Eski Müsteşara 22,5 yıl hapis istendi
Eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem hakkında "Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) yöneticisi olmak" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi
GÜNDEM , 08 Kasım 2017 Çarşamba, 19:24
Eski Müsteşara 22,5 yıl hapis istendi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ'ye yönelik soruşturması kapsamında 3 Haziran'da gözaltına alınan, ancak tutuklama talebiyle sevk edildiği nöbetçi hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakılan eski müsteşar Erdem hakkındaki iddianame, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Veysel Kaçmaz tarafından hazırlanan iddianamede, FETÖ'nün kuruluşu, amacı, yargıdaki örgütlenmesi ve MİT tırlarının durdurulması, 17-25 Aralık süreci ile kumpas davaları ayrıntılarıyla anlatıldı.

İddianamede, Erdem'in Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü yaptığı, 2010'daki Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üye seçimlerinde idari yargı adayları arasından kurul üyeliğine seçildiği ve İkinci Daire Üyesi olarak çalıştığı, 2011 yılı Ekim ayında Adalet Bakanlığı Müsteşarı olarak atandığı ve 31 Aralık 2013'e kadar bu görevi yürüttüğü, bu tarihten sonra Başbakanlık Müşaviri olduğu hatırlatıldı.

FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklu bulunan Erdem'in eşi Gülümser Erdem'in ise bir ilköğretim okulu müdürü olduğu, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Ankara Valiliği'nin 23 Ağustos 2016 tarihli yazısı ile "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iş birliği içinde hareket ettiği, üyesi olduğu veya yardımda bulunduğu" gerekçesiyle görevinden uzaklaştırıldığı kaydedilen iddianamede, söz konusu kişinin 26 Ağustos 2016'da tarihli emeklilik dilekçesine istinaden Valilik olurunun alınması üzerine 2 Eylül 2016'da emekliye ayrıldığı belirtildi.

İddianamede, Erdem'in, HSYK Üyesi seçildiği 2010 yılına kadar Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde çalıştığı, Personel Genel Müdürlüğünün 2010'da yapılan Anayasa değişikliğinden önceki HSYK'nın, hakim/cumhuriyet savcılarının tayin kararnameleri başta olmak üzere atama, yetki ve terfi gibi özlük işlemlerinin sekretaryalığını yaptığı aktarıldı. İddianamede ayrıca Erdem'in, tayin ve yetki kararname taslaklarının hazırlandığı birim olan bu genel müdürlükte yaklaşık 14 yıl, haklarında aynı suçlardan ayrıca soruşturma yürütülen İbrahim Okur, Ahmet Hamsici, Hüseyin Yıldırım, Engin Durnagöl, Havva Gürgen, Muzaffer Bayram, Mustafa Kemal Özçelik gibi şüphelilerle çalıştığı kaydedildi.

İddianamede, Birol Erdem'in, 2007 yılında başlatılan kamuoyunda "Ergenekon davası" olarak bilinen soruşturma başta olmak üzere diğer soruşturmaların başladığı tarihte Personel Genel Müdür Yardımcısı olduğu göz önüne alındığında, örgüt mensubu yargı üyeleriyle örgütsel amaç ve birliktelikle hareket ederek, haklarında ayrıca soruşturmalar yürütülen hakim/cumhuriyet savcılarının görev ve yetkilendirilmesini sağladığı ifade edildi. Erdem'in görev yaptığı dönemdeki Personel Genel Müdürlüğünde, gerekse de soruşturma ve kovuşturmalarda görevlendirilen hakim ve savcıların neredeyse tamamının FETÖ/PDY üyesi olmak suçundan meslekten kesin olarak ihraç edildikleri hatırlatılan iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Bugün gelinen aşamada gerek o tarihteki Personel Genel Müdürlüğünde gerekse de soruşturma ve kovuşturmalarda görevlendirilen hakim/cumhuriyet savcılarının neredeyse tamamı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensubu olmak suçundan meslekten kesin olarak ihraç edilmeleri ve tutuklu olarak haklarında ayrıca soruşturmalar yapılmasının tesadüf olmadığı, bu hakim/cumhuriyet savcılarının açıklandığı gibi şüphelinin de mensubu olduğu örgütün, Personel Genel Müdürlüğünde görevli başta şüpheli olmak üzere diğer üyelerince, örgütün amaç ve beklentilerine göre seçilip bilerek atandığı sonucunu ortaya çıkardığı anlaşılmıştır."

İddianamede, 2010'da yapılan Anayasa değişikliğinden sonra oluşturulan HSYK'nın kendi sekretaryasının kurulması üzerine, Personel Genel Müdürlüğünde birlikte görev yaptıkları Engin Durnagöl, Havva Gürgen, Muzaffer Bayram gibi örgüt mensuplarının bu defa HSYK Genel Sekreterliğinde Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirildiği ve aynı örgütsel amaçlar doğrultusunda örgütsel faaliyetlere devam edildiği ifade edildi.

ÖRGÜT YARGI İÇİNDE TEKG ÜÇ HALİNE GELDİ

Hatta HSYK Üyesi seçilen örgüt mensubu kurul üyelerinin varlığıyla da örgütün, yargı teşkilatı içinde tek güç haline geldiği, bu gücün elde edilmesiyle, öncelikle yüksek yargıya fazla sayıda örgüt mensubunun üye olarak seçilmesi ile örgütün talimatlarına uygun kararların çıkarılabileceği bir yapıya dönüştürüldüğü aktarılan iddianamede, yeni atamalarla Teftiş Kurulunun da örgütün hakimiyetine girmesinin sağlandığı belirtildi.

İddianamede, Erdem'in aynı birimde görevli diğer FETÖ üyeleriyle sahip olduğu konumunu, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in, "Devletin en kılcal damarlarına kadar gireceksiniz" şeklindeki talimatları gereğince, izah edilen bu yapının oluşması, yönetilmesi ve yargının kritik birimlerinin ele geçirilmesi amacıyla örgütün menfaat ve talimatlarına göre kullandığı kaydedildi.

FETÖ'nün, yargı teşkilatının tamamen ele geçirilmesi için HSYK'nın da alınması gerektiğine dair stratejisi üzerine, Erdem'in de Anayasa değişikliği ile HSYK'nın yapısının değiştirilmesinden sonra örgütün yüksek yargı dahil yargı teşkilatı içinde kadrolaşmasında yoğun olarak faaliyette bulunduğuna yer verilen iddianamede, idari yargı kökenli olması nedeniyle idari yargının 2010 yılında yapılan HSYK üyeliği seçiminde aday gösterilecek örgüt üyelerini bizzat belirleyerek bu isimleri ön plana çıkarttığı da vurgulandı.

Sanık Erdem'in HSYK üyesi olarak, yüksek yargı üyeliklerine FETÖ'nün hedef ve amaçlarına hizmet edecek kişileri sağladığı belirtilen iddianamede, "Böylece örgütün yüksek yargı içinde elde ettiği üye sayısıyla, kamuoyunda 'Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk' isimleri ile bilinenler gibi birçok yargılama dosyasında ve terör suçlarında temyiz mercii olan daire başta olmak üzere birçok Yargıtay ve Danıştay dairesinin yapısının değiştirildiği, bu dairelerden örgütün isteği ve amacı doğrultusunda kararlar çıkmasının önünün açıldığı anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.

BİLEREK VE İSTEYEREK YER ALDI

İddianamenin sonuç bölümünde, Birol Erdem'in, devlet yargısına alternatif olarak faaliyet gösteren FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün yargı yapılanması içinde bilerek ve isteyerek yer aldığı, 14 yıl boyunca değişen siyasi partilere ve eğilimlere rağmen örgütün temel hareket tarzına uygun olarak o dönemin siyasal eğilimiyle ters düşmeyecek şekilde hareket edip gizlenerek, örgütsel bağlılığını devam ettirdiği kaydedildi. İddianamede, hakkında ByLock, Bank Asya hesabı, gazete aboneliği gibi deliller olmamakla birlikte, örgütün üst düzey yöneticisi olduğu ve örgüt adına çok önemli görevler yerine getirdiği anlaşılan Erdem'in eylemlerinin, Silahlı Terör Örgütü Yöneticiliği suçunun yasal unsurlarını oluşturduğu bildirildi. İddianamede ayrıca Birol Erdem'in, "2010 yılında MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması ile birlikte örgüt aleyhine faaliyetlerde bulunduğuna yönelik savunmalarının, aktif görevde olduğu dönemlerde gizli ve örtülü bir şekilde icra ettiği örgütsel amaçlı eylemlerini sözde bertaraf etmeye ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu" sonucuna varıldığı belirtildi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR