Cumhuriyet gazetesi davasında sona gelindi
Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinden Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Akın Atalay ve Murat Sabuncu'nun da aralarında bulunduğu 20 kişinin yargılandığı davada sanıklar son savunmalarını yaptı.
GÜNDEM , 24 Nisan 2018 Salı, 16:15
Cumhuriyet gazetesi davasında sona gelindi

18'i Cumhuriyet gazetesi çalışanı 20 kişi hakkındaki dava İstanbul 27'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan duruşma salonunda görüldü. Tutuklu yargılanan gazetenin İcra Kurulu Başkanı Avukat Akın Atalay, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, , muhabiri Ahmet Şık ve 'Jeansbiri' Twitter hesabının sahibi olduğu iddia edilen Ahmet Kemal Aydoğdu ile tüm sanıklar katıldı. Öte yandan CHP'li milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Barış Yarkadaş, yabancı basın mensupları ve bazı konsolosluk temsilcileri de salonda hazır bulundu. Cuma gününe kadar sürecek duruşmaların sonunda kararın açıklanması bekleniyor.

TEVFİK FİKRET'A ATIF YAPTI

Akın Atalay savunmasını Tevfik Fikret'in mısralarıyla bitirdi: "Gazeteciliğin yargılandığı ve basın özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün çiğnendiği bu haksız dava ve suçlamalar karşısında sözlerimi ünlü şairimiz Tevfik Fikretin'in 100 yıl öncesinden sanki bu dava ve yargılama süreci için söylenmiş mısralarıyla bitiriyorum. 'Haksızlığın envâını gördük. Bu mu kanun? En gamlı sefaletlere düştük; bu mu devlet? Devletse de, kanunsa da artık yeter olsun; Artık yeter olsun bu denî zulm ü cehâlet...."

'İDDİALAR GERÇEK DIŞIDIR'

Gazeteci Kadri Gürsel mütalaada hakkında 'Örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme' suçundan cezalandırılmasının talep edildiğini belirterek, "Bu da 3 temele dayandırılıyor. Birincisi 12 Temmuz 2016 tarihinde kaleme aldığım 'Erdoğan babamız olmak istiyor' başlıklı yazım. İkincisi Bylock kullanıcısı olduğu belirtilen FETÖ'den hakkında soruşturması olan Cihan, Zaman ve Bugün gazetesi çalışanları ile iletişimde olduğum iddiasıdır. Üçüncüsü de 34 gün yayın danışmanlığı yapığım gazetede yayın politikasını değiştirerek terör örgütünü desteklediğimin öne sürülmesidir. Bu iddialar gerçek dışıdır. Akıl, mantık ve hukuk açısından boş bir iddianamedir. Devleti anti demokratik yollardan devirmeyi meşru göstermeye çalıştığım düşünülemez" dedi.

'KUMAŞIMIZIN LEKE TUTMADIĞINI BİLEMEDİLER'

Karikatürist Musa Kart savunmasında şu ifadelere yer verdi: "Yaklaşık 40 yıldır karikatür çiziyorum. Bu süre içinde pek çok siyasi dönme ve liderliğe tanıklık ettim. Yaşadığımız bu dönem için hukuktan ve adaletten en uzak olanıydı diyebilirim. Cezaevinden çıktıktan sonra pek çok insanla el sıkıştım, kucaklaştım. İçlerinden biri bile 'Sizin davanız siyasi değildi' demedi, diyemedi. Bu süreçte paçalarımıza kirlerini bulaştırmak isteyenler, kumaşımızın leke tutmadığını bilemediler ne yazık ki."

'İKİ AYRI HAPİSHANE DENEYİMİM VAR'

Gazeteci Ahmet Şık ise "iki ayrı hapishane deneyimim var" diye başladığı savunmasını şöyle sürdürdü: " Hapishanelerle ilgili konuşurken, 'Ben Ergenekoncu iken' ya da 'Ben FETÖ'yken' diye başlayan cümleler kuruyorum. İlkinde, şimdi FETÖ denilen Gülen Cemaati'nin komplosuyla, mesleki faaliyetlerim suçlama konusu edilerek tutuklandım. İkinci tutuklanmam ise bu yargılamanın konusu nedeniyle oldu.
Yaklaşık 13 ay süren ilk hapislik deneyimimin sona erdiği gün olan 12 Mart 2012'de Silivri Hapishanesi'nden çıkarken bir siyasal tespit yaparak, tutuklanmama neden olan komploda görev alan polisler ile hakim ve savcıların tutuklanacağını söylemiştim. O komploculardan firar edemeyenlerin dışında kalanların tümü şimdi hapishanede. Devletten hukuku çıkardığınızda elinizde kalana devlet değil çete denir. Dolayısıyla Gülen Cemaati'nin çetesinin mensupları için söylediğim aynı siyasal tespiti bu komploda rol ve görev alanlar için de yapmak elzem. "

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR