Bursa'da inanılmaz olay! Bir damlası için 1500 kilometre yol geldiler...
Bursa'nın Karacabey ilçesi Ulubatlı Hasan Köyündeki tarihi kalenin taş duvarlarından akan sıvı vatandaşları birbirine düşürdü, Şifa bulmak için Türkiye'nin bir ucundan gelen onlarca vatandaş taşlardan damlayan sıvıyı enjektör ile toplamak için adeta savaş verirken, bazı vatandaşlar ise bilimsel bir tespit olmadığı halde sıvıyı içenlere tepki gösterdi. Tartışmaya yol açan tarihi kaleden akan sıvının ne olduğu ise, belediye tarafından gönderilen mühendislerin tahlilleri sonucu ortaya çıkacak.
BURSA , 21 Mart 2015 Cumartesi, 08:14
Bursa'da inanılmaz olay! Bir damlası için 1500 kilometre yol geldiler...
RİVAYETE GÖRE....

Bursa'nın 60 kilometre uzağında Karacabey ilçesine bağlı Uluabat Mahallesi daha önce eşine rastlanmayan bir olaya şahitlik ediyor. Bizans döneminden kalma olduğu bilinen tarihi Uluabat kalesinin taş duvarlarından damlayan anne sütü olduğu iddia edilen sıvı görenleri hayrete düşürüyor. Rivayete göre lohusa bir kadın ile çocuğunun öldürülüp kaleye gömülmesinin ardından her Cuma öğle saatleri ile mübarek 3 aylarda düzenli olarak taş duvarlardan anne sütü damlıyor. Sütten şifa bulduklarını belirten mahalleli taş duvarlardan damlayan beyaz renkli sıvıyı bardaklarda biriktirip şifa bulmak için içiyor. Göz rahatsızlıkları ile tansiyon rahatsızlığına iyi geldiği belirtilen süt sayesinde bu güne kadar yüzlerce kişinin şifa bulduğu iddia ediliyor.

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

BİR DAMLA İÇİN BİNLERCE KİLOMETRE GELDİLER.... 

Tarihi kaleden akan sıvının süt olup olmadığı tartışması devam ederken şifa bulmak için Türkiye'nin dört bir köşesinden gelen yüzlerce vatandaşta sadece Cuma günleri akan sıvıdan toplayabilmek için adeta birbirleriyle yarıştı. Muş, Antalya, İzmir, İstanbul, Balıkesir, Kayseri, Tekirdağ'dan gelen vatandaşlar duvardan damlayan sıvıyı yanlarında getirdikleri enjektörler ile toplamaya çalıştı. Yoğunluk nedeniyle izdihamın da yaşandığı kaleye son umut kapısı olarak geldiklerini belirten çok sayıda vatandaş topladıkları sıvıyı çocuklarına içirip gözlerine sürdü.

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

SÜT MÜ? DEĞİL Mİ? KAVGASI

45 yıldır aynı mahallede yaşadığını ve her Cuma düzenli olarak taş duvarlardan süt aktığını belirten Uluabat Mahalle Muhtar Vekili Ramazan Hamamcı (46) sıvının kesinlikle anne sütü olduğunu iddia etti. Akan sıvının süte benzemediğini iddia eden bazı vatandaşlar ise bilimsel bir tespit olmadığı halde akan sıvıdan içmenin tehlikeli olabileceğini belirtip Hamamcı'ya tepki gösterdi. Hamamcı ve bir vatandaş arasında yaşanan sözlü gerginlik Karacabey Belediyesinde görevli gıda mühendislerinin kaleye gelip numune almasıyla son buldu. Akan sıvının ne olduğunun anlaşılması için laboratuvar ortamında incelenmesinin gerektiğini belirten gıda mühendisi Elçin Okumuş, "Bilimsel bir çalışma yapılmadan insanların buraya sokulması yanlış. Belki de bilimsel bir oluşum yok ediliyor. İnsanlar 1 damla süt alabilmek için kayayı kazıyorlar. Akan sıvı süt olsa bile kazımadan dolayı delikler kapanacağı için belki de bir daha akmayacak. Yetkililer bir an önce burada tedbir almalı"dedi.

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

GÖRME VE KONUŞMA BOZUKLUĞUNA İYİ GELİYOR

Taşlardan akan sıvının anne sütü olduğunu iddia eden Hamamcı, kesinlikle kireç değildir. Allah tarafından öldürülen annenin sütü akıyor. Konuşamayan ve gözlerinde bozukluk olan çocuklar taşlardan akan süt sayesinde şifa buluyor. Böyle bir olayın dünyada eşi benzeri yok. "İzmir, Antalya, Muş, Diyarbakır, Konya, Trabzon gibi her ilden vatandaşlar buraya şifa bulmak için geliyor. Burada Cuma günleri yoğunluk ve izdiham yaşanıyor. Araçların park edeceği yer yok. Yollar kötü, insanlar tarlada çamur içine araçlarını park ediyorlar. Burasının belediye tarafından biran önce düzenlenmesini istiyoruz" diye konuştu. Akın eden vatandaşların kovayla gelmesine esprili bir dillede tepki gösteren Hamamcı, kardeşim burada inek mi var ne olur kova getirmeyin diye konuştu. 

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

Konuşma problemi yaşayan 3.5 yaşındaki torunu Mustafa Efe Burunsuzoğlu'nu şifa bulması için Balıkesir'den getirdiğini anlatan 59 yaşındaki Mustafa Burunsuzoğlu, Süt kalesini internetten duyduk. Torunum için geldik. Konuşamıyor tam Cuma saati buradayız şifa arıyoruz diye konuştu. Yeğeni Emirhan Karadeniz için Muş'tan geldiğini belirten Mustafa Karadeniz ise çare bulmak için her yolu deniyoruz. Şifa bulmak için 1500 kilometre yol geldik. Bir damla alıp döneceğiz diye konuştu. 

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

Ulubatlı Hasan Köyü sakinlerinden 72 yaşındaki Emine Bulut ise "Buraya inanmayan gelmesin 40 senedir bu süt akıyor. Bu süt kalede kesilen gelinin sütüdür. O gelinin sütü akıyor taşlardan. Her hastalığa şifadır. dedi
Öte yandan Akan sıvının süt olduğu netleştiği takdirde, belediye tarafından tarihi Süt Kalesi, koruma alanına dahil edilerek, çevre düzenlemesi ve sosyal alanların yapılacağı öğrenildi.

LOPADİON (ULUABAT) KALESİ

Bursa-Karacabey karayolunun 59. kilometresindeki Uluabat Gölü'nün kuzeybatı ucunda, göl ile gölayağının kıyısında, Selçuklu akınlarına karşı Rhyndakos Ovası'nı korumak amacıyla Bizans imparatoru Aleksios Komnenos (salt. 1081-1118) tarafından kurulduğu, Bizanslı tarihyazarlarca belirtilmektedir. Ancak kalenin, daha önce var olan bir yerleşim yerinde ve buradaki surların berkitilmesi suretiyle önem kazanmış olduğu da düşünülmektedir.

Kalenin Osmanlıların eline ne zaman geçtiği kesin olarak belli değildir. Osmanlı tarihçileri ilk kez, Osman Gazi ile Bizans merkez ordusuyla destekli Prusa (Bursa), Atranos (Orhaneli), Kitai (Ürünlü), Dimboz (Erdoğanköy) tekfurlarının birleşik ordusu arasında Dimboz'da yapılan savaştan sonra bu kaleden söz etmektedirler. Yenilgi üzerine savaş alanından kaçan Kitai Tekfuru bu kaleye sığınmış; ancak Osmanlılarla varılan anlaşma üzerine teslim edilmiştir.
Kalenin, Orhan Gazi'nin batıya doğru ilerleyişi sırasında Mihalıç ve Kirmastı ile birlikte Osmanlı egemenliğine geçmiş olabileceği (büyük olasılıkla 1342) sanılmaktadır.

Kale, eski ticaret yollarının kesim noktasında ve Apolyont Gölü'nün golayağıyla Marmara'ya çıkış kapısında bulunduğu için önemli idi. Kale ve eski yerleşim yeri büyük ölçüde tahrip olmuş durumdadır. Ancak kale surlarının önemli bir bölümü ile giriş kapılarından bazıları ayakta durmaktadır

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR