Çavuşoğlu'ndan çok sert sözler: Ayakları pislik içinde gömülüyken...
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un göç sorunu ile ifade ve basın özgürlüğü konularında Türkiye'ye yönelik eleştirilerine ilişkin, "Macron'un Türkiye'ye dil uzatması haddini aşmaktır." dedi.
DÜNYA , 01 Ekim 2019 Salı, 18:02
Çavuşoğlu'ndan çok sert sözler: Ayakları pislik içinde gömülüyken...

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Onursal Başkanı olarak Avrupa Konseyi'nin 70. yılı dolayısıyla düzenlenen törene katılmak üzere Strazburg'da bulunan Çavuşoğlu, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Çavuşoğlu, Macron'un, AKPM Genel Kuruluna hitabında popülizme kapılarak Türkiye'ye yönelik gerçek dışı iddialarda bulunduğunu belirterek, Fransa Cumhurbaşkanının "lüzumsuz ve gereksiz suçlamalarda bulunduğu" değerlendirmesini yaptı.

Macron'un göç konusunda Türkiye'yi eleştirmesinin büyük bir talihsizlik olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, bugüne kadar Avrupa Birliği (AB) ile yapılan anlaşmayı eksiksiz uyguladıklarını anımsattı.

Çavuşoğlu, AB'nin göç konusunda yükümlülüklerini yerine getirmediğine işaret ederek, "Eleştirilmesi gereken varsa, AB ve AB'nin lideri gibi geçinmeye çalışan Fransa gibi ülkelerdir. Macron, kaç tane göçmeni Fransa'ya almıştır? O göçmenler yerine Suriye'deki YPG/PKK'lıları Elysee Sarayı'nda sık sık ağırlıyor. Fransa ve AB'nin, Türkiye'ye bir söz söylemeden önce dürüst olup sözlerini tutması gerekiyor." ifadesini kullandı.

- "Türkiye ile ilgili eleştiri yapabilecek son ülke Fransa'dır"

Macron'un Türkiye'deki insan hakları ve basın özgürlüğü konularına ilişkin yaptığı yorumlara da değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye ile ilgili konularda eleştiri yapabilecek en son ülke bana göre Fransa ve Cumhurbaşkanı Macron'dur. Benalla skandalından sonra ve de Körfez'deki bazı ülkelere Fransa'nın silah satmasından sonra bunu araştıran gazetecileri, Fransa istihbaratı tek tek lüzumsuz yere çağırmıştır, baskı yapmıştır. Bugün madem ifade ve basın özgürlüğü konusunda Sayın Macron bu kadar hassas, AKPM'ye hitap ederken neden gazeteciler içeri alınmamıştır? Türkiye, kurucu üyesi olduğu AKPM ile ilişkilerini sürdürmüştür, daha iyi ilişkiler geliştirmek için çaba sarfetmiştir. AKPM 70. yıl kutlamasına Fransa'nın engellemesiyle gazeteciler alınmadı. Hani basın özgürlüğü? Diğer yandan Macron'un Elysee'de basınla ilgili birimi kapattığını biliyoruz. Orada basının yerine YPG/PKK'lı teröristleri ağırlamayı tercih ediyor."

Çavuşoğlu, Fransa'da sarı yeleklilerin gösterilerinde polisin tutumu ve bu ülkedeki olağanüstü hal sürecine vurgu yaparak, "Tüm bunlar açıkça ortadayken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Türkiye'ye dil uzatması haddini aşmak olmuştur. Macron'un bugünkü konuşmalarını ayakları pislik içinde gömülüyken, öten horoza benzetiyorum." diye konuştu.

TÖRENE KATILDI

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Konseyinin kuruluşunun 70. yılı dolayısıyla düzenlenen törene katıldı.

Çavuşoğlu, Strazburg'daki Opera binasında düzenlenen törene, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Onursal Başkanı olarak katıldı.

Türkiye'nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Konseyinin 70. yıl dönümü etkinliğinde, Çavuşoğlu'nun yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Linos-Alexandre Sicilianos ve üst düzey siyasetçiler de yer aldı.

Avrupa marşının okunmasıyla başlayan törende Macron, AKPM Başkanı Liliane Maury Pasquier ve Sicilianos, Avrupa Konseyinin önemini anlatan birer konuşma yaptı.

Daha sonra, törene katılamayan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in kısa konuşmasını içeren görüntü gösterildi. Guterres, Avrupa Konseyinin, kıtada insan haklarını, temel özgürlükleri ve hukuk devletini korumaya katkıda bulunduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, 2010-2012 döneminde AKPM Başkanlığını yürütmüş ve böylece tarihte ilk kez bir Türk vatandaşı AKPM Başkanı olmuştu.

Avrupa Konseyi, İkinci Dünya Savaşı'ndan büyük maddi ve manevi kayıpla çıkan Avrupa'da, halklar arasında uzlaşıyı sağlamak ve kıtada gerginlik ve çatışmanın yerine ortak kurumlar, standartlar ve sözleşmelere dayalı güven ve iş birliği ortamı tesis etmek amacıyla kuruldu.

Konseyi kuran Londra Antlaşması, 5 Mayıs 1949'da 10 Avrupa ülkesi tarafından imzalandı. Konseyin bel kemiğini oluşturan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) ise 4 Kasım 1950'de Roma'da imza atıldı.

Konseyin, savunma dışında hayatın hemen her alanını kapsayan konularda siyasi iş birliğinin yanı sıra, standart oluşturma, bunları yasallaştırma ve denetleme olmak üzere her aşamada üye ülkeler arasında çeşitli düzlemlerde iş birliği öngören kapsamlı bir yapılanması bulunuyor.

Avrupa Konseyi, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'yla kurduğu ilk kurumsal bağı temsil ediyor. Türkiye, Konseye kuruluşundan üç ay sonra, Yunanistan ve İzlanda ile birlikte Ağustos 1949'da davet edilerek Konseyin kurucu üyeleri arasında yer aldı.

Türkiye, Konseyin kuruluş ve gelişim yıllarında, Avrupa'nın savaş sonrası psikolojisinden çıkması ve yeniden birleşme yoluna gitmesi için çaba gösterdi.

Türkiye, kuruluşundan bu yana Konseyin çalışmalarına katılarak, Avrupa entegrasyonuna katkılarını, hükümetler arası ve parlamenter platformda dile getirdi. Türk milletvekilleri, kurulduğu günden bu yana AKPM'de yer aldı ve Avrupa'nın inşası, ortak Avrupa kimliği ve vizyonu gibi tartışmalara da temel katkıda bulundu.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR