Hüsnü Şenlendirici'den Bursa Hakimiyet'e çok özel açıklamalar
Şebnem Sakder Yılmaz sordu Hüsnü Şenlendirici yanıtladı...
BURSA , 01 Haziran 2014 Pazar, 09:20
Hüsnü Şenlendirici'den Bursa Hakimiyet'e çok özel açıklamalar

O kadar doğal, o kadar içten ki, bir o kadar da samimi, çocuksu, masum, neşeli... Hayranlarına, klarnetine, müziğine aşık! Sevenlerinden aldığı enerjiyi klarnetiyle birleştirdiği an aldığı mutluluk bir insanın gözlerinden, gülüşünden ancak bu kadar belli olur. Birçok ünlü sanatçımızın sesiyle nefesini birleştirerek harikalar yaratan, aşkı üfleyen klarnetin ustasıyla farklı bir röportaja imza attık. Ne diyeyim? Okuyun ve farkı görün.

Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak ve klarneti konuşturan adam olarak tanıdık sizi. Hüsnü Şenlendirici kimdir peki?

Hayatım tamamiyle müzikle dolu çünkü tüm ailem gelmişim geçmişim hepsi müzisyen ve bu bizim hayatımızı kazanma yolumuz ama bir taraftanda yaşam biçimimiz. Hayattan zevk alma biçimimiz de bu. O yüzden insanın sevdiği işi yapması dünyanın en mutlu duygusu. Sevdiğim işi yaptığım için çok mutluyum. Ve eğer bir başarı varsa özellikle sevmekten ve yaptığım işe aşık olmaktan dolayı olan başarıdır. Duygusallığım zaten klarnetime yansıyordur. Yengeç burcuyum. 12 Temmuz'da doğdum. Yengeç burçları duygusal olurlar. Duygusal bir yapımın olması da benim için avantajlı bir şey. Duygusallığı enstrumanımla yoğurup insanlarla paylaşabiliyorum.

\\\\\\\"\\\\\\\"

ARTIK MOTOSİKLETE BİNMİYORUM

Boş zamanlarımda arkadaşlarımla birlikte vakit geçirmeyi çok severim. Müzisyen sohbeti hoş sohbet olur. Arkadaş canlısıyımdır. Birçok erkek gibi playstation oynamasını çok severim. Balık tutmak benim için çok büyük bir keyif. Bir keyifim daha vardı motorsiklet ama artık yapmıyorum. Kadir gecesinde motorumu çaldılar. Onun için artık motorsiklete binmiyorum.

Dedeniz ve babanız trompet ustası sizin de trompetle aranız klarnet kadar iyi mi?

Trompet benim için klarnet kadar bir aşk. Çünkü bizim amcalarımız dayılarımız dedelerimiz genellikle trompet, klarnet gibi nefesli enstrumanlar çalarlar. Benim babamın da enstrumanı trompetti. Ve trompet de Türk müziği olduğu için bizim Ege bölgesinde ağırlıklı kullanılır. Trompette Türk müziği makamları, halk müziği şarkıları yorumlanır. Çok entrasan bir şeydir. Ben aslında profesyonel olarak 20'li yaşlarıma kadar babamın enstrumanı olan trompeti sadece üflüyordum arada kurcalıyordum ama babam vefat ettikten sonra stüdyoda kayıtları çalmaya başladım. Ve yaklaşık 10 yıl kadar trompetle stüdyo kayıtları yaptım. Ancak sahnede çok tercih etmiyorum çünkü zor bir saz. Ama çok asil bir enstrumandır. Trompeti çok severim. Yorucu bir enstruman olduğu için kendi albümlerimde lazım olduğu zaman çalıyorum ama fazla tercih etmiyorum çalmayı.

İlk olarak Okay Temiz'in MagneticBand grubunda başladınız sanırım, sizin için milat o mu?

Evet sayılır. Okay Temiz o yüzden benim için milat sayılabilir. Çünkü hep kendimce dile getirdim kendi işimi yapmaya çalıştım, müziğime hizmet etmeye çalıştım. Bir sanatçıya eşlik etmektense kendi müziğimi yaptım dememin nedeni de bu oluyor işte.

Türk müziğini yurt dışında tanıtmak adına ne gibi çalışmalarınız oldu?

Kendimi bulduğum en önemli yerler genelde yurdışındaki  çalışmalarım oluyor. Çünkü enstrumanımla dünyanın birçok farklı festivaline gittim. Katıldığım bu festivallerde  ülkemi temsil etmenin gururunu yaşıyorum. Farklı müzisyenlerle tanışıp farklı dinliyecilere hitap ediyoruz. Müziğime bir şeyler katıyorum, hem de her seferinde iyi ki bu işi yapıyorum deyip ufkumu genişletiyorum. Muhteşem salonlarda çalıyoruz. O yüzden benim için yurtdışı projeleri gezip görmek, kendimi geliştirmek, üretebilmek adına çok daha keyifli oluyor. Benim yaptığım müzikte repertuarımda mutlaka Türk sanat müziği, halk müziği eserleri oluyor asıl repertuarım Türk müziğine dayalı. Tabii ki değişik, farklı yorumlarla. Mesela çok önemli birkaç okula gidip seminerler yaptım, öğrencilerle sohbetler, dersler yaptım. Mesela bunlardan bir tanesi Parsilvanya Üniversitesinde yaklaşık 3 yıl önce öğrencilerin test konusu ''Hüsnü Şenlendirici ve Müziği'' konusu işlenmiş. Borg'de jazz festivalinde çaldım. Boston'da Borg dünyada çok önemli bir jazz okuludur. Türk müziği hakkında öğrencilerle sohbetlere katılıp bildiğim kadarıyla bilgiler verdim. Elimden geldiğince aslında bir şekilde Türk müziğinin tanıtımı için çalışıyorum, elimden gelen tüm çabayı, bilgiyi öğreterek göstererek vermeye çalışıyorum.

\\\\\\\"\\\\\\\"

Amerika turnesine bile çıktınız, orada ilgi nasıldı?

Sadece Amerika demeyelim yurtdışını genel olarak ele almaya kalkarsam Türklerin daha yoğun rağbet ettiği konserlerde çok daha farklı ortamlar oluyor. Dinleyici kitlesi konserin havası çok farklı oluyor. Ama yabancıların ağırlıklı katıldığı konserlerin de ayrı bir tadı oluyor. Mesela  Türklere çalarken daha çok senin çaldığın müziğin farkında olan, çaldığın besteleri şarkıları bilen eşlik eden insanlar oluyor ama bunu farklı ülkelerin dinleyicilerine çaldığın zaman onlara çok daha entrasan ve değişik geliyor. Çünkü  bizim makamlarımız, şarkılarımız, ritimlerimiz onlar için çok yeni, bilmedikleri bir müzik olduğu için onlara çok farklı geliyor.

Bir müzik okulu açmayı düşünür müsünüz?

Aslında uzun zamandır aklımda olan bir konu. Klarnetçilere ders vermek gibi. Ama ders vermek ayrı bir yetenek. Benim bu güne kadar iki tane talebem oldu. 25 yaşlarında ders vermiştim. Biri darbukacı biri tamirci oldu. O yüzden öğretme kabiliyetim biraz zayıf olabilir. Oğlum da klarnet çalıyor ama oğluma bir nota bile göstermedim, kendi kendine çalmasını öğrendi. Okul olayı belki de biraz daha yaşlanınca olabilir.

YETENEK VE AŞK OLMAZSA OLMAZ

Peki sizce bir enstrümanı iyi çalabilmek için yetenek şart mı yoksa çalışarak da başarılabilir mi?

İyi çalmak için çalışmak çok önemli tabii ama bu işin yeteneği olması şart. Yetenek ve aşk; olmazsa olmazların içinde. Hiç tanımadığı bir enstrumanı eline alıp bir anda çalmayı başarabilen insanlar var. Ama bir enstrümanı çalmak için çok uğraşıp çalamayan insanlar da var. O yüzden aşkla, yetenekle, çalışmakla doğru orantılı bir şey.

\\\\\\\"\\\\\\\"

SONBAHARDA YENİ ALBÜM

Yeni bir albüm çalışması var mı?

Aklımda o kadar çok şarkı var ki 6 aydır repertuar yapamıyorum hangisini çalsam diye. Kurguyu yapmak üzereyim bitmek üzere Eylül-Ekim gibi inşallah yeni albüm çıkar piyasaya. İlhan Erşahin'le yaptığım proje de birkaç ay önce çıktı piyasaya. 'İlhan Erşahin Wonderland Featuring Hüsnü Şenlendirici'

Sosyal medyayı çok iyi kullandığınızı biliyorum. Çok sıkı ve çok sayıda takipçileriniz var. Hayranlarınızla her an iletişime geçebilmek kendinizi ifade edebilmek sizi mutlu ediyor mu?

İstediğini noktasına virgülüne kadar kendim hakim olup yazabiliyorum. Tabii ki düşünce özgürlüğümü en doğru biçimde yansıtabildiğim için mutlu oluyorum.

Bursa gece hayatı size göre İstanbul'un neresinde?

Bursa'daki gece hayatının en kötü tarafı İstanbul'a yakın olması. Ama yine de son zamanlarda açılan canlı performans mekanları çok güzel. Eskiye göre çok daha iyi.

KİMSEYE 'HAYIR' DİYEMEM

Hüsnü Şenlendirici'yi farklı projelerde de görecek miyiz?

Hayatım farklılıklarla dolu hatta çok fazla farklı entrasan projelerin içinde bulunduğum için eleştiriliyorum. Enstrümanist olduğum için birçok farklı projeye destek verebiliyorum. Farklı projelerin içinde kendimi bulabiliyorum. Benim ''Hayır''ım yok. Kimseye hayır diyemediğim için herkesin yanında olup destek olmaya çalışıyorum. Eğer şarkıcı olsaydım bu kadar farklı projelerde bulunamazdım.

Müziğin evrensel olması yeterli mi yoksa aldığınız müzik eğitiminin etkisi mi var?

Aslında müziğin evrensel olması yeterli ama bunu daha iyi yerlere taşıyabilmek gerekiyor. Benim 4 yıllık konservatuar eğitimim İstanbul Teknik Üniversitesi, Çalgı Eğitim Bölümünden. Bunun benim klarnetimin üzerinde büyük bir etkisi var. 4 yıl boyunca Klasik Batı müziği çaldım, çok iyi metodlar bitirdim ve bunun klarnet tekniğimi çok ilerlettiğini gördüm .4-5 yaşlarında başladığım enstrümana teknik ve bilgi olarak çok şey kattım. Gerçi okuldan atıldım sonra ama ne güzeldir ki yıllar sonra beni çağırıp ödül verdiler.

\\\\\\\"\\\\\\\"

REPERTUAR YAPMIYORUM

Yıllardır klarnetinizle sahnelerdesiniz. Peki Türk insanının eğlence anlayışı nedir sizce?

Türk insanı acılı hafif duygusal şarkıları seviyor. Hüzünlü şarkıları seviyorlar. 1 dakika önce şarkıya         ağlarken, 1 dakika sonra anında göbek atmaya başlayabilen renkli bir toplumuz. Yıllardır çaldığım için biliyorum, o yüzden repertuar yapmıyorum. O insanlara bakarak bir sonraki parçayı çalıyorum.

Düet yapmak istediğiniz ve henüz yapamadığınız bir sanatçı var mı?

Bir çok ünlü sanatçıyla yaptım. Sesleriyle nefesimi birleştirerek harikalar yaratmayı başardık. Ama şuan yaşasaydı Allah rahmet eylesin Zeki Müren'le yapmak isterdim.

Çok renkli bir hayatın içindesiniz ,yıllardır sahnelerde onlarca sanatçıyla müzik yapıyorsunuz, enerjiniz çok yüksek, her yerde ve her şekilde çalabiliyorsunuz. Bize biraz renkli hayatınızdan bahseder misiniz.

Bu renklilik çok keyifli.Okul yıllarımda pavyonlarda, barlarda, düğünlerde, kına gecelerinde birçok farklı sanatçıyla çalmak, oryantale eşlik etmek bu yelpazeyi inanılmaz bir şekilde renklendiriyor.
Bazen Marcus Miller ile Giora Feidman ile çalıyorum. Ertesi gün kendimi bir kına gecesinin içinde oyun havası çalarken buluyorum. Tek düze bir müziğim yok, her yerde ve her şekilde çalabilmek güzel. Müzik hayatımı yönlendiriyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR