Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmamoğlu başkan olsa dahi, başkanlığı düşecektir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu ile ilgili açıklamalarda bulunarak, "Hakaret cezası belli bir süreyi aşarsa İmamoğlu başkan olsa dahi, başkanlığı düşecektir" dedi.
GÜNDEM , 20 Haziran 2019 Perşembe, 22:47
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmamoğlu başkan olsa dahi, başkanlığı düşecektir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı sosyal medya ve televizyon ortak yayınında Ahmet Hakan, Işıl Açıkkar ve Salih Nayman'ın sorularını yanıtlıyor.

Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Acaba Batı (23 Haziran seçimleri) ile neden bu kadar ilgileniyor?" sorusu var. İlgilenmeleri tabi manidar. 31 Mart'ta ciddi saldırılar oldu. Özellikle Yunan basını bu işin üzerine gitti.

Pazar günü seçime gidiyoruz. Çıkacak sonuca hep birlikte razı olacağız.

ORDU'DAKİ 'VIP' OLAYI

Burada kararı yargı verecek. Bu ülkenin valisine 'it' demenin ne olduğunu yasal olarak kararına verecek odur. Bu tür küfürlerin karşılığı belli. Burada ben büyük bir ispat yapacağım. Ben İstanbul'un belediye başkanıydım. Ben okuduğum bir şiir nedeniyle mahkum oldum. Bu mahkumiyetinle benim elimden belediye başkanlığımı aldılar. Bu ise bir belediye başkanı olmadan bir ilin valisine küfür ediyor. Ben küfür etmedim. Elimden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımı aldılar. Vali demek cumhurbaşkanının o ildeki vekili demektir. Ben valime sahip çıkmak durumundayım. Onu yedirtmem. Yanındaki de polislere şerefsizler diye hitap ediyor..

Hukuk içerisinde olacak olan bir şey. Benim orada 'yapamaz' dediğim bir şey yok. Yargı böyle bir şeyi verdiği takdirde, vermesi halinde bu düşer. Hele hele bir konu var ki o da şudur; biliyorsunuz özellikle bu tür yargı süreci içerisinde belli bir süreyi aşan ceza alması halinde bu düşecektir. O süreyi aşmazsa zaten göreve devam eder. Seçildikten sonra bu valinin özellikle savcılığa müracatıyla başlayacak olan bir süreçtir. Bu da bir defa görevi ihmal değil, kötüye kullanmaktır. Bu daha göreve gelmeden bu işi yapmak suretiyle o cezayı aldığı anda bir defa, benim bu kanaatimdir, yargı da bu kararı verirse, zaten onun belediye başkanlığı, nasıl benim düştüyse, onun da belediye başkanlığı düşer. Ben yaşadım çünkü. Ben yaşadığımı söylüyorum. Bana bu cezayı verdiler, ve şiir okuduğum için verdiler. Belediye başkanlığım 4 yıl 6 ay gibi bir süre geçmişti, düştü. Benden sonra seçim yapıldı Meclis'te. O seçimle başka bir arkadaşımız başkan seçildi, onunla süre tamamlandı.

MURSİ'NİN VEFATI

Mursi 20-25 dakika çırpınırken bir müdahale yapılmadı CHP'liler de 'Erdoğan'ın akıbeti Mursi gibi olacak' diye tweetler atıldı. Bir tarafta Sisi taraftarları var zihniyet olarak bir tarafta da Binali Bey'in durumu var. Bizler de bunların anlayışına göre Mursi'yi temsil ediyoruz.

İMAMOĞLU-YILDIRIM ORTAK YAYINI

Ben çok açık samimi söyleyeyim ben yayını beğenmedim. Niye beğenmedim derseniz, bir defa yayında objektif bir yönetim anlayışı yoktu. Dakikalardan soru soruş şekillerine varışa kadar ciddi bir taraf söz konusuydu. Bu tarafkirlikle kalmayıp bir de sonradan, o soru soruş şekillerinde bile bazı tarafkirlikler somut bir şekilde ortaya çıkıyordu. CHP adayına 'başkan', Yıldırım'a 'başkan adayı' demesi dikkatlerden kaçmadı. İki adayın konuşma süresinde eşitsizlik sözkonusuydu. Güya çok dikkatli takip edilmesine, 'ben dikkat edeceğim' demesine rağmen, dikkat edilmemiştir. Maalesef eşit süre verilmedi. Yıldırım'a tüm bu süre içinde 4 dakika daha az süre verilmiştir.

Çok da ilginç bir şey... Yıldırım'ın sözleri zaman zaman kesilmiş ama rakibinin böyle bir sıkıntısı olmamış. Tespitlerimiz şu; özellikle 10 kez CHP adayının müdahaleye uğradığını, Yıldırım'ın 26 kez sözü kesildi. Konuşması ne kadar kesilirse sunumunu o kadar kaybeder ve o akış ortadan kalkar. Bunu yaşadık ve gördük. Tabi bilgiler de aktı.

3 gün önce moderatörün CHP adayı ile bir araya gelmesi. 45 dakika bunların orada görüşmesi var. Tüm doneler ne tür sorular sorulacak, bu tamamen soru çalma sanatıdır. Bu tamamen FETÖ sanatıdır. CHP adayının yanında kutucuklar var. Bu kutucukların üzerinde konu başlıkları var. Bu konulara göre de kartonlar var. Çok ilginçtir. Soruyu moderatör soruyor, sorduktan sonra da o başlıklara göre karton çıkarılıp gösteriliyor. Bu denli bir hırsızlık olur mu? Böyle de çok adil bir moderatörlük yaptım nasıl diyeceksin? Bunlar derse 45 dakika çalıştılar. O kutucukların da biz hepsinin resmini aldık. Soru sorulduğu anda o çıkıyor ve cevabını da ona göre veriyor. Bu adil bir tartışma olmaz. Nitekim adil olmaktan da çıktı.

Bir moderatör olarak kendisini bitirmiştir. Bana da soruldu 'ne yapalım' diye. Ben farklı isimler vermiştim ama bu isimler adaylar tarafından makul karşılanmadı ve iş bu noktaya geldi. Öyle veya böyle o akşamki tartışmanın hasılasını Pazar günü sandıklarda göreceğiz. Bu netice kendini çok açık net kendini gösterecek. Ordu valisi konusu, polislerle ilgili konular, sandıklarla ilgili çeşitli hırsızlıklar vesaire. CHP adayının böyle bir görüşmeyi bir otelde gelip 45 dakika otelde yapması CHP adayının ne denli sorumsuz olması açısından çok önemli. Mesala Binali Yıldırım Bey'le de böyle şeyler söylediler. Moderatör bunun olmadığını söyledi. Her şey zaten çok açık net ortaya çıkmış oldu. İdeolojik yaklaşımlar bu tür tartışmaları bozuyor.

"YILDIRIM'IN YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATI"

(Binali Bey'in performansını yeterli görmediniz mi?) Binali Bey'in rakibinden önce siz Binali Bey'i tanımışsınızdır. Performansı değerlendirirken daha dinamik bir görüntü sergilemek, diğer taraftan da birikimiyle ağırlık gösteren bir aday... Bu şekilde ele aldığımız zaman Binali Bey'in duruşunda bir olgunluk, derinlik... İDO'dan yola çıkacaksın, milletvekili olacaksın 11-12 yıl Ulaştırma Bakanlığı yapacaksın, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı... Başbakanlığım döneminde Binali Bey'in elinin değmediği yer yok.

İnsanın gözü varsa bunu görecek. Gözü var da bunu görmüyorsa buna diyecek bir şeyim yok. Avrasya Tüneli'ni, Marmaray'ı görmeyecek misin? 350 milyon insan geçti oradan. Yavuz Sultan Selim, Osmangazi Köprüsü... İstanbul için bitirilmiş yatırımlar. Metrobüsler taa Beylikdüzü'nü geçiyor. Bunları yapan AK Parti Belediyeciliğidir. Hepsinden öte dünyanın ilk 3'ü içinde yer alan İstanbul Havalimanı'nı Binali Bey'in Ulaştırma Bakanlığı döneminde başlattık. Berlin Havalimanı 17 yıldır bitirilemedi, bizimki 5 yılda bitirildi. Eksikler var şuan. Eksikler de bittiğinde belki de dünyanın 1 numaralı havalimanı haline gelecek. Binali Bey'in vaatlerine hiç girmiyorum. Yaptıkları yapacaklarının teminatı.

Biz bunu yaptık. Öğrencilere burstan bahsediyor. Benim verdiğim bursu CHP o zaman, belediye başkanıydım o zaman ve bunu yargıya taşıdı. Yargı 'veremez' dedi ve kaldırıldı. Başbakan olduğunda biz bu bursu Başbakanlık'a bağladık. Sonra biz bunu Kredi Yurtlar Kurumu'na bağladık. Şimdi 500 TL veriyoruz. Şu anda yüksek lisansta master öğrencilerine bu rakam 750 TL. Doktora öğrencilerine ise şu anda 1.500 TL ücret veriyoruz. Burada yalan söylemeye, yapmadıklarınızı, yapamayacaklarınızı söylemeye gerek yok. Acaba sen belediyenin geliri ile bunları nasıl halledeceksin? Suya belli bir şey getiriyor, ücretsiz veya kısıntı diyor. İstanbul'u suya kavuşturan bu fakir. Benim dönemimde Istranca dağlarından, öbür taraftan Melen'den Anadolu yakasına su getirdik. Öbür taraftan boğazın altından boru yerleştirildi.

Feshane'yi biliyorsunuz Sözen Eczacıbaşı'na vermişti, orayı halledemediler. Biz belediyeye gelince bugünkü Feshane'yi biz ele aldık. Bir Küçükçekmece'de Yahya Kemal Kültür merkezi var. Tek kelimeyle muhteşem. Bunları görmek lazım. Görmediği için bir şey yok diyor. Bizim hemen hemen her ilçemizde kongre kültür merkezleri var.

İstanbul sıradan bir yer değil. Şuan 15,5 milyona sahip. Buradaki yatırımın bedel ve maliyetleri çok daha fazlasıyla artmıştır. Altyapı noktasında yapılması gerekenler de artıyor. Biz İstanbul'u aldığımızda, kavşakmış, alt geçitlermiş... Bunlar yoktu. Ben 19-20 tane yaptıysam, benden sonra gelen arkadaşlarım 20-30 tane yaptılar. Benim geldiğimde Ikarus otobüsleri vardı. Mazotlu bezlerle temizlenir, içeri girince mazot kokusundan durulmazdı. Arkadaşlara 'Bizim milletimize bu yakışmaz. Mercedes, MAN, BMC alalım' dedim. Süratle o otobüsleri aldık. Benden sonra arkadaşlarım daha da ileri gittiler. Metrobüs sistemini kurdular. Metroyu yapmak kolay bir iş değil. Hem zaman alan hem maliyetleri çok çok yüksek. Metro yatırımının her türlüsü İstanbul'da var. Bunları yapan AK Parti Belediyeciliği.

Yalan üzerine bu işler inşaa edilmez.

Çöp dağları olan bir şehri en temiz şehir haline çok kısa bir süre içinde getirdik.

Ülkemizde sağlam bir belediyecilik anlayışını biz kazandırdık ve ondan sonra yerel yönetimlerde bir yarış ve rekabet başladı.

Binali Bey'in 'yarı istihdam' olarak ortaya koyduğu bir proje var. İstanbul bu işe müsaittir. Her şehir için bunu konuşamayız. Büyük sanayii kuruluşlarında, buna benzer yarım gün istihdamla bunun adımlarını atmakta fayda var.

Mimaride çok farklı bir süreci yakalamamız, çevresel dönüşümle beraber bunun üzerinde durmamız gerekiyor. Gençliğimizin de üniversiteye varıncaya kadar halka dokunacak somut uygulamaları bizim almamız gerekiyor diye düşünüyorum.

'94' VURGUSU

94, sadece belediyecilikte değil siyasette de bir kırılma noktasıdır. Onu başardığımız için, o 94 ruhunu tekrar yakalamamız gerekiyor. O dönemdeki gönül köprülerini sağlamlaştırmalıyız. Aynı beraberlik ruhunda yeni bir anlayış ve rota ile 2023'ü çizdik. 2023 yeni dönem belediyecilik anlayışı ile yürümeliyiz.

TOKİ'ye diyoruz ki bu anlayışa döneceksiniz. Projelerinizi bu şekilde (mahalle) yapacaksınız. İskanın yanında bu yapılaşma içinde en azından bir ilkokul, cami, alışveriş yeri olmalı. Buna yönelik çalışmalar da peyderpey başladı.

İMAMOĞLU'NUN 'ÖZGÜRLÜK' VAADİ

Özgürlük noktasında şunu sormak isterim. Bir belediye özgürlük noktasına ne yapabilir? Bunu merkezi yönetimler yol açması gerekir. Belediyenin yasal düzenleme yapma yetkisi var mı? Özgürlükler konusunda her türlü yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız. Şunu söylemeleri lazım; 'Ne varki orada özgürlük yok?'

Kürt kardeşlerimiz şu anda her türlü hakka sahip. Kim bir Kürt kardeşimin hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında hükümetimizi bulur.

ÖCALAN'IN AÇIKLAMALARI

Şuanda dağdakilerin nasıl açıklamalar yaptığınız biliyoruz değil mi? Millet İttifakı'nın adayına destek çağrılarını, 31 Mart öncesinde de izlemiş, duymuştuk. Özellikle Demirtaş'ın yaptığı Twitter açıklamalarını, 7 ayrı açıklama var, biz de öğrendik. Nereye yapıyor, çok açık ve net CHP adayına destek veriyor. Burada da Apo'nun yaptığı açıklama da ilginçtir.

Burada aslında bir iktidar mücadelesi var. Bu iktidar savaşında tabi HDP, PKK kanadında yaşanan bu savaş, Öcalan ve Demirtaş noktasında da ciddi bir iktidar noktasında da kayma gösteriyor. Daha da bu işin içerisinde. Ben bunu daha ileri taşıyorum, Avrupa'da. Bu süreç içinde Öcalan kendi iktidarını bunların hiçbirine kaçırmak istemiyor. Bunla ilgili de çok sert açıklamaları var. Demirtaş'a hesap sormaktan tutun da... Onların kendisine ihanet ettiği inancında. Bu süreç içindeki açıklamada da 'Eğer siz beni destekliyorsanız, arkamdaki partiyseniz siz kendi gücünüzü ortaya koymalısınız. Bunlardan birine değil kendi tarafsızlığında olmalısınız' havası içinde. Böyle bir durum söz konusu. PKK'nın bir kanadı CHP adayına destek veriyor, bir kanadı 3. yol diyor. Binali Bey'in bunlarla bir ilgisi alakası yok. Zaten de böyle bir mesaj söz konusu değil. Biz sadece MHP ile kurmuş olduğumuz Cumhur İttifakıyla bunu götürüyoruz. Bunla ilgili de zaten desteğin gelmeyeceğini herkes biliyor. Burada bir liderlik mücadelesi var. Öcalan, Demirtaş'a ve dağa böyle mesaj veriyor. Ancak burada bir şeyin üzerinde durmak istiyorum. Özellikle Kürt kardeşlerime yönelik bir mesaj olarak, Diyarbakır Belediyesi önünde ağlayan annelerle dertleştim, o zamandan itibaren biliyorum ve bu oyuna gelmeyin diyorum. Eğer hizmetse Güneydoğu'ya da Doğu'ya da bu hizmeti getiren biz olduk. Onlar çukur, hendek açtılar sizi orada bu ilkelliğe mahkum ettiler.

Bizim işimiz liderlerle. Onlara gönül veren partililer bize oyunu verebilir, ben ona kapımı nasıl kapatabilirim? CHP'ye gönül veren, İYİ Parti'ye gönül veren, Saadet Partisi'ne, HDP'ye gönül veren vatandaşlarıma da sesleniyorum diyorum. Bizim işimiz yönetici kadrolarıyla. Çünkü bu yönetici kadroları, onlara gönül verenleri yanlış istikamete sürüklüyor.

İZMİR KONUSU

İzmir'in suyu var mıydı? İzmir'deki suyu şuan biz getirdik. Bu işler oturarak, bol bol konuşarak olmuyor. İzmir bu işi sürdüremedi ve sürdüremeyecek. Bu iş aşk işi. Şimdi hele hele gelen kişinin böyle bir derdi olduğunu zannetmiyorum.

YILDIRIM'IN SAADET PARTİSİ ZİYARETİ

Şuanda Binali Yıldırım Bey, üzerine düşeni bana göre yaptı. Ziyaret etmesi gereken şuanda Saadet Partisi'nin üst yönetimindeki temsilcilerini ziyaret etti. Bu Binali Bey'in göstermiş olduğu nezakettir. Bununla da kalmadı, başka ortak dostlarımızı da devreye sokmak noktasında, 'bu gidiş doğru değil, gelin yola koyalım şunu, bu duruşunuz terör örgütünün desteklediği partilere gidiyor. Geleceğimize yönelik ortak oluşumun adımlarını atalım.'

Kimlerin CHP zihniyetini desteklediği ortada. Terör örgütüne düşman demeyeceksin de kime diyeceksin? Adam Kandil'den açıklama yapıyor, filancayı destekleyin diyor. Onların desteklemiş olduğu siyasiler ülkeyi bölme adımları atıyor. Kürdistan'da oylar filancaya, Batı'da oylar filancaya diyor. Benim ülkemde Kürdistan diye bir yer yok ki. Bu adam aynı zamanda bu partinin en üst düzey yöneticisi. Sıkıntı biraz da buradan geliyor. Bu ülke hukuk devletiyse, bu bölücü hareketlere karşı tedbirimize almazsak, bundan 10 yıl önce düştüğümüz yere yine düşeriz.

(Daha yumuşak bir dile mi ihtiyaç var?) Benim Ordu Valime 'it' diyenle beni mukayese etmeye kalkarsan ben buna üzülürüm. Bu adam kucaklayıcı olabilir mi? Polislerime 'şerefsizler' diyenler kucaklayıcı olabilirler mi? 25 yıldır aralıksız iktidar olduk. Kucaklayıcı olduğumuz için. 81 vilayette her zaman prim yaptık, vekiller çıkardık, belediye başkanlıkları aldık. Kucaklayıcılık lafta olmaz, uygulamada olur. Bu insanlara yaklaşımda, hizmette olur, kuru kuru lafta olmaz. CHP adayının devletin valisine yönelik bu ifadelerin çirkin olduğunu söylememe gerek var mı? Bu adamın kucaklama vs. Kucaklamadan başka bir şey anlıyor herhalde.

(İmamoğlu'nun 'TV izlemeceğim, TV'ye katılmayacağım' sözleri) Tüm sözlerini yalan ve takiye üzerine kurmuş. Yalanları ortaya çıkmasın diye televizyonlara çıkmama kararını arkasındaki yöneticiler almış. Bu tür kaçış FETÖ taktiğidir. Onu ekrandan çektiler. CHP adayının açıkça bir şekilde sıkıntı verdiğinin de bir alameti. TV'ye çıkmamasının uygun olacağını düşündüler herhalde ve ekran yasağı getirdiler.

('Ben çıkmalıyım, durumu değiştirmeliyim' motivasyonu ile mi hareket ediyorsunuz?) Ben artık bu anletlere kesinlikle inanmıyorum. Anketlerde çok ciddi bir rant dönüyor. Birileri beklediği bir partiden alamıyorsa, başka bir partiye giderek onlarla ilgili, onun lehine anket yapmaya başlıyor. Hele hele ünlü gibi görünen anket firmaları var ki, bir önceki seçimdeki tespitleri tutmayan firmalar, allanıyor pullanıyor CHP adına anket yapıyor. Ben bir Genel Başkan olarak üzerime düşen görevi yapmazsam, doğabilecek herhangi bir sıkıntıda ben de bir şeyler yapsa mıydım düşüncesinden... Arkadaşlarla yaptığımız istişarelerden sonra, şuanda sadece 3 tane açılış toplantısı yapmanın dışında bazı STK'ların toplantısına katıldım. Özel miting yok. Bunlar açılış. Bunlar da tabi ki miting havasında oldu. Bugün de en son Bahçelievler'de yaptık. Yarın benim mitingim falan yok. Binali Bey'in gerek yarın, gerek Cumartesi yoğun programları var, onları gerçekleştirecek. Benim bu dönemde yoğun bir çaba olmadı.

(Ekonomik gelişmelerin seçime etkisi) Batı, biz görevimizi yaptık diye düşünecektir. 'Kredi notunu düşürdük, kurlarla oynadık ama netice yine böyle oldu' gibi işi böyle getirecekler diye düşünüyorum. Batı hiç durmuyor ki, yatıyorlar kalkıyorlar S-400, F-35. Ay sonu G-20'ye gidiyoruz. G-20'de sayın Trump ile Putin ile yapacağımız görüşme var. Bunları görüşeceğiz. Oradan da Çin'e geçeceğiz. Çin-Türkiye ilişkilerini ele alacağız. Bunlar artık dünya gündeminden öte, ülkemin gündemine olumlu sonuç vermesi gerek.

SURİYELİ MÜLTECİLER

(Suriye'deki gelişmeler) Afrin var önümüzde. Afrin'e dönecek olan Suriyeliler var. Terör koridoru olarak belirlenen bölgeyi terör koridoru olmaktan çıkardık. İdlib'te de çok insan yaşıyor. Putin'le yaptığımız görüşmeler sonucunda da, oralarda da sukunete kavuşturduk. Ateşkese sadık kalınmaya başlandı.

Bu insanların hepsi sersefil değil. Durumu gayet iyi olanlar var. Vatandaşlık müracatı olanlar var. Mühendis, avukat, doktor, ebe var. Ekonomik durumu güçlü bunların. Suriye'de yaşarken bunlar imkanı olan Suriyeliydi. Buraya geldiler, burada ticari hayata başladı bazıları. Bazıları vatandaşlık aldı. Türkiye'de çadırlarda, konteynerda yaşayanlar gibi değiller. Bakanlığımız yakın takipte kontrollerini yapıyor.

Güvenlik Bölge konusu gündeme girdiğinde biz bu insanlara artık 'Buyrun evinize dönebilirsini' diyeceğiz. 'Biz sizin kendi topraklarınıza gitmenizi tavsiye ediyoruz. Hayırlı olsun.'

AK PARTİLİ KÜSKÜNLER

(Bu sorunu nasıl çözmeyi planlıyorsunuz? Bu insanların sandığa gitmesi için attığınız adım var mı? İçiniz rahat mı?) AK Parti 17 yıl boyunca izlediği siyasetle dava hareketi olduğunu göstermiş oldu. Millete hizmet birinci önceliği olmuştur. Bu davada yol arkadaşlarımız hedefe ulaşmak için gece gündüz çalışmışlardır. Söylediğiniz ifadeler önümüze geliyor, partimizde görev alan bazı isimlerden kopma, yeni yol çizme haberleri geliyor. Bir partide partiye kırgınlık ya da partiden bu şekilde kopma olmaz, olmamalı. Eğer siz bir davaya inanmışsanız, bu davadan kopulmaz, eri olunur, yürümeye devam edersiniz. Örnekleri daha önce de görüldü, unutulup gitti. Geçmişte grup kuracak sayıda partimizden ayrılıp gidenler olmuştur, şimdi onlardan acaba 1 tane var mı? Kimse şimdi o insanların adını hatırlamaz. Hatırlamıyor musun? İsim verdirme bana. Partimizde en üst kademelere kadar gelmiş, bakanlık yapmış, ayrıldı. Yahu nereye gidiyorsun, ayrılma. Yok akademisyen olacağım falan filan... Parti kurmuştur, o da gitti. Şimdi de CHP'de vekil olanlar da var. Benzer yine bazıları oldu. Hatta şimdi de bir tanesi Ordu'dan aday oldu. Düşünebiliyor musun benim de okul arkadaşım. Biz de Hilmi Bey ile Ordu'dan kazandık. AK Parti bir millet hareketidir. Milletin gücünü ve desteğini alan AK Parti kendisini 2023 vizyonuna kilitledi. Bizimle birlikte yürüyenler olacaktır, kopanlar olacaktır. MHP'de bile birileri koptu, parti kurdular. Bakalım nereye kadar yürüyecekler. Bunlar ana gövde değil, parça. Bunların istikbali de olmaz. CHP'de de oldu. Onların da esamesi okunmadı. Bir partiye kırgınlık olursa kaybedenler olur. Davaya kırgınlık olmaz. Bu davadan kopup ayrılana nereye kadar 'Ben sana kırgın, dargın değilim' diyeceğim ki? Kopup gittiyse, selamın aleyküm, aleykümselam bir yere kadar deriz. İhanet hareketi oluşturuyorlarsa da kusura bakmasınlar.

(Küskün seçmen konusu) Küskün seçmen konusunda biz kim küskündür, değildir bilemeyiz. Şuanda en geniş örgüt, teşkilat ağına sahip parti olarak, nerede bir küskün varsa ana kademe olarak yoğun çalışmalar içinde olacaksınız. Hizmet aşkıyla zaten koşmuşuz, koşturmuşuz. Arkadaşlar davaya küsülmez demişiz. Kırgın olanlar varsa onlara anlatmalısınız. Yanlış mı yaptık, bu yanlışlarımızı sizler de söyleyin, bizler de düzeltme yoluna gideriz. Bir kısmı bir yerlerde onlara imkanlar tanınmıyor, bundan dolayı küstüm diyor. Böyle bir şeyden dolayı küsüyorsan bu yanlıştır. İnsanı üzen de bu.

"BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN ÇÖP, ÇUKUR VE ÇAMURDU"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar, bunların israf dediği kalemlerle yapılan yatırımlar... Sayıştay böyle bir tespit yapmadık, dedi. Ama Beylikdüzü'nde böyle bir tespiti yaptıklarını da yine Sayıştay kendisi açıkladı. Yani yalan üzerine bu işler bina edilmez. Hele hele belediyecilikte bu tür yalanlara başvurmanın çok da faydası yok." diye konuştu.

Erdoğan, anlattıklarından İstanbul'a olan aşkının anlaşılması gerektiğini söyledi.

"6,5 MİLYON EVE DOĞAL GAZ GİRDİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini en çok etkileyen şeyin çöp, çukur ve çamur olduğunu, İstanbul gibi bir şehre bunun asla yakışmadığını belirterek, şehirde çöp dağlarının yükseldiğini, göreve gelmeden önce Ümraniye'deki çöplüğün patlamasıyla 39 kişinin öldüğünü anımsattı.

Bunun kendisini çok duygulandırdığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çöpten İstanbul'u temizlemek benim en önemli idealimdi. O arada İstanbul'da Habitat 2 toplantısı vardı. Toplantının sonuç bildirgesinin içerisine dünyanın en temiz şehirlerinden bir tanesi olarak İstanbul girdi. En kirli şehir, çöp dağlarıyla olan böyle bir şehri en temiz şehir haline çok kısa süre içerisinde getirdik. Bununla kalmadık. En önemli sorun suydu. Su konusunda da Veysel Eroğlu İSKİ'nin başında çok başarılı bir performans ortaya koydu. Su konusunda İstanbul'un sorununu 1-1,5 yıl içerisinde çözmeye başladık. Küvetlerin içerisinde sular, benzin istasyonu gibi su istasyonlarının kurulduğu bir şehirdi İstanbul. İstanbul'da hava kirliliği korkunçtu. Hava kirliliğini aşmak için Sözen döneminde İstanbul'da 50 bin eve doğal gaz gitmişti. Ben görevden ayrıldığımda İstanbul'da 1 milyon 250 bin eve doğal gazı götürdük. Maske takıyordu İstanbul halkı, gazeteler maske dağıtıyordu. Şu anda 6,5 milyon eve İstanbul'da doğal gaz girmiş durumda 1994'ten bu yana. İstanbul'da hava kirliliği diye bir şey artık kalmadı."

"ÜLKEMİZDE SAĞLAM BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI KAZANDIRDIK"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aradan çok uzun bir zaman geçtiği için insanların bu anlattıklarını hatırlamadığına, birçok kişinin bunları hayal edemediğine, artık insanların beklentilerinin yükseldiğine ilişkin soru üzerine, ailelerin İstanbul'un eski hallerini çocuklarına ne kadar anlattıklarını bilemediğini söyledi.
Gençler için de bunların bir ütopya olduğunu ifade eden Erdoğan, üniversitelerdeki harcı kaldırdıklarını ancak üniversite gençliğine bunları söylediğinde önemsemeyeceğini anlattı.

Erdoğan, şu anda üniversite gençliğinin 1994 ve şu anda ülkenin ne durumda olduğunun değerlendirmesini yapmadığını dile getirerek, "O bir kırılma noktasıydı aslında. Siyasi hayatta bir dönüm noktası. Ülkemizde sağlam bir belediyecilik anlayışını kazandırdık ve ondan sonra tırmanış, yarış, rekabet başladı yerel yönetimlerde." dedi.

Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu'nun vaatleri olduğunu belirten Erdoğan, "Düşünüyorum, acaba bu vaatler doğru mu? Bunları vadetmekle mi biz gençliği yanımıza çekeceğiz? Bakıyorsunuz, otobüslerin ücretsiz olması, ücretsiz internet falan, acaba bunlarla mı belediyeciliği tanımlayacağız? Ben belediyeciliği bununla tanımlamayı çok çok gerçekçi bulmuyorum." diye konuştu.

Erdoğan, belediyecilik denildiği zaman gençliğin yaşam koşullarının da düzeltilmesi için çalışmalar yapılabileceğini ifade ederek, Binali Yıldırım'ın özellikle "yarı istihdam" diye söz ettiği projenin Çin'de de farklı uygulamaları olduğunu söyledi.

Buna örnek veren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Mesela, yarım gün okuldasınız, yarım günden sonra Samsung firmasına gidersiniz, çalışırsınız. Size firma karşılığında belli bir bedel öder. Bu hem stajdır hem de ücreti öyle alırsınız. Türkiye'de teknoparklar oluşturduk, Teknoparklarla devlet olarak biz bu işi yapmalıyız, yapıyoruz ama belediyeler de bunu aynı şekilde, diyelim ki İstanbul bu işe müsaittir, her büyükşehir için konuşamayız. İstanbul için sanayi kuruluşlarında buna benzer yarım gün istihdamla bunun adımlarını atmakta fayda var. Çalışmadan belli bir parayı ödemek zaten şu anda yasal değil. Bunlar da gençliğimiz çok farklı bir yere doğru kaydırır diye düşünüyorum."

Erdoğan, belediyeciliği bütüncül bir şekilde ele alıp, kentsel dönüşüm, değişim, çevre dostu şehircilik gibi alanlarda bazı adımlar atılmasının önemini vurguladı.

Otellerdeki doluluk oranının yüzde 100'e ulaştığını, artık İstanbul'a gelenlerin kentte turizm yatırımı yapmak için yer istediğini belirten Erdoğan, "Belediyeciliği buralara özellikle kaydırmamız lazım. Belediyecilikte mimaride çok farklı bir süreci yakalamamız, kentsel dönüşümle beraber yapılaşmayı nasıl yapacağımızın üzerinde durmamız gerekiyor." diye konuştu.

Erdoğan, anaokulundan itibaren üniversiteye kadar halka dokunacak somut uygulamaların esas alınması gerektiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "1994 Türkiye'de sadece belediyecilikte değil siyasette de bir kırılma noktasıdır. Onu başardığımız için bizim 1994 ruhunu yeniden yakalamamız gerekiyor. O dönemde kurduğumuz gönül köprülerini sağlamlaştırmamız lazım." ifadesini kullandı.

O yıllarda birlikte yola çıktıkları, birlikte mücadele ettikleri gibi aynı beraberlik ruhunda yeni bir anlayış ve yeni bir rotayla 2023'ü çizdiklerini anlatan Erdoğan, "2023'e yeni dönem belediyecilik anlayışımızla yürümemiz lazım." şeklinde konuştu.

Erdoğan, şehir planlamacılığı, mahalle temelli kentsel dönüşüm, çevre dostu şehircilik gibi kritik alanlarda mimarinin korunduğu, şehir ruhunun yaşatıldığı, eski mahalle kültürünün oluşturulduğu anlayışa gidilmesi gerektiğini kaydetti.

İMAMOĞLU'NUN 'ÖZGÜRLÜK' VAADİ

Özgürlük noktasında şunu sormak isterim. Bir belediye özgürlük noktasına ne yapabilir? Bunu merkezi yönetimler yol açması gerekir. Belediyenin yasal düzenleme yapma yetkisi var mı? Özgürlükler konusunda her türlü yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız. Şunu söylemeleri lazım; 'Ne varki orada özgürlük yok?'

Kürt kardeşlerimiz şu anda her türlü hakka sahip. Kim bir Kürt kardeşimin hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında hükümetimizi bulur.

ÖCALAN'IN AÇIKLAMALARI

Özellikle Demirtaş'ın 7 ayrı açıklaması var. Bu açıklamayı bizler de öğrendik. Çok açık ve net şu anda CHP'nin adayına bu desteği açıklıyor. Çok ilginç olan nedir? Burada Apo'nun yaptığı açıklamadır. Olaya şöyle bakıyorum. Bizim derdimiz o değil. Oralardan bize ne gelir, ne gelmez bunları az çok kestiriyoruz. Burada bir iktidar mücadelesi var. Bu iktidar savaşında HDP-PKK kanadında yaşanan Öcalan-Demirtaş noktasında iktidar savaşında ciddi kayma gösteriyor.

Bu süreç içerisinde Öcalan kendi iktidarını bunlara kaçırmak istemiyor. Demirtaş'a hesap sormaktan tutun da dağa hesap sormaya varıncaya kadar. Onların kendisine ihanet ettiği yönünde. Buna yönelik kesin tavırları var. Bu s üreç içerisinde yaptığı açıklamada 'eğer siz beni destekliyorsanız, benim arkamda olan bir partiyseniz ne oraya ne şuraya değil siz kendi gücünüzü ortaya koymalısınız, herhangi bir yere değil kendi tarafsızlığınızı ortaya koymalısınız' diye bir şey. O anlaşılıyor. Tabii biliyorsunuz PKK'nın bir adayı CHP adayına destek veriyor. Bir kanadı üçüncü yol diyor.

Hamdolsun Binali Bey'in bunların hiçbiriyle ne ilgisi ne alakası yok. Biz sadece MHP ile kurmuş olduğumuz Cumhur İttifakı ile bu süreci götürüyoruz. Bununla ilgili bir desteğin gelemeyeceğini herkes biliyor. Ben derim ki burada bir liderlik mücadelesi var. Öcalan, Demirtaş'a ve dağa mesajlarını veriyor. Siyasetçi olarak ister istemez bu konularla belli ilgimiz olur. Kürt kardeşlerimin istismarına çok üzüldüm. Bölücü terör örgütünün listelerini dağın başında yapıp meclise gönderdiği milletvekilleri sizin hangi yaranıza merhem oldu. Böyle bir şey yok. Bunlarla iş tutanları biliyoruz. Bunlar görsel yazılı medyada yer aldı. PKK'nın desteğinden beslenen partilere oylarınızı vererek zayi etmeyin diyorum.

İZMİR KONUSU

İzmir'in suyu var mıydı? İzmir'deki suyu şuan biz getirdik. Bu işler oturarak, bol bol konuşarak olmuyor. İzmir bu işi sürdüremedi ve sürdüremeyecek. Bu iş aşk işi. Şimdi hele hele gelen kişinin böyle bir derdi olduğunu zannetmiyorum.

YILDIRIM'IN SAADET PARTİSİ ZİYARETİ

Şuanda Binali Yıldırım Bey, üzerine düşeni bana göre yaptı. Ziyaret etmesi gereken şuanda Saadet Partisi'nin üst yönetimindeki temsilcilerini ziyaret etti. Bu Binali Bey'in göstermiş olduğu nezakettir. Bununla da kalmadı, başka ortak dostlarımızı da devreye sokmak noktasında, 'bu gidiş doğru değil, gelin yola koyalım şunu, bu duruşunuz terör örgütünün desteklediği partilere gidiyor. Geleceğimize yönelik ortak oluşumun adımlarını atalım.'

Kimlerin CHP zihniyetini desteklediği ortada. Terör örgütüne düşman demeyeceksin de kime diyeceksin? Adam Kandil'den açıklama yapıyor, filancayı destekleyin diyor. Onların desteklemiş olduğu siyasiler ülkeyi bölme adımları atıyor. Kürdistan'da oylar filancaya, Batı'da oylar filancaya diyor. Benim ülkemde Kürdistan diye bir yer yok ki. Bu adam aynı zamanda bu partinin en üst düzey yöneticisi. Sıkıntı biraz da buradan geliyor. Bu ülke hukuk devletiyse, bu bölücü hareketlere karşı tedbirimize almazsak, bundan 10 yıl önce düştüğümüz yere yine düşeriz.

(Daha yumuşak bir dile mi ihtiyaç var?) Benim Ordu Valime 'it' diyenle beni mukayese etmeye kalkarsan ben buna üzülürüm. Bu adam kucaklayıcı olabilir mi? Polislerime 'şerefsizler' diyenler kucaklayıcı olabilirler mi? 25 yıldır aralıksız iktidar olduk. Kucaklayıcı olduğumuz için. 81 vilayette her zaman prim yaptık, vekiller çıkardık, belediye başkanlıkları aldık. Kucaklayıcılık lafta olmaz, uygulamada olur. Bu insanlara yaklaşımda, hizmette olur, kuru kuru lafta olmaz. CHP adayının devletin valisine yönelik bu ifadelerin çirkin olduğunu söylememe gerek var mı? Bu adamın kucaklama vs. Kucaklamadan başka bir şey anlıyor herhalde.

(İmamoğlu'nun 'TV izlemeceğim, TV'ye katılmayacağım' sözleri) Tüm sözlerini yalan ve takiye üzerine kurmuş. Yalanları ortaya çıkmasın diye televizyonlara çıkmama kararını arkasındaki yöneticiler almış. Bu tür kaçış FETÖ taktiğidir. Onu ekrandan çektiler. CHP adayının açıkça bir şekilde sıkıntı verdiğinin de bir alameti. TV'ye çıkmamasının uygun olacağını düşündüler herhalde ve ekran yasağı getirdiler.

('Ben çıkmalıyım, durumu değiştirmeliyim' motivasyonu ile mi hareket ediyorsunuz?) Ben artık bu anletlere kesinlikle inanmıyorum. Anketlerde çok ciddi bir rant dönüyor. Birileri beklediği bir partiden alamıyorsa, başka bir partiye giderek onlarla ilgili, onun lehine anket yapmaya başlıyor. Hele hele ünlü gibi görünen anket firmaları var ki, bir önceki seçimdeki tespitleri tutmayan firmalar, allanıyor pullanıyor CHP adına anket yapıyor. Ben bir Genel Başkan olarak üzerime düşen görevi yapmazsam, doğabilecek herhangi bir sıkıntıda ben de bir şeyler yapsa mıydım düşüncesinden... Arkadaşlarla yaptığımız istişarelerden sonra, şuanda sadece 3 tane açılış toplantısı yapmanın dışında bazı STK'ların toplantısına katıldım. Özel miting yok. Bunlar açılış. Bunlar da tabi ki miting havasında oldu. Bugün de en son Bahçelievler'de yaptık. Yarın benim mitingim falan yok. Binali Bey'in gerek yarın, gerek Cumartesi yoğun programları var, onları gerçekleştirecek. Benim bu dönemde yoğun bir çaba olmadı.

(Ekonomik gelişmelerin seçime etkisi) Batı, biz görevimizi yaptık diye düşünecektir. 'Kredi notunu düşürdük, kurlarla oynadık ama netice yine böyle oldu' gibi işi böyle getirecekler diye düşünüyorum. Batı hiç durmuyor ki, yatıyorlar kalkıyorlar S-400, F-35. Ay sonu G-20'ye gidiyoruz. G-20'de sayın Trump ile Putin ile yapacağımız görüşme var. Bunları görüşeceğiz. Oradan da Çin'e geçeceğiz. Çin-Türkiye ilişkilerini ele alacağız. Bunlar artık dünya gündeminden öte, ülkemin gündemine olumlu sonuç vermesi gerek.

SURİYELİ MÜLTECİLER

(Suriye'deki gelişmeler) Afrin var önümüzde. Afrin'e dönecek olan Suriyeliler var. Terör koridoru olarak belirlenen bölgeyi terör koridoru olmaktan çıkardık. İdlib'te de çok insan yaşıyor. Putin'le yaptığımız görüşmeler sonucunda da, oralarda da sukunete kavuşturduk. Ateşkese sadık kalınmaya başlandı.

Bu insanların hepsi sersefil değil. Durumu gayet iyi olanlar var. Vatandaşlık müracatı olanlar var. Mühendis, avukat, doktor, ebe var. Ekonomik durumu güçlü bunların. Suriye'de yaşarken bunlar imkanı olan Suriyeliydi. Buraya geldiler, burada ticari hayata başladı bazıları. Bazıları vatandaşlık aldı. Türkiye'de çadırlarda, konteynerda yaşayanlar gibi değiller. Bakanlığımız yakın takipte kontrollerini yapıyor.

Güvenlik Bölge konusu gündeme girdiğinde biz bu insanlara artık 'Buyrun evinize dönebilirsini' diyeceğiz. 'Biz sizin kendi topraklarınıza gitmenizi tavsiye ediyoruz. Hayırlı olsun.'

AK PARTİLİ KÜSKÜNLER

(Bu sorunu nasıl çözmeyi planlıyorsunuz? Bu insanların sandığa gitmesi için attığınız adım var mı? İçiniz rahat mı?) AK Parti 17 yıl boyunca izlediği siyasetle dava hareketi olduğunu göstermiş oldu. Millete hizmet birinci önceliği olmuştur. Bu davada yol arkadaşlarımız hedefe ulaşmak için gece gündüz çalışmışlardır. Söylediğiniz ifadeler önümüze geliyor, partimizde görev alan bazı isimlerden kopma, yeni yol çizme haberleri geliyor. Bir partide partiye kırgınlık ya da partiden bu şekilde kopma olmaz, olmamalı. Eğer siz bir davaya inanmışsanız, bu davadan kopulmaz, eri olunur, yürümeye devam edersiniz. Örnekleri daha önce de görüldü, unutulup gitti. Geçmişte grup kuracak sayıda partimizden ayrılıp gidenler olmuştur, şimdi onlardan acaba 1 tane var mı? Kimse şimdi o insanların adını hatırlamaz. Hatırlamıyor musun? İsim verdirme bana. Partimizde en üst kademelere kadar gelmiş, bakanlık yapmış, ayrıldı. Yahu nereye gidiyorsun, ayrılma. Yok akademisyen olacağım falan filan... Parti kurmuştur, o da gitti. Şimdi de CHP'de vekil olanlar da var. Benzer yine bazıları oldu. Hatta şimdi de bir tanesi Ordu'dan aday oldu. Düşünebiliyor musun benim de okul arkadaşım. Biz de Hilmi Bey ile Ordu'dan kazandık. AK Parti bir millet hareketidir. Milletin gücünü ve desteğini alan AK Parti kendisini 2023 vizyonuna kilitledi. Bizimle birlikte yürüyenler olacaktır, kopanlar olacaktır. MHP'de bile birileri koptu, parti kurdular. Bakalım nereye kadar yürüyecekler. Bunlar ana gövde değil, parça. Bunların istikbali de olmaz. CHP'de de oldu. Onların da esamesi okunmadı. Bir partiye kırgınlık olursa kaybedenler olur. Davaya kırgınlık olmaz. Bu davadan kopup ayrılana nereye kadar 'Ben sana kırgın, dargın değilim' diyeceğim ki? Kopup gittiyse, selamın aleyküm, aleykümselam bir yere kadar deriz. İhanet hareketi oluşturuyorlarsa da kusura bakmasınlar.

(Küskün seçmen konusu) Küskün seçmen konusunda biz kim küskündür, değildir bilemeyiz. Şuanda en geniş örgüt, teşkilat ağına sahip parti olarak, nerede bir küskün varsa ana kademe olarak yoğun çalışmalar içinde olacaksınız. Hizmet aşkıyla zaten koşmuşuz, koşturmuşuz. Arkadaşlar davaya küsülmez demişiz. Kırgın olanlar varsa onlara anlatmalısınız. Yanlış mı yaptık, bu yanlışlarımızı sizler de söyleyin, bizler de düzeltme yoluna gideriz. Bir kısmı bir yerlerde onlara imkanlar tanınmıyor, bundan dolayı küstüm diyor. Böyle bir şeyden dolayı küsüyorsan bu yanlıştır. İnsanı üzen de bu.

(İsraf, şatafat, kibir... 3 kelime üzerinden eleştiriler yapılıyor... Siz özeleştiri yapabilen bir siyasetçisiniz. Bu 3 kavram içinde özeleştiriye ihtiyaç var mı abartılı bir yaklaşım mı?) Bana göre bu tamamıyla abartıdan müteşekkil yaklaşım tarzıdır. Şimdi millete yaptığımız hizmeti 'israf' telakki edenler var. Burası Vahdettin Köşkü. Birilerine göre harabe halden bu hale getirmek birilerine göre israftır. Ana muhalefet buraya israf diyor. Külliyeye israf diyor. Ben burayı şuanda kullanmıyorum. Zaman zaman gelişlerim olur, yabancı yerli misafirlerimle gelişim olur. Burada kaldığım çok çok istisnadır. Ben İstanbul'a geldiğimde Kısıklı'da kendi evimde kalıyorum. Aile de geniş, hep aynı yerde kalıyorum. Burada kalmam da Huber de çok çok istisnadır. Bunun kampanyasını da muhalefet hep yapmıştır, varsın yapsın. İstanbul zirvesini burada toplamamız, burada o toplantıyı yapmamız, büyük devlet olmanın etkisidir. Külliye'de yaptığımız toplantılarda o tür yaklaşımlar, gelenler hangisi olursa olsun bakış açışı değişiyor. Tayyip Erdoğan'ın kendi koyduğu şahsi yatırım değil ki. Dünyanın ülkeme bakışını değiştiren bir yaklaşımdır. Putin'in bir ifadesi var "Aslında büyük devletler bu tür yerlerden anlaşılır" demiştir, kendisini ilk ağırladığımda. Onların da Kremlin Sarayı'na baktığımızda çok çok farklıdır. Ben sarayı değil Külliye ifadesini seçtik. Külliye'de tek bir şey yapmıyoruz. Ben tüm muhtarlarımı ağırladım.

(Seçimi kaybedersiniz yenilenmesinden dolayı pişmanlık duyar mısınız?) AK Parti bu seçimin kaybedeni olmaz. Niye? Çünkü biz şuanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde komisyonların tamamı, meclis başkan vekillikleri bizde. İstanbul'a hizmet ancak bu şekilde olur. Orada onun olması halinde sürekli belli sıkıntıların olacağız ortada. Düşünce birliği olmayacaktır, yönetim bütünlüğü olmayacaktır. Anlaşmazlıkların çıkacağı ortadadır.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR