Karısının telefonundaki 'Esra Abla'dan şüphelenince...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, F.A isimli vatandaşın, kendisini aldattığı gerekçesiyle boşandığı eşinin sevgilisine açtığı tazminat davasının reddedilmesi kararını doğru bularak onadı. Yüksek mahkeme kararında, "öteki erkeğin" eylemini yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmadığı tespiti yapılarak, "Davalının eyleminin haksız bir fiil olarak kabul edilmeyecek olmasından dolayı müteselsil sorumluluğunu da bulunmadığının kabulü gerekir" denildi.
GÜNDEM , 25 Temmuz 2017 Salı, 09:21
Karısının telefonundaki 'Esra Abla'dan şüphelenince...

Dava dosyasına göre F.A ile E.A 2010 yılında evlendi ve bir çocukları oldu. F.A'nın iddialarına göre, eşinin telefonunda "Esra Abla" diye kaydedilen bir numarayla ilgili yaptığı araştırmalar sonucunda eşinin kendisini R.Ö ile aldattığı gerekçesiyle boşanma davası açtı.

Davaya bakan Ankara 11. Aile Mahkemesi, çiftin boşanmasına karar verdi. Aile mahkemesi kadının kusurlu davranışı nedeniyle eski kocasına 8 bin TL de tazminat ödenmesine hükmetti.

Aile mahkemesindeki dava devam ederken F.A, evliliğinin yıkılmasından sorumlu tuttuğu eşinin sevgilisi olduğunu iddia ettiği R.Ö'ye tazminat davası açtı. R.Ö hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Tazminat davasına bakan Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, mevzuatta eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü ihlali halinde tarafların birbirine tazminat davası açabilmesinin mümkün olduğunu hatırlatarak, "Davalının (R.Ö) doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunmadığı, kanunda yükümlüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünde herhangi bir düzenleme görülmediği" gerekçesiyle tazminat talebini reddetti.

Kararın temyiz incelemesi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi yaptı. Yüksek Mahkeme, öteki erkeğe açılan tazminat davasının reddedilmesinin doğru bir karar olduğu gerekçesiyle onadı. 7 Temmuz tarihinde verilen kararda, şu tespitler yapıldı:

"Eşin, kendi rızasıyla kurduğu sadakat yükümlülüğüne aykırı eylemin mevcudiyeti halinde hukuken korunmayı gerektirir gerçek bir evlilik birliğinden söz edilmeyeceğinden üçüncü kişinin eyleminin diğer eşin kişilik haklarını zedelediği sonucuna ulaşılmayacaktır.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR