Damdan düştüm bilirim, iki seçilmişle olmaz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da, Türkiye Anayasa Platformunca düzenlenen "Yeni Anayasa İçin Hep Birlikte" programında konuştu.
GÜNDEM , 28 Ocak 2016 Perşembe, 12:33
Damdan düştüm bilirim, iki seçilmişle olmaz
İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:

Yeni anayasa meselesi milletimizin güçlü bir talebi haline dönüşmüştür. Bu toplantı meselenin gözardı edilemeyecek, ertelenemeyecek bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Milletimiz sivil toplum kuruluşları aracılığıyla artık konuya el koymuştur. Bu tür toplantılarla tüm kesimlerin ihtiyaçlarını karşılayan yeni anayasa süreci hızla olgunlaşacaktır. 
Bu mesele millidir, bu mesele yerlidir. Milli olan her meselede, yerli olan her meselede cumhurbaşkanı olarak ben de varım. Bunu açıkça söylüyorum. Bugüne kadarki anayasaların hepsi ithaldir. Yerli değildir. İthal ürünlerle yönetildik. İthal mantıklar bize hakim oldu. Şimdi yerliye ve milliye dönmeliyiz.

Yeni anayasa dedikçe birileri bundan rahatsız oluyorlar. Mevcut anayasa hala 1960 ve 1980 darbelerinin ruhunu taşıyan millete karşı güvensizliğin bir metnidir. Tatbiki mümkün olmayanın islahı da mümkün olmaz. 
İşe asıl sahip çıkması gereken muhalefetin tam tersi bir tutum içinde olduğunu görüyoruz. Meclis'te yüzde 60 çoğunluğa rağmen eşit katılımı temin ettik. Amacımız geniş katılımla bir metnin ortaya çıkmasını sağlamaktı. Bu durum milletimizi yeni anayasa talebinden vazgeçirmedi. Yeni anayasayı konuştuğumuz zaman meydanlar kükrüyordu. Çünkü mevcut anayasa bu vücuda dar geliyordu. İşte bugün burada olduğu gibi milletimizi temsil eden her platformda yeni anayasa meselesi konuşuluyor. 

Yeni anayasa ne kadar geniş temsil ile inşa edilirse uygulaması da o derece gerçekçi olur. Gerek partilerin gerekse
STK'ların sürece dahil olmasını bekliyorum. gerçeğin ışığı farklı fikirlerin çarpışmasıyla ortaya çıkar. Çoğulcu bir anlayışla yeni anayasanın hazırlanmasını bekliyoruz. Bizdeki anayasa metinleri dayatmadır. Gelin darbecilerin değil milletin yaptığı anayasayı bizden sonraki nesillere armağan edelim. Milletimizin tarihini, özlemlerini yansıtan bir metin olmalı. Millet kendisini görmeli, tarihini görmeli.

"2011'DEKİ YÖNTEMİN SONUÇ VERMEDİĞİNİ GÖRDÜK"

Bu bakımdan yeni anayasanın yapımındaki usulü çok iyi belirlemeliyiz. 2011'deki yöntemin sonuç vermediğini gördük. 60 maddelik çalışma çok önemli bir ispattır. Şimdi STK'lar aracılığıyla milletimizin tüm kesimlerini içine alacak bir anayasa yazım süreci yürütmeliyiz. Seçkinci değil, kapsayıcı bir anayasa metnini ancak böyle ortaya çıkarabiliriz. Türk tipi başkanlık diyorduk, Türkiye modeli anayasa hazırlama başarısını da ortaya koymalıyız.

"BAŞKANLIK TAYYİP ERDOĞAN'IN KİŞİSEL MESELESİ DEĞİLDİR"

Yasama organı olan Meclis'in asli alanına yoğunlaşmasını sağlamalıyız. Bu hususta çok fazla sıkıntı yaşayacağımızı sanmıyorum. Hukukun üstünlüğü konusunda kimsenin itirazı olmaz. Yargı organları ile yasama ve yürütme arasında eskiden beri süren sıkıntıların temelinde güçlerin çatışmasını esas alan anlayış var. Yeni anayasanın ruhu çatışma yerine uyum ve denge oluşturulduğunda bu sıkıntı kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Parlamenter sistemin ülkemizde miadını doldurduğuna inanıyoruz. Yeni Türkiye'nin inşası sürecinde yeni anayasaya ve başkanlık sistemine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Başkanlık sistemi Tayyip Erdoğan'ın kişisel meselesi değildir. Bu sistemi başbakanlığımda da, belediye başkanlığımda da konuştum. Biz dersimizi iyi çalışıyoruz, yeni başlamadık. Benim bu konuyu gündeme getirmem böyle bir yönetim sistemine sahip olunması gerektiğine inanmamdan kaynaklanıyor. Konuyu şahsıma indirme basitliğine indirenler büyük bir vebalin altına giriyor. Merhum Özal, Demirel... Onlar da başkanlık sistemi hakkında olumlu görüş vermişlerdir. Milletin kendi tercihi olarak yeni anayasa ve başkanlık sistemini tartışabilmektedir. Sadece bu bile ülkemiz açısından bir kazançtır. Halkımızın yeni anayasa ve başkanlık sistemi ile daha da bilgilendirilmesi önem arz etmektedir. STK'lar şu anda bu adımı atmış durumda. Üniversitelerimizin başta hukuk fakülteleri olmak üzere tartışılır noktaya geldi. 

"SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI SİYASİ GÜNDEMDEN UZAK KALAMAZ"

Başkanlık sistemi ile ilgili önemli bir avantajımız, cumhurbaşkanının doğrudan millet tarafından seçilmiş olması. Seçimle gelen cumhurbaşkanının sembolik konumda bulunması düşünülemez. Meclis'in seçtiği cumhurbaşkanlarının da siyasi gündemin dışında kaldığını da söyleyebilmemiz mümkün değil. Kendimizi kandırmayalım, bizzat 2003-2007 yılları arasında tecrübe ettik. Sandıktan çıkan cumhurbaşkanının bir kenarda oturmasını bekleyen bu milleti tanımıyor demektir.

Mevcut sistem bir anormallik halidir. Hem seçilmiş cumhurbaşkanı hem başbakan olmaz. Hadi biz uyumlu biçimde çalışıyoruz ama aynı siyasi gelenekten gelmeyen cumhurbaşkanı ile de ben çalıştım. Ne getirdiğini, götürdüğünü biliyorum. Damdan düştüm. Yarın değişik siyasi anlayışlardan iki kişi olursa bu nasıl yürüyecek?

"KARARI MİLLET VERMELİDİR"

Yeni anayasanın başkanlık sistemi anlayışıyla hazırlanması en doğrusudur. Benim teklifim kararın millete bırakılmasıdır. Parlamento bu kararı vermelidir. Ama nihai kararı vekiller değil, asil olan millet vermelidir. 
Özerklik adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanların dünyayı başlarına yıkarız bunu böyle bilmeleri lazım. 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR