Erdoğan: Hazır ol cenge Sulh-u Salah istiyorsan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da kentsel dönüşüm töreninde konuşuyor.
GÜNDEM , 05 Ekim 2012 Cuma, 16:39
Erdoğan: Hazır ol cenge Sulh-u Salah istiyorsan

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Öncekilerle de misliyle karşılık verdik. Ama bu defa onların canlarını yakacak şekilde misliyle cevap verdik.

Suriye'nin Türkiye'ye yönelik mütecaviz tutumunu sürdürmesi hele hele vatandaşlarımızın zarar görmesi bizi karşılık vermeye mecbur bırakmıştır.


Şunu ifade etmek istiyorum biz ancak savaş meraklısı değiliz, savaştan da uzak değiliz. Bu millet yeri gelmiş kıtalararası savaşları da görmüştür. Yurtta sulh cihanda sulh, sulhun egemen olduğu yerde olur. Bizim can damarımıza bastıkları zaman o zaman sulh konuşamayız. "Hazır ol cenge, Sulh-u Salah istiyorsan" (*Barış istiyorsan savaşa hazır ol) denirken, yeri gelir o zaman cenk barışın anahtarı olur.

"Türkiye'yi test etmeye kalkanlar ölümcül hataya girerler"

Benim vatandaşım şehit edilecek, eee? Biz hala barış diyeceğiz, ne barışı? Utanmadan sıkılmadan, bakanların hangisinin çocuğu oraya gidiyor? Bunu söyleyenlere şu cevabı veriyorum. Biz şu anda arazideyiz. Nereye gitmek gerekiyorsa, başta şahsım olmak üzere oraya kadar da gideriz. Böyle şeylerle basit ifadelerle Ak Parti iktidarını test etmeye ana muhalefetin gücü yetmez.

Biz bölgemizde ve dünyada barışın esenliğin hakim olmasını temel politika olarak kabul eden bir milletiz. Biz Suriye'de tek bir kardeşimizin kanı akmasın istiyoruz.

Her geçen gün daha zor ve sıkıntılı bir konuma düşüyorlar. Türkiye kararlılığını kapasitesini test etmeye kalkanlar için, ölümcül bir hata içerisine girerler. Biz blöf yapmıyoruz. Boş atıp dolu tutmak gibi bir şeyin peşinde de değiliz. Biz bu meselenin takipçisi olacağız. İnşallah Suriye halkı en yakın zamanda bu zulümden kurtulur. Temennimiz tüm kesimlerin haklarını garanti altına alacak bir yönetime kavuşur.

"Bodrum'da kendisiyle tatil yapmadım"

Ana muhalefetin başı, yanı her neyse, "Siz bunlara boğaz seyahati yaptırdınız, işte Bodrum'a gittiniz" diyor.

Eline diline dursun yahu. Kaç kere açıkladım. Yapmadığım bir şeyi bana yaptın deme. Eğer barış içindeysek, İstanbul Boğazı'nda o seyahati de yaptırırım, ama böyle bir şey yok.

Bodrum'da kendisiyle birlikte tatil yapmadım. Kendisini oraya davet ettim, kendileri iki üç gün tatil yaptılar. Bizim medyanın fotoğraflarını çekmesinin ardından sonra gittiler. Olayların aslı budur. Ama bunların yalan ciğerlerine işlemiş. Mesele cibilliyet meselesi.

Sen gene bildiğini oku da, bu bir milli meseledir de, gel aynen MHP gibi davran ve orada el ele verelim, milletçe tavır ortaya koyalım. Ama biz bu CHP zihniyetini Hatay'da da gördük.

Üzüntüm ülkem adına, milletim adına. Üzüntüm bu CHP'ye oy verenler adına. Üzüntüm, BDP'ye oy veren Kürt kardeşlerime.

"Tezkere oy birliğiyle çıkmalıydı"

Birinde bölücü terör örgütü muhabbeti, diğerinde Esad yönetiminin muhabbeti. Burada bu partiler açısından söylüyorum. Bunlar ülkelerinin milli çıkarlarını, ulusal onurlarını değil, ulusal güvenliğini değil, saldırgan ülkenin hassasiyetlerini gözeterek tarihe geçtiler.

Meclis'ten oy birliğiyle çıkması gereken tezkere, maalesef CHP ve BDP'nin tavrı sebebiyle oy çokluğuyla kabul edildi. MHP'ye sorumlu davrandığı ve tezkereye destek açıklaması için teşekkür ediyorum. Ama CHP'nin duruşu bir siyasi garabet örneğidir. Bunlar sadece siyasi duruş itibariyle şaşkınlık pişkinlik içinde değiller, bunlar aynı zamanda usulden kanundan da bihaberler.

Tezkerede geçen, "Yabancı ülke" kavramını böylesine dallandırıp budaklandırmak, siyaset yapmak değil cehaletini ortaya sermektir.

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR