Camilerimiz giderek yalnızlaşıyor
Ankara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Bilici, "Camiyi sadece bir biçime indirgeyerek, modern mimarlık imkanlarıyla onu kentsel simge halinde tasarlayarak aslında camilerimizi yalnızlaştırıyoruz." dedi
YAŞAM , 05 Ekim 2017 Perşembe, 11:39
Camilerimiz giderek yalnızlaşıyor

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ziya Kenan Bilici, eskiden olduğu gibi hayatın caminin etrafında şekillenmediğini belirterek, "Camilerimiz giderek yalnızlaşıyor. Kentsel bir donatı, bir otobüs durağı gibi hep sonradan camiler ekleniyor şehirlerimize. Bu yanlış. Sonradan eklemlenen yapılar hayatın kaçınılmaz bir sonucu olabilir ama onu yaparken hiç değilse çevresiyle uyumlu bir tasarım boyutunda, renk, ışık, malzeme seçiminde, çevresiyle kurduğu ilişki anlamında camilerimize müdahale edelim." dedi.

Bilici, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin cami tasarımı konusunda başarılı örnekler vermediği görüşünü dile getirerek, Türkiye'nin, hayatın her alanında olduğu gibi cami mimarlığı ve tasarımında da dünyaya öncülük etmesi gerektiğini belirtti.

Anadolu'daki cami mimarisi örneklerinin, bugünkü modern Türkiye'yi yönetenlere cami konusunda sonsuz ilhamlar verecek kadar çeşitli olduğuna işaret eden Bilici, tarihte sadece bir döneme, o dönemin örneklerine bağlı kalarak camilerin çoğaltılmasının, bugünkü modern Türkiye'ye, kentlere yakışmadığını değerlendirdi.

Bilici, "Camiyi sadece bir biçime indirgeyerek, bir ibadetin temel mekanı haline getirerek, modern mimarlık imkanlarıyla onu kentsel simge halinde tasarlayarak aslında camilerimizi yalnızlaştırıyoruz." diye konuştu.

"HAYAT, CAMİNİN ETRAFINDA ŞEKİLLENMİYOR"

İslam geleneğinde hayatın caminin etrafında şekillendiğini anlatan Bilici, şöyle devam etti:

"Geçmişte her şeyi başlatan o iken, şimdi son eklemlenen haline geliyor. Dolayısıyla silüet değişiyor. Eskiden olduğu gibi hayat, caminin etrafında şekillenmiyor. Camilerimiz giderek yalnızlaşıyor. Kentsel bir donatı, bir otobüs durağı gibi hep sonradan camiler ekleniyor şehirlerimize. Bu yanlış. Sonradan eklemlenen yapılar hayatın kaçınılmaz bir sonucu olabilir ama onu yaparken hiç değilse çevresiyle uyumlu bir tasarım boyutunda, renk, ışık, malzeme seçiminde, çevresiyle kurduğu ilişki anlamında camilerimize müdahale edelim."

Prof. Dr. Bilici, geçmişteki birtakım şeyleri taklit etmekle Türkiye'nin bu konuda daha fazla yol alamayacağını vurguladı.

13. yüzyıl Anadolu'sundaki cami ile 15. yüzyıldakinin farklılık gösterdiğini anımsatan Bilici, "Ama biz cami mimarilerimizde hala 16. yüzyılın duygulanımlarını yaratacağımızı zannediyorsak bu ters tepen bir şey de olabilir, giderek camiyi yalnızlaştırır; cami, sadece mekansal olarak gidip gelinen bir yere döner." dedi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR