine insani yardımların ulaşabilmesi gibi hususlarda Suriye rejimi üzerindeki nüfuzlarını kullanmalı. Ayrıca rejime baskı yaparak yeni bir Anayasa'nın hazırlanması ve serbest ve adil seçimlerin düzenlenmesi de dahil olmak üzere siyasi sürecin işletilmesini sağlamak durumundalar.

Suriye krizinin mevcut aşamada ne kadar karmaşık ve zorlu bir mesele olduğunu reddetmiyoruz. Ancak Ankara zirvesi, Suriye'nin DEAŞ, El Kaide, PKK, PYD ve YPG dahil tüm terör unsurlarından temizlenmesi ve Suriye halkının uzun yıllar mahrum bırakıldıkları özgürlük, barış ve istikrara kavuşturulması için önemli bir adım olmuştur."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR