Bursa'nın yetenek avcısı
Son yıllarda müzik alanında özellikle de piyanoda Bursa'nın adı sık sık geçmeye başladı. Bu başarıda Karacabeyli eşiyle tanıştıktan sonra Bursa'ya yerleşen Elena Çekiç'in katkısı büyük.
BURSA , 18 Eylül 2017 Pazartesi, 09:13
Bursa'nın yetenek avcısı

İşte Bursa Hakimiyet Köşe Yazarı Namık Göz'ün Elena Çekiç ile röportajı..

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Son yıllarda müzik alanında özellikle piyanoda Bursa'nın adı sık sık geçmeye başladı. Hatta geçen yıl Nilüfer'de piyano festivali bile düzenlendi. Bunda Antalya'da Karacabeyli eşiyle tanıştıktan sonra Bursa'ya yerleşen Elena Çekiç'in katkısı büyük.

Onun adını önce Suriye'deki savaştan kaçarak Bursa'ya gelen ve müzik dahisi olduğu ortaya çıkan Tambi ile duymuştuk. Tambi'yi kısa süre çalıştırdı ve uluslararası yarışmalarda başarılar elde etmesini sağladı. Ardından peş peşe isimler geldi. Mert Hakan Şeker, Arya Su, Damla Koşar bunların hepsi uluslararası yarışmalarda çoğu birincilik olmak üzere dereceler aldı. Elena Çekiç'in, Bursa'da Akademix'te yolunun Rüstem Avcı ile kesişmesi bu sonuçları ortaya çıkardı.

Elena, ilginç bir kişilik ülkesinde müzik konusunda lisans ve yüksek lisans eğitimi almasına rağmen Türkiye'de ilk iki yılını evde çocuk bakarak geçirmiş. Şimdi nefes alacak zamanı yok dememiz yanlış olmaz. Yine de Bursa'da yaşamaktan memnun. Yemeklerini insanlarını seviyor. Sevmediği alışkanlığımız çocukların mıncıklanarak sevilmesi.

Elena'yı biraz yakından tanıyalım.

Elena, seni tanıyabilir miyiz?

Sibirya'nın Biysk kentinde doğdum. Annem piyano öğretmeni. Dört yaşında piyano çalmaya başladım. Biliyorsunuz Ruslar çok disiplinli annem de öyleydi. Ağladım. Çok zorlandım ama ellerim gelişti ve nota öğrendim. Daha sonra yetenekli çocuklar için özel müzik okuluna gittim. Bütün derslerin yanı sıra müzik eğitimi gördüm. Okuldaki diğer çocuklara bakar özenirdik. Lise için başka şehre gittim 14 yaşındaydım. Novosibirsk'e gittim o da Sibirya'daydım. Yılda iki yarışmaya katılıyordum. Çok güzel öğretmenlerim vardı. Benimle birlikte yarışmaya gelirlerdi. Şimdi aynısını ben yaşıyorum. Novosibirsk'te lisans ve yüksek lisans yaptım ve eğitimimin ardından öğretmenliğe başladım. Lisans eğitimi yaparken de çalışıyorum.

TAMBİ'YE NE OLDU?

Herkes Suriye'deki savaştan kaçarak Bursa'ya yerleşen Tambi'yi merak ediyor. Amacı ABD'de eğitim görmekti. Tambi'ye ne oldu?

Yetenekli hazırlık sınıfında okuyor. Bu hedef yeterli değil. Onun için üzülüyorum. Çok iş yaptık birlikte sonuç bu olacaktıysa gerek yoktu. Bilkent'e girerdi zaten. Arya şimdi yaşında tam burslu Bilkent'i kazandı gidemedi. Geri gitmeye gerek yok. Tambi hedeflerini daha yukarıya koymalıydı.

Türkiye macerası nasıl başladı?

Antalya'ya tatile gelmiştik eşimle orada tanıştım. 7 yıl geçti aradan çocuklar doğdu iki yıl evdeydim. Çünkü Türkçe bilmiyordum. Eşim, bana sadece 'evet' kelimesini öğretmişti o da nikah için. Nikahta da onu söyledim. Eşim mali müşavir Karacabeyli. Sonra çocuk 2 yaşına geldi. Eşimle konuşuyorduk. Bana, 'Sen sürekli Bursa'da iş bulamazsın' diyordu. Kim Türkiye'de piyano öğrenecek sen ev hanımı olacaksın.

Sizin Suriye'den gelen müzik konusunda yetenekli Tambi Cimuk'u nasıl keşfettiğinizi biliyoruz. Sonra küçük yaşına rağmen Mert Hakan Şeker'i Damla Koşar'ı ve en son Arya Su'ya eğitim vererek uluslararası başarılara imza attığınızı biliyoruz nasıl Türk çocukları müzikte başarılı mı?

Türk çocukları çok yetenekli. Türk müziğindeki aksak ritim onlarda çok iyi müzik kulağının gelişmesini sağlıyor. Mesela Arya Su daha yedi yaşında. Gittik yarışmaya grup 7-10 arası en küçük o. Yarışmaya gittik çok korkmuştu. Ama oldu birinciliği kazanmayı başardı. Türk çocuklarında yetenek var fakat eğitim sisteminde problem var.

Rusya'da yetenekli çocuklar nasıl fark ediliyor ve eğitim nasıl devam ediyor?

İlkokuldan itibaren bu konuda eğitimli çok iyi öğretmenler var. Onları bulup çıkarıyorlar. Testler var ama o da yeterli değil. Çocuk testte stres yapar başarısız olur kaygısıyla başka yöntemler de uygulanıyor. Çocuk izlemeye alınıp, ona göre değerlendirme yapılıyor. Bazen çocuğun haberi bile olmadan bu gerçekleştiriliyor. Test sonucunda, 'Sende yetenek yok haydi güle güle' denilmiyor.
Öyle çocuklar var ki bir yıl boyunca normal giderken birden açılıp, harikalar yaratıyor. Rusya'da 6 yaşında eğitim başlıyor. Hem müzik bilgisi eğitimi hem enstrüman, hem koro üçü bir arada gidiyor. Türkiye'de Rusya'daki gibi müzik okulu hiç yok.
Benim çocuğum da burada anaokuluna gidiyordu. Çıkardım. Soruyordum müzik dersinde ne yaptın? Diye. 'Anne öğretmen ben uyudum diye bana çok kızdı. 5 yaşındaki çocuk ne yapsın. Klasik müzik çok farklı ben de uyuyabilirim. 'Başka ne yaptınız' dedim. Enstrüman resimlerini boyadıklarını söyledi. 'Aferin sana' dedim.

Çocukta iyi bir kulak var, parmakları da yetenekli. Birçok harika çocuğun müzik direktörlüğünü yapan Rüstem Avcı'nın dediği gibi bir süre sonra bu eğitimle geliştirilmezse yetenek sıradanlaşıyor. Ne yapmak gerekiyor bu aşamada?

En büyük problem yanlış çalma. Yanlış teknikle devam etmek yeteneği de köreltiyor. Nasıl başladıysa öyle gidiyor. O yüzden öğretmenlerin kalitesi büyük önem taşıyor. Farklı hocaların değerlendirmeleri alınıyor. İki ayda bir yarışmalar yapılıyor. Türkiye'deki en büyük eksiklik normal eğitim sürecindeki müzik bölümünün yetersizliği.

Türkiye'de eskiden Harika Çocuklar Yasası vardı. Devlet yetenekli çocukların tüm eğitim ve yurtdışı masraflarını üstlenirdi. Müzik Direktörü Rüstem Avcı'nın tespiti var. Mert veya Arya Su başarılı. Bunların tüm masraflarının devlet tarafından karşılanması gerektiğini söylüyor. Rusya'da nasıl?

Rusya'da tüm eğitim ücretsiz ve çoğu zaman yurtdışında eğitime gerek kalmıyor. Çünkü iyi okullar ve eğitmenler var. 2 ayda bir de ülkenin değişik yerlerinde yarışmalar yapılıyor. 7-8 tane dünya çapında eğitim veren konservatuvar var. Yanında hemen ücretsiz yurt da var. Türkiye'de de bu tür okulların kurulması ve yaygınlaştırılması lazım. Türkiye'de çok iyi öğretmenler var. Hepsini seviyorum. Türkiye'de şu anda çok başarılı piyanistler de var ama onlar öğretmiyorlar. Onlar sadece kendileriyle ilgileniyorlar ve sadece piyano çalıyorlar. Onların biraz da çocuklara eğitim vermesi gerekiyor.

