Erdoğan: Mevcut sistem istikrarı tehdit ediyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkede istikrarı tehdit ediyor mevcut sistem. İstikrar ve güven aslında kalkınmanın, başarının olmazsa olmazıdır." dedi.
GÜNDEM , 08 Mart 2017 Çarşamba, 21:56
Erdoğan: Mevcut sistem istikrarı tehdit ediyor

Erdoğan, TRT ortak yayınındaki "Cumhurbaşkanı Özel" programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim için her gün kadınlar günüdür" diye konuştu.

Dünya Kadınlar Günü etkinliğine katılmak için Ankara'ya gelirken trafik kazasında hayatını kaybeden Türk Metal Sendikasının kadın üyelerine Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dileyen Erdoğan, ailelere ve sendikaya başsağlığı diledi.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine neden ihtiyaç duyulduğunun sorulması üzerine Erdoğan, nerelerde sıkıntı yaşandığını, nerelerde rahat çalışma zeminin yakalandığını 14 yıllık sürede öğrenme fırsatı bulduklarını bildirdi.

AK Parti'nin girdiği ilk seçimde yüzde 34,4 oy oranına ulaştıklarını, neredeyse anayasayı değiştirebilme noktasına gelindiğini hatırlatan Erdoğan, "Buna rağmen birçok sıkıntıyla karşı karşıya kaldığımız için orada da bunu başaramadık. Çünkü zaman oluyor içinizden de fire verebiliyorsunuz, böyle bir durumla da karşı karşıya kalabiliyorsunuz." ifadesini kullandı.

İkinci seçimde oy oranlarının arttığını ancak milletvekili sayılarının düştüğüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü seçimlerde yüzde 50 oy oranına yaklaştıklarını ama milletvekili sayısının biraz daha düştüğünü anlattı. Anayasa değişikliğini hedefleri olmasına rağmen gerçekleştiremediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Muhalefet şöyle bir yaklaşım tarzı içinde bulunuyor: Siz, beyaza 'Beyaz' diyorsunuz, muhalefetin huyudur özellikle bizde, siz 'Beyaz' diyorsanız o 'Siyah' diyecektir. Bunun yolu nedir? Bunun yolu sadece Parlamentoda bu işi tartışmak, konuşmak değil. Hemen bazı bakanlarımız hakkında bakarsınız bir-iki hafta içinde gensoru gelir. Bu gensoruyla siz tabii Parlamentoda tıkanıyorsunuz, sizi çalıştırmıyorlar. Biliyor ki 'Bu sayım benim yeterli değil, bu geçecek' ama buna rağmen o gensoruyu vermek suretiyle orada bir tıkanmayı, patinajı meydana getiriyor. Aradan bir müddet geçiyor bakıyorsunuz tekrar bir gensoru. Güven oylaması olaylarında benzer sıkıntılar yaşanıyor. Bütün bunların yanında ülkede istikrarı tehdit ediyor mevcut sistem. İstikrar ve güven aslında kalkınmanın, başarının olmazsa olmazıdır. Eğer biz bugün başarılı olabilmişsek, başarılı olabilmemizin arkasında yatan gerçek şudur, o da biz, yani aynı ekolden gelen insanlar olarak gerek Sayın Gül ve benim başbakanlığım dönemim, Sayın Davutoğlu ve Sayın Binali Bey dönemi, biz tabii aynı ekolden geldiğimiz için bizde sıkıntı söz konusu değil."

"Bizim hıza ihtiyacımız var"

Erdoğan, Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanlığı dönemini hatırlatarak, "Sezer döneminde biz bazı sıkıntıları yaşadık. Bu sıkıntılar bize bazı şeyleri öğretiyor. Nedir? Aynı ekolden gelmediğiniz zaman bakıyorsunuz bir dayatmayla karşı karşıyasınız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde anayasa kitapçığı fırlatıldığını, ardından Türkiye'nin ekonomik olarak adeta bir çöküşle karşı karşıya kaldığının unutulamayacağını vurguldı.

Erdoğan, "Mesela benim bazı atamalarda istediğim neticeyi alamıyordum. Halbuki cumhurbaşkanı öyle şeye ret vermeli veya kabul etmemeli ki o da nedir, gerçekten sizin teklif ettiğiniz isim o makama layık bir isim değilse, 'Bunu şu şu nedenle kabul etmiyorum' dersiniz. Ama biz öyle şeylere rastlamadık, tam aksine çok çok layık olan arkadaşlarımız reddedilmiştir, veto edilmiştir." ifadesini kullandı.

Bu isimlerden birinin Mehmet Şimşek olduğuna işaret eden Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Mehmet Bey Avrupa'da gayet iyi yetişmiş arkadaşımız olmasına rağmen, dünyanın en önemli kuruluşunda üst düzey yönetici olarak çalışmış olmasına rağmen aynı şekilde hiçbir gerekçe sunmadan 'Ben böyle istiyorum.' 'Ben böyle istiyorum' demekle siz bir başbakanın ki icranın neredeyse başında o, onun önünü keserseniz bu, ülkenin istikrarına hizmet etmez. Ülkedeki güvene ekonomide hizmet etmez. Bunları yaşadık, bu benim verdiğim basit bir-iki örnek. Bizim ise hıza ihtiyacımız var. Biz şu dönemde, 14 sene içinde ekonomide diğer ülkelerle, batı ülkeleriyle çok ciddi bir yarışın içine girdik. Biz görevi devraldığımız zaman kasa tam takırdı, bizden önceki yönetimlerin sözlerini hatırlayalım. Delikli paraya ihtiyacı vardı ülkenin, maaşlar ödenmiyordu, 6-8 ay memurların, işçilerin kamuda maaşları ödenmiyordu, böyle bir dönemden biz bunu devraldık ve devralır almaz da biz sadece bu tür maaş ödeme sıkıntılarını aşmayı bir taraftan da süratle yatırımlara girdik. Bu yatırımlarla beraber batının, dünyanın hayranlığını kazandık. Bunu batı o zamanlar kendi diliyle, hani şu anda bize bu çirkin yaklaşımlar gösteren batı, ne diye ifade ediyordu, 'Türkiye bir sessiz devrim gerçekleştirdi.' Bunu ben söylemiyorum onlar söylüyor. Bu sessiz devrimi işte o aynı ekolden gelen ekip olarak aramızdaki dayanışmayla bir atağa kalktık ve bu kalktığımız atak neticesinde süratle Türkiye hakikaten netice almaya başladı."

"SSK'nın başında şu anda muhalefetin başındaki zat vardı"

Yapılan yatırımlara ilişkin örnekler veren Erdoğan, 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılırken, 14 senede üzerine 18 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettiklerini vurguladı. Havalimanı sayısını 25'ten 55'e çıkardıklarını söyleyen Erdoğan, bir olan havayolu şirketi sayısının da 6-7'ye ulaştığını belirtti. Eğitimde 250 bin civarında derslik yapıldığını, üniversite sayısının 79'dan 181'e çıkarıldığını aktaran Erdoğan, "Bunlar durup dururken olmadı." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta ciddi reformun yapıldığını, bunun dünyaya örnek olduğunu, Avrupa'nın değişik ülkelerinden hastaların Türkiye'ye tedavi için gelmeye başladığına da dikkati çekerek, sağlıkta devletçilik anlayışına teslim olan yapıyı da ortadan kaldırdıklarını bildirdi.

Devletin içindeki kurumların kendine ait hastanelerinin olduğunu, işçinin, memurun farklı hastanelere gittiğini anımsatan Erdoğan, "SSK'nın başında da malum belli süreler şu anda muhalefetin başındaki zat vardı. Onun döneminde de SSK hastanelerinin ne halde olduğunu, zaten yaşayanlarınız var, ben çok iyi yaşadığım için gayet iyi biliyorum. Savaş Ay'ın, rahmetlinin programını izleme durumunda olanlar varsa o dönemde neler yaşandığını, hangi çileleri çektiğimizi çok iyi biliyoruz." diye konuştu.

Erdoğan, tüm bunları değiştirdiklerini, tüm illerde, büyük ilçeleri hastaneye kavuşturduklarını belirterek, şehir hastanelerini de yapmaya başladıklarını, bunlardan Yozgat ve Mersin'dekinin tamamlandığını hatırlattı. İlk etapta 30 büyük şehirde söz konusu hastanelerin kurulacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan adalet ve emniyet saraylarını anımsattı.

Enerjide önemli kazanımların sağlandığını, barajlar ve göletlerle ülkenin donatıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bunları, bu kadar istikrarlı bir şekilde sürdürmenin en önemli yolu, tabii bunu şahsa bağlı olarak konuşmuyorum, sisteme bağlı hale getirirsek bu çok daha ideal bir şekilde gidecektir. Onun için sisteme bağlı bir istikrar, sisteme bağlı bir güven inşallah bu 16 Nisan müjdesiyle bence rayına oturacaktır diye düşünüyorum." dedi.

Gerek 15 Temmuz ve sonrası, gerekse 1970'ten bu yana yaşanan sürecin halihazırdaki cumhurbaşkanlığı sistemi önerisine nasıl yansıdığının sorulması üzerine Erdoğan, 15 Temmuz'un çok önemli şeyler öğrettiğini belirtti.

15 Temmuz'un kısa bir sürecin neticesi olmadığını, bakıldığında bu işin 40 yıllık bir mazisinin olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"O gece yapılan bu kalkışma hareketi karşısında milletimizin duruşu neyin ifadesiydi? Ben orada milletimizin imanını, vatan ve millet sevgisini görüyorum, Onların sadece bizim yaptığımız bir davetle meydanlara, havalimanlarına dökülmesini bu aşkın bir neticesi olarak görüyorum. Eğer bu inanç olmazsa zaten siz böyle bir neticeyi alamazsınız. Özellikle meydanlarda söylüyorum, Akif'in 'Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın' ifadesinde kendisini bulan, gövdesini tankların önüne koyan bir nesil var. Bakıyorsun iki paletin arasından Sabri kendini atıyor, oradan kurtarıyor, ikinci tank geliyor. İkinci tankın iki paleti arasına kendisini tekrar atıyor. Şu inanca, anlayışa, gözü pekliğe bak. Rabbim kendini hıfzediyor ve oradan çıkıyor. Bunun yanında param parça olan hanım kardeşlerimiz de var tankların sıkıştırması neticesinde. 11 hanım kardeşimizi şehit verdik."

Erdoğan, 15 Temmuz'da 249 şehit verildiğini, sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresinde 29 şehit ve 36 gazinin, Türkiye genelinde ise 2 bin 193 gazinin olduğunu anımsattı.

Bütün bu direnişi gösterenlerin, bu vatanı teslim almak isteyenlere karşı "Biz bu vatanı sizin gibi hainlere, katillere, alçaklara asla teslim etmeyeceğiz." dediklerini vurgulayan Erdoğan, bu direnişin farklı vesayet odaklarına milletin çok çok farklı bir cevabı olduğunu aktardı.

"15 Temmuz kararlılığı devam ediyor"

FETÖ'nün darbe girişiminin olduğu gece her şeyin belli olduğunu, milletin ak süt içindeki o ipliği ayırır duruma geldiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"O kararlılık hala devam ediyor, bitirmedi işi. Şimdi nereye gidersek, hangi meydana gidersek gidelim artık 10 binler, 50 binler bakıyorsunuz o meydanlarda. Daha büyük meydanlara gitmedik oralarda da inanıyorum ki yüz binler bizi bekliyor. Çünkü bir şeyin kararını veriyor şimdi. '15 Temmuz'un anayasal bir teminat altına getirilmesini istiyoruz' diyor. Niye diyor bunu? Şimdi kim 'hayır' diyor, bakıyor. Kandil'deki teröristler 'hayır' diyor. Kim bunlar, PKK. Beyanatlarını veriyorlar ve diyorlar ki 'hayır' deyin. Kim diyor? Feto'cular 'hayır' diyor. Bunlar değil miydi 15 Temmuz'da milletime karşı bu darbe girişiminde bulunanlar. Benim vatanımı parçalamak isteyenler bunlar değil miydi? Şimdi hesaplaşma günü ne zaman? Hesaplaşma günü inşallah 16 Nisan. Demokratik hakkını o gece nasıl demokrasiye sahip çıkarak benim vatandaşım koruduysa şimdi o gecenin devamı anlamında inşallah 16 Nisan'da da sandıkta demokratik hakkını çok daha güçlü bir şekilde kullanacaktır diye düşünüyorum."

"Yenikapı ruhu süreklilik arz etmedi"

Erdoğan, "Anayasa değişikliği de 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasıyla Yenikapı ruhu ile mümkün oldu. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle Türkiye reform, demokratikleşme yolunda yürür mü yoksa hayırcıların eleştirdiği gibi devam eder mi otoriterleşme mi ortaya çıkar?" sorusu üzerine, hassas bir noktaya temas edildiğini, Yenikapı ruhunun süreklilik arz etmediğini, gönüllerinin bu ruhun devam etmesini istediğini dile getirdi.

Anayasa değişikliğiyle ilgili Başbakan Binali Yıldırım'ın yaptığı ziyaretler ve çalışmaların ne yazık ki tavanda bu işin sürmediğini gösterdiğine dikkati çeken Erdoğan, tavanda bu iş sürmeyince bu adımların da hayata geçirilemediğini vurguladı.

"Milletim bizi mahcup etmeyecek"

Erdoğan, tavandan ümidini kestiği için tabana hitap ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yenikapı ruhunu teessüs ettirelim istiyorum. Onun için AK Parti, MHP, CHP, HDP, Saadet Partisi ve BBP'ye gönül vermiş kardeşlerime diyorum. Gelin liderlerin gerçekleştiremediği bu reformu hep birlikte inşallah 16 Nisan'da sandıkta gerçekleştirelim. 339 milletvekili AK Parti ve MHP'den olmak üzere bu halk oylaması kararını aldı. Parlamentoda bu iki partinin omuz omuza vermesiyle böyle bir adım atıldı. Tabii bu yeterli değil. Yeterli olan 367 idi. Onu sağlayamadığımıza göre şimdi iş asillere kaldı. O da millet. Milli irade zaten en önemlisi. Meclis'te de başkanın arkasında 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' yazıyor. Biz bu hakimiyetin gerçek sahibi olan milletimize diyoruz ki gelin siz tabanda el ele millet olarak 'Ey parlamentodakiler siz yapmadınız ama şimdi biz bu anayasanın en azından cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik olan boyutunu halledeceğiz'. Burada anayasanın tümüyle bir değişikliği söz konusu değil. Sadece cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik boyutu söz konusu. Onu biz yapacağız. Onun için de ben milletime inanıyorum. Milletim bu eksik kalan kısmı inşallah 16 Nisan'da sandıkta gerçekleştirecektir. Bu güvenim var. Bunu gittiğim her yerde, meydanlara okuyorum. Milletim bizi mahcup etmeyecek diye de inanıyorum."

"Diyelim ki bir veya iki tane yardımcım olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Meseleye soğuk duranlar, 'Biz cumhurbaşkanımıza güveniyoruz, kendisini de seviyoruz ama ondan sonra ne olacak. Diyelim ki yurt dışı gezisine çıktı. Vekaleten onun görevinde bulunan kişi de hain çıktı. Böyle bir durumda biz kendimizi güvencede hissedebilir miyiz?' diyenlere ne cevap verirsiniz?" sorusuna karşılık, bu konuyu dillendirenlere meydanlarda gerekli cevabı verdiğini söyledi.

Erdoğan, "Yurt dışı dediniz, ben oradan gireyim. Diyelim ki bir veya iki tane yardımcım olacak, eğer ben isem. Bir başkası ise onun bir veya iki tane yardımcısı olacak. Yurt dışına çıktığı zaman da o ne yapacaktır, o ikiden birini veya bir taneyse atadığı yardımcısı zaten onun vekili anlamındadır. O vekili yönetecektir. Hükümet bunun ucunu açık bıraktı. İki tane de olabilir. Niye? Burayı sağlama almak için." ifadelerini kullandı.

"16 Nisan'a kadar ömrümün olduğunu bana kimse garanti edemez"

Şahsıyla alakalı sorunun cevabının çok önemli ama değerler silsilesi içinde çok da basit olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Benim 16 Nisan'a kadar ömrümün olduğunu bana kimse garanti edemez. Burada olan arkadaşlarımın, aynı şekilde garanti edemez. Bugün 7 hanım kardeşim, Ankara'daki kadınlar gününü anmak için geliyorlardı ama onları kaybettik.

Samimi olmamız lazım. Bunlar samimiyetsiz yaklaşımın bana göre ifadesidir. Biz kendimize bir sistem yapmıyoruz. Biz ülkemizin geleceği için bir sistem inşa ediyoruz. Bu sistem geleceği kurtarmak, geleceği sağlama almak için kurulan bir sistemdir. Parlamenter demokrasi ile ülkemiz yönetilmedi mi? Yıllar yılı parlamenter demokrasi içinde koalisyonlar, darbeler görmedik mi? İstikrar, güven var mıydı? Sürekli olarak hükümetlerin değiştiği dönemler yaşadık ve sık sık hükümetlerin değişmesi, ülkemizde istikrarsızlığın en önemli boyutu oldu."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR