FETÖ'nün gerçek yüzünü Bursa'da görmüş!
Darbe girişiminden önce açılan ve terör örgütü elebaşı Fethullah Gülen'in de arasında yer aldığı 73 sanığın yargılandığı Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) çatı davasının görülmesine devam edildi.
GÜNDEM , 15 Şubat 2017 Çarşamba, 20:12
FETÖ'nün gerçek yüzünü Bursa'da görmüş!

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın 12'nci duruşmasına tutuklu sanıklar Hidayet Karaca, Dilaver Azim, Kazım Avcı, Alaeddin Kaya, Ali Çelik, Abdülkadir Aksoy ve İlhan İşbilen ile bazı müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada, Mahmut Karımış ve Ümit Akdemir'in tanık olarak beyanları alındı.

Tanık Mahmut Karımış, daha önce usulsüz dinlemelere ilişkin 2014'te şikayette bulunduğunu ve 2016'da ifade verdiğini hatırlattı. FETÖ ile ilk olarak Bursa'da, ardından da üniversite eğitimi sırasında Ankara'da tanıştığını aktaran Karımış, bir müddet örgüte bağlı evlerde kaldığını belirtti.

Bir süre sonra FETÖ'den ayrılmak istediğini belirten Karımış, ayrılmaması konusunda kendisine baskı ve şantaj yapıldığını söyledi. Karımış, örgüt mensuplarının kendisine "Bu yapıdan ayrılırsan cennete bile gidemezsin." dediğini aktardı.

FETÖ'nün askeriye yapılanmasıyla ilgili de konuşan Karımış, şunları kaydetti:

"Ben askerliğimi kısa dönem olarak Mamak'ta yaptım. Okuldan tanıdığım cemaatten arkadaşların çoğunun burada olduğunu gördüm. Bir kısmının hala cemaatte olduğunu düşündüm. 'Hepiniz nasıl buraya geldiniz' dedim. Bana 'sen nasıl geldiysen biz de öyle geldik' dediler. Benim halen cemaatte olduğumu sanıyorlardı. Usta birliğine o dönem kura ile gidiliyordu. Herkes farklı yerlere dağılırken, cemaatten tanıdığım arkadaşların hepsi Mamak'ta kaldı. 'Nasıl oldu?' diye sorduğumda bana, 'bir şekilde kura çekimine müdahale edildi' dediler."

Askerlikten sonra memleketi Bursa'da bir bankada çalışmaya başladığını ve Bursa'daki cemaat üyelerinin kendisiyle temasa geçerek tekrar yapıya dahil etmek istediklerini aktaran Karımış, Uludağ'da katıldığı bir toplantıda FETÖ'nün gerçek yüzünü gördüğünü belirtti.

Karımış, toplantıya katılan Zaman gazetesinde yazılar yazdığını söylediği İsmail isimli kişinin toplantıdaki herkese, "Bundan sonra her biriniz, gittiğiniz her yerde, bulunduğunuz her yerde önemli olayların dosyalarını hazırlayacaksınız. İlerde bize faydası olabilecek şeyler olabilir dosyada, bunları sorgulamayacaksınız." talimatını verdiğini söyledi.

Teknolojinin ilerlemesiyle bu dosya hazırlama ve raporlamanın şekil değiştirmiş olabileceğini aktaran Karımış, "Bu dosyaları nasıl koruyacaksınız, diye sordum, bana 'sen bu işe karışma, burada konuştuklarımız burada kalır. Başka yerde konuşmamalısın, aleyhine olur' dediler. Hepimizle ilgili dosyalar tutuldu, onlar bir yerde tutuluyordur. İmha etmemişlerdir muhtemelen." ifadelerini kullandı.

"BİZİMLE KALSAYDIN DAHA İYİ YERDE OLURDUN"

FETÖ'den ayrıldıktan bir süre sonra okuldan arkadaşlarıyla buluştuğunu aktaran Karımış, buluşmada geçen bir konuşmayı şu sözlerle aktardı:

"2007'de Ankara'ya geldim ve üniversiteden arkadaşlarla yemeğe çıktık. Onlara 'ben ODTÜ mezunu olmama rağmen şube müdürüyüm, sizler nasıl yükseldiniz' diye sordum. Onlar da 'sen de bizimle kalsaydın (cemaatte) daha iyi yerde olurdun dediler. Belki şimdi bir kamu bankasının genel müdürü olabileceğimi söylediler. O konuşmadaki arkadaşların biri de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu eski başkanlarından Tevfik Bilgin'dir."

"100 KURBANDAN 10'U KESİLİYORDU"

Tanıklardan Ümit Akdemir de geçmişte cemaat yapılanması içerisinde bulunduğunu fakat yapılan gayrimeşru işlerden ötürü ayrıldığını aktardı.

Nahçıvan'a yurt müdürü olarak gönderildiğini belirten Akdemir, "Bunların örgüt sistemi dahilinde tayin üzerine oraya gittim. FETÖ'nün derin bir yapı olduğunu anladım. Bunların gayrimeşru hareket ettiklerini gördüm. Gülen'in emirlerinin bazılarının dine ters olduğunu fark ettim. Bu konularda diğerleriyle tartışmalara başladık. Toplanan zekatların zekat olarak kullanılmadığını, dinin beş temel ilkesinin değiştirildiğini, yazılı olmasa da imanın şatlarının yedincisi olarak Gülen'e iman şeklinde resmen eklendiğini, onu da bu tartışmalarımız arasına kattık. Gayrimeşru işlere bir örnek verecek olursak, bağış olarak 100 kurban gönderiliyorsa, 10 kurban kesiliyor, değişik açılardan fotoğrafı çekilerek yüze tamamlanıyor. Paranın gerisi de cebe atılıyordu." ifadelerini kullandı.

Türkiye'ye döndükten sonra kendisine yeni görev verildiğini aktaran Akdemir, Gülen adına kurulacak bir vakıfta yer almak ve onun hayatını anlatan bir kitap hazırlamak için görevlendirildiğini belirtti. Bunun üzerine Gülen'in hayatını yeniden araştırmaya başladığını belirten Akdemir, araştırmaları sonucu Gülen'in asıl amacının halife olmak ve kendisini mehdi ilan etmek olduğunu anladığını ifade etti. Akdemir, cemaate ilişkin gördüklerini sunumlarla genişçe anlattığını, bunu FETÖ mensubu polislerin gizlice kaydederek, Gülen'e bunları aktardıklarını, Gülen'in yeğeni Numan Yiğit ile Mustafa Özcan'ın bunun üzerine kendisini tehdit ettiğini kaydetti.

Erzurum'da Zaman gazetesi için çalıştığı sırada "MİT elemanısın" denilerek açığa alındığını ancak maaşını almayı sürdürdüğünü ifade eden Akdemir, sonrasındaki süreçte AK Parti teşkilatlarıyla irtibata geçmeye başladığını aktardı.

Akdemir, "Onlara 'Diğer tarafı ikna edemedim, sizin haberiniz olsun, 17-25 diye bir dalga geliyor' dedim. İçerik olarak dönemin AK Parti il başkanına, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın çocuklarına, bazı bakanlara iftira atılacağını, iftiraların değişik özelliklerini tek tek anlattım. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a il başkanları toplantısında iletmesini istedim. Ancak şu anda o il başkanı FETÖ'den tutuklu. Yani bu, Sayın Cumhurbaşkanı'mıza iletilmemiş." diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın "Sen bunu nereden haber aldın?" sorusu üzerine Akdemir, Gülen'in televizyon ve radyolarını takip ettiğini, sohbetlerindeki şifreleri çözdüğünü ve cemaatin tabandaki önemli isimleriyle irtibat kurarak öğrendiğini kaydetti.

"SİZİ HERKES ALÇAK BİRİ OLARAK BİLİYOR"

Beyanlarını tamamlayan tanık Akdemir'e sanıklar sorularını yöneltti. Sanıklardan eski milletvekili İlhan İşbilen, "Beni tanıdığınızı söylüyorsunuz, beni nasıl biliyorsunuz?" diye sordu. Akdemir de, "Sizi herkes dışarıda alçak biri olarak biliyor." cevabını verdi.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın mahkemede hakarette bulunulmayacağını hatırlatması üzerine Akdemir, "Özür diliyorum. Ben hakaret etmiyorum, dışarıda halk öyle söylüyor." dedi.

Sanık avukatları da Akdemir hakkında hakaret nedeniyle işlem yapılması talebinden bulundu.

KARACA'NIN SAVUNMASI DEVAM ETTİ

Tanık ifadelerinden sonra Hidayet Karaca savunmasına devam etti. Hakkında hazırlanan iddianamede, illegal dinlemelere yer verildiğini savunan Karaca, internetten paylaşılan ve kendisine ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı nedeniyle suçlandığını söyledi.

Soruşturma aşamasında kendisini sorgulayan savcının söz konusu ses kaydını dinlemediğini, elinde bulunan konuşma dökümünden hareketle kendisini suçladığını öne süren Karaca, "Savcı bey dinlemediği, kendisini de ulaşmadığı bir ses kaydı dökümünün yer aldığı 'kağıt parçası' ile beni suçladı. Bu ses kaydının dökümü aynı zamanda tutuklanma gerekçemin arasına girdi. Oraya girdikten sonra da bir türlü çıkmadı." ifadelerini kullandı.

Ceza yargılaması yasalarına göre isnat edilen suçun uygun delillerle desteklenmesi gerektiğini söyleyen Karaca, soruşturma aşaması boyunca bu ilkenin dikkate alınmadığını öne sürdü.

Evrensel hukuk kurullarına göre aksi ispat edilmediği sürece herkesin masum olduğunu hatırlatan Karaca, bu kuralın da ihlal edildiğini savundu.

Karaca'nın beyanlarının ardından Mahkeme Başkanı Giray, duruşmayı yarına erteledi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR