İmamoğlu'ndan 'kırık sandalye' yorumu
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
GÜNDEM , 17 Eylül 2019 Salı, 21:35
İmamoğlu'ndan 'kırık sandalye' yorumu

Ekrem İmamoğlu'nun Haber Global canlı yayınında söylediklerinden öne çıkanlar şöyle:

-Orada elbette bir oturma düzeni vardı, herkesin yeri belliydi. Oturduk, naklen yayından sonra ben konuşmamı yaptım. Sonra o esnada sandalye kırıldı, biraz yere düştük haliyle. Sonrasında ikinci sandalye de öyle sıkıntılıydı, sonra üçüncüyü verdiler. Sn Cumhurbaşkanı "İsraf ediyorsun" gibi bir espri yaptı, ben de kendisine "İsraf değil, sandalye yanlış" gibi bir söz söyleyince o yine "İsraf ediyorsun" dedi. Ben de "İkinciye sağlam otururuz" dedim. Bir kere söyleyeyim sandalyenin sahibi ben değilim. Her şeye rağmen ben oradaki süreci talihsizlik olarak yorumluyorum, her ne kadar kamuoyu böyle yorumlamasa da.

-Tabii orada birçok arkadaşımız kendi illeriyle ilgili yerel sorunlara değindi ama İstanbul öyle bir masada konuşulacak bir şehir değil. İstanbul 16 milyonluk bir kent, politik olarak çok gündemde, her diyalog sorgulanıyor. Dolayısıyla İstanbul adına tabii ki Cumhurbaşkanı'ndan görüşme talebim olacaktır. İstanbul Türkiye için tek başına bir gündemdir, yapacağınız her şey Türkiye için önemlidir. Sadece Sn. Cumhurbaşkanı'yla değil, bakanlarla olsun, başka insanlarla olsun, İstanbul'la alakalı her konuyu diyalogla çözmeye açığız. Milletimiz bizi seçmiş, kendilerini seçtiği gibi, bizim yapacağımız diyalogların tümü toplumun lehine. Artık seçim bitti, bize oy veren vermeyen yok. Bu talebimizi yapacağız, elbetteki somut konular üzerine olacak. Kendileri de İstanbul'la ilgili konulara birçok konuşmasında da değiniyor, farkındasınızdır. Bunun birinci muhatabı biziz. Kentsel dönüşümle ilgili bir toplantı yaptı Çevre ve Şehircilik Bakanımız, İBB'den kimse davet edilmedi. Tüm konuları bizim Çevrecilik, Ulaştırma, Turizm ve Tarım bakanımızla konuşabiliyor olmamız gerekir. Valimizle zaten her hususu görüşüyoruz. Bazı konular vardır ki İstanbul üzerinde bir takım koşulların hızlıca devreye sokulması gerekilebilir. Bunun muhatabı olarak herkes dahildir, devletin her kurumuyla konuşabilme konusunda her zaman kapıyı çalmaya hazırız. Kimseye mesafe koyamayız. Hatırlatırım ki hiç kimsenin de böyle de bir hakkı yoktur. Şimdi o hizmet sürecini biz en iyi şekilde hazırlayacağız, tüm şeffaflığımızla. Herkes işini yapsın, toplum fayda görsün.

-Tabi Yenikapı'daki araçları konuşalım, ister istemez konuşalım. Bir kere altını çizelim, kaç gün oldu dediniz, 77 gün oldu. Bazen insanlarımız bizi şöyle kabul ediyor, 31 Mart'ta seçilmişiz gibi. Ama bu kritik bir durum. Dediğimiz gibi Ankara'yla beraber aynı tarihte başlamışız gibi bir düşünce var. Bazı arkadaşlarımızın psikolojisinde sanki biz yılbaşından beri görevdeymişiz gibi düşünüyorlar. Biz öyle bir kampanya dönemi yaşadık ki, toplumla iç içe. Şu anda Ağustos ayı bitti, sanki biz 8 aydır görevdeyiz. Hayır, 2,5 ay. Birçok konunun çözümü için insanların beklentisi var. Saygıyla karşılaşıyorum. Biraz net aydınlatmak istiyorum. Birincisi Allah aşkına israfın küçüğü büyüğü olur mu. Bakın israfla alakalı verdiğimiz mücadeleyi Türkiye'nin bugünki ekonomisi gereği bizi ilk alkışlaması gereken, örnek göstermesi gereken Sn. cumhurbaşkanı. Çünkü biz kamunun parasını koruyoruz. Bir araç konusunda israf olduğunu iddia ettik, toplum görüyordu, çalışanlar biliyor. Bir kere 730 aracı ihtiyaç fazlası olduğu için iade ettik. Mazbatamız alındıktan 23 Haziran'a kadar 514 araç iade edildi. Yaptığımız tespitlere göre bunların en az 100 tanesi markası yüksek, ücreti yüksek araçlardı. Toplamda 1250 aracın bu kuruma israf bedeli 50 milyon lira. 5 yılda 250 milyon lira. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 125 tane kreş demek. 13-14 bin çocuğumuza okul öncesi eğitim vermek demek.

-Diyorlar ki 'madem geri iade ettin İSKİ'ye niye yeni araç aldın'. Madem her şey güllük gülistanlık, o seçim arasında 514 aracı niye iade ettiniz. Eski müdür İSKİ'yle ilgili 2 yıllık araç ihalesi istedi. O hazırlanmış şartnameyle İSKİ'nin hizmet araçlarıyla alakalı 5 aylık ihaleye çıkıldı. Kaç araç, 990. Bizim belirlediğimiz hizmet araçları değil bu araçlar. Her kurumun kendi içinde ihale düzeni vardır. Arkadaşlarımın yaptığı çalışmayla 2019 Aralık'ta yapılacak yeni ihaleyle 750 araç alınacak. 5 yılda 50 milyon daha tasarruf etmiş olduk. Toplamda 5 yıllık dönemde araçla ilgili tasarrufumuz 300 milyon lira. Bu İstanbul'da kuvvetliyim diyen bir ilçenin 1 yıllık bütçesi. Biz yanlışı düzeltiyoruz. Tabii ki soruşturma açacağız, yapılan bir yanlış varsa, soruşturmaya müsaitse bunun ucunu bırakır mıyız?

-Bu tarz tüketim raporları var, daha enterasanını söyleyeyim, seçim döneminde 23 Haziran'a kadar araçlarla ilgili takip sistemi kapatılmış. Bizin 70 günlük araçların tükettiği yakıtı anlamamız içim takip etmemiz lazım. Bu takip sistemi büyükşehir belediyesinde. Niye kapatılır? Dolayısıyla biz şunu yapıyoruz, kamu yönetiminin, disiplininin, ahlakının, bütçe yapılanmasının tümüyle elden geçirilmesi şarttır. zaruridir, acildir. Genel kavramlarda ihtiyaç olduğunu Beştepe'de söyledim. Bizim yeni nesilimiz, değişmeli artık diyor. Bu da o kapılardan bir tanesi. Diyelim ki başkanlık konutları, burada 60 bin metrekarelik bir alan, güvenlikte çalışanları, hizmet eden insanlar, ben buraya yıllık 6-7 milyon lira masraf ediyorsam bu günah. 13 belediye başkanı kullandı buraları, rica ettik boşalttılar. Bunlar israf, düzelteceğiz bunları. Florya'da 60 bin km'lik bir parkın, yapıların 7-8 aileye hizmet etmesi günah. 17 makam belirlenmiş belediye başkanına. En mütevazısı 1950'lerde yapılmış olan büyükşehirin Saraçhane'deki binası. Yüzlerce metrekarelik Bakırköy'de yapılar olmaz. Kamu düzeni, israf düzeni değişmeli. Her kuruşun hesabını vereceğiz. İnsanların gelip keyifle hizmet aldıkları, üslupla hareket eden bir alana dönüşmesi için çalışacağız.

-İşi engelleyen bir tasarruftan bahsetmiyorum. İşi yok sayan bir israf tanımımız yok. Birkaç örneği vereyim israfla ilgili, anlamsız bir harcama yapmamak, sizin yapınız varken tek bir binaya 2 milyon 250 bin lira ödememek, 2018 yılında daha az sayıda iş elbisesi, aynı kalitede 7,5 milyona alıyorsunuz, daha fazla iş elbisesini zamlara rağmen 3,5 milyona alıyoruz. Bütün bunlar soruşturulacak.

-Sn. Cumhurbaşkanı'nın 94 yılında yaptıklarına bakalım, aynı şeyler vardı. Refah Partisi'nin söylemlerinde en önemli şey israftı. O dönemde ortaya koyulan eylemin aynısını yapıyoruz, bizi takdir etmeli, teşekkür etmeli. Kendi partisindeki belediye başkanlarına da 'aynısını yapın' demeli. Biz bütünüyle CHP'li belediyeler en iyiyiz demiyorum, eksiklerimiz, hatalarımız var. Ama diyorum ki hepimiz israfı önleyelim, düzenleyelim. Sadece AKP'li demiyorum. Bahsettiğim şey tümüyle 82 milyon insanın parasını korumak. İBB'nin konsolide bütçesi neredeyse 60 milyara doğru gidiyor. Siz tasarruf imkanlarıyla öyle büyük hizmetler gerçekleştirebilirsiniz ki. 60 milyara dayanan biz sistemde sizin ortaya koyacağınız tasarrufla Türkiye'nin GSYH'ının verimli kullanılmasına katkı sağlarsınız.

-1250 araç, İSKİ'deki araçları da katınca 1500 araç eksilmiş oldu. 5 yılda 300 milyon lira az mı geliyor insanlara bunu anlamıyorum. Bu kadar araç azaldı, bizim işimizde hiçbir sıkıntı yaratılmadı. Bir belediye meclis üyesi somut bir örnek verdiğini söyledi. Hemen araştırın dedim arkadaşlara, sebep olarak hizmete giden arkadaşımızın cenazeye gitmesinden dolayı olan sorunu gündeme getirdiler. Aksamayacak, biz biliyoruz bunu. Özellikle koruyucu sağlık hizmetleri belediyenin önemli işlerinden biri olmalı. TTB ile toplantı yaptık, onlar da aynı tanımı yaptılar. Hastanelerin altından kalkamaz belediyeler ama kadın sağlığı merkezleri kurma taahhüdümüz var ve çalışıyoruz. Bizim evde bakımla ilgili işlerimiz aksamamamıştır, aksamayacaktır.

-Çok tespitimiz var, tek tek açıklamak istemiyoruz, bunlar bütüncül bir manzara oluşturacak. Dedik ki şeffaf olacağız, hesap vereceğiz, varsa karanlık noktalar insanların önüne koyacağız. Şu tanımı yapıyorlar, dini vakıflar tanımı yanlış, bizim bu vakıflara saygımız var. Ama İstanbul'a hizmet ediyorsunuz, tüm kaynaklarınızla 3-5 vakfa hizmet ediyorsanız, bir takım faaliyetlerine baktığınızda sizin adalet teraziniz ona izin vermiyorsa ben ona dur dedim. Yüzlerce noktasında vakıfların kiralarını ödüyoruz, yurt binalarını yapıyoruz, fiziksel ihtiyaçlarını da karşılıyoruz, bu bahsettiğimiz vakıflar. Niye bir tek yatağı yok İBB'nin? Benim kapımı bir sürü öğrenci çalıyor, diyor ki bana yurt ver. İBB'nin niye tek bir yatağı olmaz. Efendim yasal bir takım olumsuzluklar... Gidereceğiz. Belediyenin yurdu olmasının ne engeli olabilir? Bahsedilen bazı hususlar var, İstanbul'un kamuya ait en sağlıklı ve güvenilir kurumu büyükşehir belediyesidir. Bu hizmeti vereceğiz. Adrese teslim 3-5 vakıf niye, fayda üretecekseniz bir protokol yaparsınız, ihaleye çıkarsınız. Böyle bir şey de yok. Önümüzde bir şey yok, X yurdu verdiniz, Anadolu'dan gelen garibanı ben oraya yerleştirebiliyor muyum? Belediyenin mülklerini en doğru şekilde hayata kazandırmakla ilgili mesuliyetimiz var. Göreceksiniz 100 milyonlarca liralık kaynakların bir takım yatırımlara dönüşmesi konusunda çok verimli bir dönemi yaşatacağız.

-Misafirhanelerimiz olabilir, buna dönük yerler açılabilir, geçici hizmet veren alanlar açabilirsiniz. Bir diziye sponsor olmazsınız öyle bir yapıyı kazandırırsınız. Bir TRT dizisine 20-25 milyon lira niye aktarsın İBB. Diziye sponsor olmak belediye şirketlerinin işi mi? Televizyon buna reklam alır ve para kazanır. Bu ve bunun gibi sorgusuz sualsiz yapılan harcamalardan kurtarıp bu parayı tekrar İstanbul halkının cebine sokuyorsak bunu ilk alkışlayacak olan Sn. Cumhurbaşkanı'dır. Biz takdir edilesi bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Bakın Sayıştay'dan müfettişler geldi, uzun zamandır gelmemişler, inceleme yapacaklar, yapsınlar zaten.

-Sadece bir iştirakinden 12,5 milyon liralık bir anlaşma var televizyon dizisine. Bütün bu israf kalemleri önümüze geliyor, bu iş magazinsel bir iş değil. Bana diyorlar 'sen niye gidip Yenikapı'da araçları açıklamadın'. Ben bundan mutlu olmuyorum k, bu rakamları görünce de üzülüyorum. Yapılmayacak işlerin tümünü vatandaşlarımızla paylaşacağız. Bütün kurumlara talimat verdim, 31.12 itibariyle rapor vereceksiniz, yani İstanbul halkına. 6 aylık bu süreçte tespit ettiğiniz israf kalemleri, konuları, tasarruflarla elde edilen artı değerler, tümüyle bu bütçe yönetimimizi İstanbullu'ya anlatacağız. Yaptığımız şeyin çok değerli, kamu yönetimindeki bir kısım yozlaşmanın ya da iyi yönetememe sürecine yönelik değişim seferberliğidir.

-Biz mesele mali durumla ilgili sıkı çalışıyoruz. Örneğin 2019 yılı için öngörülen 23,8 milyar liralık gider bütçesi var. Göstergelerin önümüze koyduğu rakama göre 20 milyar liranın biraz üzerinde gider bütçesiyle yılı tamamlayacağız, iştirakler hariç. Sürece bakış açımızla gider bütçesini minimize etme çabasındayız. Masrafları kısıyoruz ama sosyal yardımı güçlendirdik, güçlendireceğiz. Öğrenci bursunu soruyorlar, çalışıyoruz. Ben bu taahhütleri ocak ayında verdim. Birçok konuda insanlar bunu niye yapmadın diyebilirler, beklentilerin yüksek olduğunu görüyorum ve mutlu oluyorum. Bunların hepsine çalışıyoruz. Aile sigortası denen bir tanımı hayata geçireceğiz belki. Bütün ailelerin gelirle ilgili raporunu ortaya çıkardıktan sonra biz açlık sınırının altında olan bir ailenin gelirini açlık sınırına kadar tamamlayacağız. Ekmeğini, suyunu, sütünü vererek tamamlayacağız ama hemen olacak bir şey değil. Bunu İstanbul'un yoksulluk envanterini çıkarıp yapacağız. Tek bir yardım üzerinden ve vatandaşımıza yakışır biçimde insanların evine teslim ederek ya da kartını vererek 2020 yılının ilk çeyreğinde hayata geçireceğiz. Bazı işlemlerimizde örnek veriyorum 16 Ekim'de Dünya Gıda Günü'nde süt dağıtımına 8 ilçemizde başlıyoruz. Bu çok değerli bir şey. Geçenlerde yaptığımız çalışmaya göre 1 yıllık araç tasarrufundan, nüfusu yüksek ilçelerde yapacağımız bu dağıtımın değerini karşılayacağız.

-Son 30 yılın en büyük işsizlik rakamlarına ulaştık, devletin raporları da bunu söylüyor. (İşten çıkarılanlar) Bir iş yerinin disiplinine uymayan, yöneticisine hakaret eden, toplumsal değerlere ters düşen tavır ve davranışlarda bulunan insanlar da var. Bir de üst düzey yönetimde çalışmak istemediğimiz insanlarla yolumuzu ayırdık. Bir de 31 Mart-23 Haziran arası işe alınanlar.

-Birincisi isimleri bilmem, ikincisi WhatsApp'tan bir hemşehrimiz yazmış, 4 yıldır Medya AŞ'de muhabirmiş. Bizim çalışma arkadaşlarımız, kurumlarda mevcuttur, çalışmak istemediğiniz bazı insanlarla bahsettiğim şeylerden olabilir, haklarını vererek yolunuzu ayırabilirsiniz. Siz 31 Mart seçimine 20-25 gün kala niye eleman alırsınız? 31 Mart-23 Haziran arasında alınan eleman sayısı 1558. Ben 18 gün görevde kaldım değil mi? Ne yaptım, bir kişi bile işe almadım. Siz % Mayıs2ta bizim mazbatamız elimizden alınınca binlerce insanı işe alıyorsunuz, neye istinaden. Bu seçime dönük bir hamledir. Ben elbette gösteri yapan masum insanlara üzülüyorum ama onlara biz haksızlık yapmadık. Onlara yanlışı yapan o seçim döneminde onları işe alanlardır. 31 Mart seçimine 1 ay kala işe alınan kişi sayısı 820. 31 Mart günü seçim var, 29 Mart Cuma günü bile insanları işe alıyorsunuz, nedir yani bu. Ben Beylikdüzü'nde talimat verdim eylül ayında, acil ihtiyaçlar hariç tek bir kişi bile işe almayacaksınız. Dolayısıyla o gösteri yapanları mağdur eden biz değiliz, mağdur eden hiçbir şekilde ilana çıkılmadan, halka duyurulmadan ihtiyaç dışı işe alınan insanlarla ilgili bir süreçtir. 2378 kişi işe alınmış, yaklaşık 1300 kişiyle de ilişiğimiz kesilmiş. Örneğin, 15 Temmuz kahramanı kovuldu deniyor, kendisi ayrıldı. Niye ayrıldı, görev yerinde değişiklik yapıldı ve beğenmedi, kendisi işten ayrıldı. Ben insan kaynakları master'ı yaptım. 89 yılı itibariyle Bağ-kur'luyum. Babam beni bir emekçi olarak yetiştirdi. Çalışanın halinden ben anlarım, hak yemem, hakkımı da yedirtmem. Kimsenin hakkının yenmesine müsaade etmem, toplumun hakkını da birilerine yedirtmem. Medya AŞ 13 kişi eleman alacak, ilana çıkacaksınız dedim. Söz verdik, süreci böyle yöneteceğiz. 13 arkadaş için ilana çıkıldı, gelen başvuru sayısı 5 bin civarı. Bütün bu süreçleri unutturup sabahtan akşama kadar belediye önünde davul çalınıyor, böyle bir gösteri olmaz, böyle bir hak yoktur. Buna müsamaha gösteriyor ama bir başkası AKP'nin önüne gidiyor, yaka paça tutuklanıyor. CHP'nin önünde afiş asılıyor, 'Ey Kılıçdaroğlu' diye, siyasi arenalara dönüştürmek hoş değil. Bakın ben emek üzerinden siyaset yapmadım, insanlara söz verdim, ben bu kentin kurumunun kapılarını liyakate açacağım dedim. Bakın gençler bana sarılıyorlar 'artık ben hayallerimi bu kentte kuracağım' diyor. İnsanlar ben çalışırsam olur, emek verirsem olur demesi için adaletli olunması lazım. 130 bin kişi KHK'lı, memuriyetten men edildi, 46 kişi intihar etti, yani bu süreçler sağlıklı gelişecek, bizim bu sürecimize dair laf yetiştirecekler, vekiller gelip şov yapacak, gelen bir vekilin bizden nasıl maaş aldığıyla ilgili kayıtlar var. Ben İstanbul halkına adil olmaya söz verdim, partizanlığı söküp atacağım dedim. Gidip bir partiye kayıt yap, il ilçe başkanı onay verirse işe gir, o devir bitti kardeşim. Hangi partili olduğuna bakmaksızın işe gireceksin. Benim on binlerce çalışanla bir derdim mi var, yok. Tespit ettiğimiz çalışanlarla ilgili işlem yapıyoruz, milletin hakkını birilerine yedirmeyeceğiz. Çıkarırken üzülüyorum ama onlara yanlış yapanlar işe alanlardır.

-Her şey bütünüyle incelenecek, biz ispiyonları değil, belgeli ispatlı hususlar var ise onlara göre hareket ediyoruz. Kanuna aykırı hiçbir işlemimiz olmaz. Bizi manşetlerden düşürmeyen gazetelerin nasıl gazete çıkardıklarını ben biliyorum. Nasıl insanları kapının önüne koydukları. Ben öyle birisi değilim, kamu yöneticisiyim. Kimse bizim vicdanımızdan ve adaletimizden şüphe etmesin. Temsilcileri geldi, oturduk konuştuk, başvurun dedim. İhtiyacımız olacak, duyuru yapacağız dedim, hakkınızsa size teslim ederiz dedim. Bir partinin önünde gösteri hakkını kullanacaksın, diğer partinin önünde yaka paça gözaltına alınacaksın, böyle bir şey değil. Biz bu topluma vicdanlı yönetici olma konusunda söz verdik.

-Siyasi tercih şu mudur? Hakaret, küfür edeceksin, tutanağın varsa onla ilgili işlem de yapılır. Bahsettiğimiz şey 1300 kişi, 94 yılında çıkarılandan daha az. O dönemle bu dönem arasında dörtte bir çalışan farkı var. O yüzden bize buradan gelmesinler, biz adiliz. Kimsenin siyasi geçmişini de sorgulamam, bundan sonra yapılan her hizmetin tanımı bana ait değildir, İstanbul halkınındır. Bir partiye de ait değildir, siyasi parti bir hizmetin sahibi olabilir mi? Başarılı olmak zorundadır, yapar alkışlarız. Biz partizanlığı bitirmek, tümüyle bir partinin başındaki insanı metafor haline dönüştürmek döneminin dışında bir dönemi başlatmak için yola çıktık. Kimin partiye bakışı şusun busu beni ilgilendirmez. 80 bin çalışan var, bahsettiğimiz şey 1300 kişi, biz mobbingden falan anlamayız.

-Eskiden görev yapanlar da bilir ki bir şirketten maaş alanın başka bir şirketten maaş alma hakkı yok. Birden fazla görev olabilir ama birden fazla maaş olmaz. Yapılan görevlendirmeler istifa edenlerin yerine hızlıca atanmış ve genel müdür atanmasıyla ilgili yapılmış atamalar. Yakın çevremizden bir kısım insanları görevlendirdik, bahsedilen 3-4 maaş öyle bir şey yok. Bahsedilen rakamların yarısı kadar bile maaş alan arkadaşımız yok. Süreç bittiğinde şeffaf şekilde açıklayacağız. Kadromuz toparlanıyor, atamalarımız devam ediyor. Ben belediye başkanı olarak kendi aracımla sokak sokak geziyorum, benim kendi bakışım. Bir başkasının makam aracını kullanması yanlıştır diye değil. Belediye başkanlığı meslek değildir, görevdir. Görev dışında profesyonel tecrübesiyle atadığımız bürokrasi var, onlar siyasi insanlar değil. Bunların da bugünki ortamda performans ölçümü ve konumuna göre

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR