Bursa Hakimiyet

'Bursa özlemi bitmedi'

İbranice yazılmış 580 tarihli bazı belgeler, Bursa’daki Yahudi nüfusunun varlığına işaret ediyor. Bu da en eski Bursalıların Yahudiler olduğunu kanıtlar nitelikte...

'Bursa özlemi bitmedi'
Yine, İspanya ve Portekiz’den kovulan Sefarad Yahudileri’nin birçoğu, 16. yüzyılın ilk yarısında Bursa’ya yerleşmeye başlıyor. Osman Bey, 1324’te Bursa’yı fethettiği zaman kentte yerleşmiş bir Yahudi Cemaati’ne rastladığı da aynı belgelerde mevcut. Savaş dolayısıyla şehri terk eden Yahudiler, fetihten sonra şehre geri döner ve Orhan Bey döneminde bir fermanla ayrı bir mahallede oturma imkanı bulurlar. Bu mahalle “Yahudilik” adıyla anılan Sakarya Caddesi’dir. Halen Bursa’da ancak 60 Yahudi ikamet etmekte olup, çoğu 50 yaşın üstündedir... 

DOST YARDIMI

Sene 1944. Varlık Vergisi. Baba Pepu Uzsinay’ın İstanbul’da kundura işi var. Küçük bir esnaf. Toplasan toplasan bütün sermaye 5 bin lirayı tutmuyor. Varlık Vergisi istiyorlar. 72 saat içinde 50 bin TL Defterdarlık’a para getirmesini istiyorlar. Ödenmediği takdirde Aşkale’ye sürgün edileceğini biliyor baba Pepu Uzsinay...  Pepu Uzsinay’ı bir düşünce alıyor ve daktilosunun başına oturuyor ve başlıyor yazmaya. 70-80 adet kopya yapıyor. Hepsini nerede müşterisi varsa gönderiyor. Mektupta şöyle yazıyor: Benim çok kısa bir zaman içinde 50 bin TL ödemem var. Sizden ricam, lütfen bana avans gönderin, siparişinizi gönderin, ben size vermiş olduğunuz siparişin karşılığını göndereceğim. Bir hafta sonra bankada 82 bin TL para toplanıyor. Türk dostlarının bu yaptığını ömrü boyunca unutmayan Pepu Uzsinay’ın esas zenginliği ise bu olaydan sonra başlıyor... Dostluk...



Momo (Moiz) Uzsinay... 72 yaşında. Dedesi Moshe Heskiya Osmanlı zamanında Plovdiv’den (Filibe) Bursa’ya göçüyor. Dede Heskiya haham... Bursa’da Yahudi Cemaati’nde İbranice ve Tevrat dersleri veriyor. Sakarya Caddesi’nde oturuyor...

Moshe Heskiya (sonraki bölümlerde Uzsinay olarak adlandırılacak. Cumhuriyet döneminde çıkarılan bir kanunla soyadı Uzsinay olarak değişiyor) Bursa’da evleniyor ve 5 çocuğu oluyor. Pepu Uzsinay da çocuklardan biri, yani Momo Uzsinay’ın babası... Pepu Uzsinay’a göre “Uzsinay” soyadı eski Türkçede güzel ressam anlamında bir kelime. 


(Momo Uzsinay ablasıyla birlikte Çelik Palas Oteli’nin balkonunda)

Bu kısa girişten sonra Momo Uzsinay’la tanışma hikayemizi anlatayım. İsrail’in Tel-Aviv kentinde bulunan Moshe Dayan Center for Middle Eastern and African Studies’ta öğrenim gören arkadaşım Naif Yılmaz’ın davetlisi olarak bir grup gazeteci İsrail’e seyahat ettik. 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla birlikte Bursa’dan da büyük bir Yahudi nüfusu İsrail’e göç ediyor.



Bursa Musevi Cemaati Vakfı Başkanı Leon Ennekave ile temasa geçip, İsrail’e göç eden Yahudilerle görüşmek istediğimizi söyledik ve Leon Ennekave vasıtasıyla İsrail’deki Türkiyeliler Birliği ile temaslarda bulunduk. İşte 10 yıl boyunca İsrail’deki Türkiyeliler Birliği’nin başkanlığını yapan Momo Uzsinay’la da bu sayede tanışmış olduk... İsrail’deki Türkiyeliler Birliği ziyaretimizde bizleri Bursa Musevi Cemaati Vakfı Başkanı Leon Ennekave’nin kuzeni İsrail’deki Türkiyeliler Birliği Sekreteri Jak Aboresi ve birliğin 10 yıl başkanlığını yapan Bursalı Momo Uzsinay karşıladı. İsrail’de eski bir Bursalı’ya rastlamış olduk. Momo Uzsinay’ın anılarıyla eski Bursa’ya uzandık... 

Momo Uzsinay’ın kütüğü Bursa’da... Herhangi bir resmi evrak gerektiği zaman Bursa’nın yolunu tutuyor. Bu durum işine de geliyor çünkü Bursa’yı çok seviyor, Bursa’ya her geldiğinde bayram günlerini hatırlıyor. “Bursa’dan kopamadık, kopmadık, kopmak da istemiyoruz” diyor... 


(İsrail’deki Türkiyeliler Birliği Sektereri Jak Aboresi ve Bursalı Momo Uzsinay)

Babam Bursa’da okudu. Okul yıllarında Atatürk’ün Bursa’ya geldiğini anlatır. Daha sonra babam İstanbul’a geçiyor. Annemi İstanbul’da tanıyor ve bizler İstanbul’da doğuyoruz. Benim Bursa ile ilişkilerim devamlı Bursa’ya gitmemizdir. Hatta komiktir…Bursa’da nüfus memurunun hatasıyla eski nüfus cüzdanımda  ‘Dini Musevi- mezhebi İslam’ yazardı. Hem Yahudi hem Türk bayramlarında babam ‘Hadi Bursa’ya gidiyoruz’ derdi. Hatırlarım o zamanlar taa Kartal’a giderdik, oradan vapurla Yalova’ya geçerdik. Yalova’dan Bursa’ya gitmek bir buçuk saat sürerdi. Bursa’ya giderdik ve soluğu Çekirge’de alırdık. Gönlüferah diye bir pansiyon vardı şimdi kocaman otel olmuş. Eski Kaplıca’ya giderdik. Bütün bunlar benim çocukluğumu ve gençliğimi yaşadığım yıllardır. En son 3 yıl önce geldim Bursa’ya… Biz de tatil olduğu zaman ‘Baba nereye gidiyoruz?’ diye sormak yoktu. ‘Baba Bursa’ya ne zaman gidiyoruz?’ diye sorardık. Her şey bizde Bursa’ydı. Çünkü, babamın çok dostu vardı orada. Babam kunduracılığa başladı. Bursa’dan çok müşterileri vardı. Bursa’nın Kapalıçarşısı’nı ve meşhur iskenderini yerdik. En eskisinden orjinal iskender dönercisinden bahsediyorum. Nurettin vardı.



Meydanda, küçücük bir dükkanı vardı. Biz dışarıdan gelirdik. Babam geldiği gibi ‘Pepu abi hoş geldin’ derdi. Bursa hatıralarımı hiç unutmayacağım. O zamanki sinagogu... Bugün çok küçük bir cemaat var orada. Seneler geçtikçe Bursa’nın ne kadar geliştiğini gördük. Gün geldi benim askerlik zamanım geldi. Ben İngiltere’de üniversiteyi bitirdim. Bursa’da askerlik şubesine gittik. O zamanın albayı babama, ‘Bay Pepu oğluna söyle o bıraksın subaylığı biz onu rahat bir yere gönderelim orada er olarak yapsın askerliğini’ dedi. Ben istemedim. Subaylık hakkımı kullandım ve eğitimden sonra Edremit’teki orduevinde yaptım askerliğimi. Seneler geliştikçe Bursa’nın ne kadar geliştiğini gördük. Yalova- Bursa yolunun devamlı geliştiğini gördük. Çelik Palas büyüdü ve büyüdü… Balkona çıktığım zaman aşağıya bakıyorum kaplıcalar vardı.

Bursa’dan kopamadık, kopmadık, kopmak da istemiyoruz. Uludağ’ı daha çok ziyaret ediyoruz. Kalbimin bir köşesi Bursa’da… Bursa’ya ve Türkiye’ye çok bağlıyım. Geçen gün Fenerbahçe’yle maç vardı. Benim bileklerimi kesersen sarı lacivert kan akar ama ne var ki Maccabi de sarı lacivert. Bursaspor babamın takımıydı. Babam anlatırdı. Genç takımda oynardı. Biz birkaç kere Bursa’ya gittik. Atatürk Stadyumu’na giderdik. Fenerbahçe- Bursaspor maçlarına giderdik ben Fenerbahçe’yi tutardım. Babam Bursaspor’u tutardı. Bursaspor da bizim gönlümüzde yatan takımdı. Bugün sorsan Fenerbahçe’den sonra Bursa’ya bakarım nerelerde diye…

ESKİLERLE YAŞIYORUM... 

Çok sevdiği Türkiye’den ayrılmak zorunda kalıyor Momo Uzsinay... 1971 yılında Türkiye’den İsrail’e göç ediyor eşi ve çocuklarıyla... Gerekçe ise tehdit... 

Benim oğlum 69 doğumlu. 70’te bir yaşındaydı. Biz o zaman İstanbul Taşlık’ta otururduk. Çocuğumun Suzan adında bir dadısı vardı. Dadı vasıtasıyla bana bir zarf verildi. Aldım mektubu açtım. “Sayın bay Momo, oğlunuz gayet güzel dolaşıyor parkta. Analı babalı büyüsün. Sizden küçük bir ricamız var. Bu zarfın içine 50 bin dolar nakit para koyup dadıya verirseniz yarın ben onu alıyım yoksa hiç buralarda bir daha dolaşmasın” diye bir tehdit mektubu geliyor. Ben ve eşim endişelendik. Babamın evine geçtik. Bu korku içimize girdikten 1,5 ay sonra ben İsrail’e geldim. Babama düzelirse geri döneceğimi söyledim. 71’de buraya geldim ama Türkiye’ye gitmeyi sürdürdüm. Gelişimin sebebi tehdit. Azınlıklara yapılan tehditler vardı. İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom’u öldürmüşlerdi. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş zamanında… Azınlıklarla uğraşıyorlardı. Burada kimse bize pis Yahudi demiyor. Burada şahıs olarak yabancı hissetmezsiniz fakat eskisini ararsınız. Ben hala eskilerle yaşıyorum. Ben burayla bütünleşemedim. Benim bütün arkadaşlarım Türk kökenli. Biz akşamları toplanırız sinemaya gideriz. Restorana gideriz. Evlerde toplanırız yalnızca Türkçe konuşuruz. Yabancılık hissetmiyoruz. Ama İsraillilerle pek fazla asimile olamıyoruz. 
 
Türkiye’den İsrail’e göç eden Momo Uzsinay daha sonraki yıllarda İsrail’deki Türkiyeliler Birliği’nin başkanlık görevini 10 yıl boyunca üstleniyor ve kısa bir süre önce görevi Zali de Toledo’ya devrediyor.  Momo Uzsinay birliğin çalışmalarıyla İsrail’de Türkiye’yi yaşattıklarını söylüyor... 

Türkiye’de 80 bine yakın Türk kökenli Musevi vatandaş bulunuyor. 45 bin kişi Türkiye’den İsrail’e göç etti. Ancak birinci nesil çocuklarımızla birlikte Türkiyeliyiz diyoruz. Kızım buradadır ama o da Türk’tür. Türkçe konuşur. Bizim bütün arkadaşlarımız Türk. Ticaret hayatımızda Türkiye ile ya da buradaki Türklerle iş yapıyoruz. Dinlediğimiz müzikler, yemeklerimiz hep Türkiye’den… 50 senedir burada olmamıza rağmen Türkiyemizi burada yaşıyoruz ve yaşatıyoruz. İsrail’i Türkiye’de güzel gösterelim Türkiye’yi de İsrail’de güzel gösterelim amacımız var. Bunu yürütüyoruz. 

SON GELİŞMELERDEN UMUTLUYUZ 

Momo Uzsinay, İsrail’le Türkiye ilişkilerinin son yıllarda bozulmasının da iki ülke vatandaşlarını önemli ölçüde etkilediğine vurgu yapıyor. 

Bundan 10 sene öncesine kadar Mavi Marmara ve ‘One Minute’ olayından önce İsrail Türkiye ilişkileri çok çok iyiydi. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerimizin çok sıkı ve güzel bir havada tutulmasına yardımcı oluyorduk. Son günlerde Türkiye İsrail’le tekrar yaklaşmaya baktı. İlişkiler belki eskisi gibi olmayacak ama iyiye doğru gidiyor. Umuyoruz ki tekrar kötüleşmez. İlişkiler bozulduğu zaman biz burada çok üzülüyoruz. (Rabia DENİZ)


 

Benzer Haberler