PİYANO BAKARKEN ÖĞRETMEN OLDU

Bursa'daki öğretmenlik nasıl başladı?

Piyano çalmayı sevdiğimi bildiği için bir gün, ' hadi sana piyano bakalım' diyerek beni Mix Müzik'e götürdü. Piyanoları görünce heyecanlandım. Piyanoların birinden diğerine heyecanla koşarak çalmaya başladım. O sırada Rüstem Avcı geldi, 'Bizimle çalışmak ister misin?' diye sordu. 5 yıl geçti aradan 'Evet istiyorum' diye heyecanla bağırdım. Çünkü evde çok sıkılmıştım. Öyle başladı. İlk zamanlar 3 öğrenci vardı. Başka şehirlerden öğrencilerim gelmeye başladı. Damla İstanbul'dan Mert Eskişehir'den geliyordu.

Bursa'da kalacak mısınız?

Hayat uzun. Şimdilik buradayım iki çocuğum var. Önümüzdeki günler ne getirecek bilmiyorum.

Mert, Damla ve Arya Su'dan ne bekliyorsunuz?

Damla da çok yetenekli annesi Rus ve çok çalıştırıyor. Viyana'dan Bulgaristan'a gitti ve iki yarışmadan da birincilik aldı. Bulgaristan'da New York Konservatuvarı'ndan burslu okuma teklifi aldı. Ama hala 9 bin dolar gerekiyor yıllık masrafları için. Şimdi sponsor aranıyor.
Arya Su, çok çalışkan ve her gün iki saat çalışıyor. Arya'nın babası da müzik öğretmeni o yönden de şanslı iki öğretmenle çalışıyor. Mert, ABD'ye gitti ve çok beğenildi.

Türkiye ve Bursa'da yaşamaktan memnun musun?

Türkiye'de yaşamayı çok seviyorum. Tabii sıkıntılar yok değil. Çocukların yanaklarının mıncıklanarak sevilmesinden nefret ediyorum. Bir aylık iki aylık çocuğa dokunulmaz. Bana bile çok tatlısın deyip yanaklarımı sıkıyorlar. Bunlar güzel şeyler değil.

GÜLSİN ONAY ÖRNEK SANATÇI

Türkiye'nin dünyaca ünlü piyanistleri var, onları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben daha klasik çizgiyi seviyorum. Mesela İdil Biret güzel örnek. Gülsin Onay çok iyi. Her konserinde yetenekli bir çocukla sahneyi paylaşıyor. Bu çok önemli insanlar yetenekli çocukları tanıyor. Daha çok sanatçının bu örnekleri artırması gerekiyor.

Yemeklerle aran nasıl sen Türk yemeklerini yapabiliyor musun?

Türk yemeklerini çok seviyorum. Yavaş yavaş Türk yemeklerini yapmaya başladım. Zeytinyağlı yemekler yapmaya başladım ama henüz sarma yapmayı beceremedim. Zamanım yok iki çocuk var ve ayda iki kez yurtdışına gidiyorum. Eşim de bu konuda anlayışlı. Et yemeklerini çok seviyorum.
Bursa güzel bir şehir. İstanbul çok güzel ama kalabalık. İstanbul'da çok yoruluyorum. Bursa'da her şey var. Antalya'ya da tatile gidiyorum.

Yetenekli çocuklar için hangi önerilerde bulunmak istersin.

Herkes kendi çocuğunun çok yetenekli olduğuna inanıyor. Tabii gerçek bu değil. Yüzde 80'i değil. Başarıda yeteneğin etkisi var elbette ama önemli olan çalışmak. Bu harika çocuklar kolay ortaya çıkmıyor. Günde 4-5 saat çalışmaları gerekiyor. Çalışmayı bırakırlarsa yetenek yetmiyor. Birkaç yarışmada birinci olunca rahatlıyorlar ben her zaman korkuyorum. Üçüncü olunca ahh kötü oldu. Hayır kötü değil o da güzel o zaman belki daha çok çalışacak. Eğer bu yolu seçtiyseniz çok çalışmanız gerekiyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR