Kılıçdaroğlu "Haziran bir bayram ayı olacaktır"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, "Dönem A partisi B partisi dönemi değildir. Dönem vatanı kurtarma dönemidir. Bütün siyasi partilerin liderlerine sesleniyorum. Biz her türlü özveride bulunmaya hazırız" dedi.
GÜNDEM , 24 Nisan 2018 Salı, 14:45
Kılıçdaroğlu "Haziran bir bayram ayı olacaktır"

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

Adıyaman'da 5,1 civarında bir deprem oluyor, 39 yaralımız var. Bütün yaralılara acil şifalar diliyorum. Adıyamanlılar üzülmesinler, onların acılarını paylaşıyoruz. Ölümün olmaması en büyük arzumuzdu o da gerçekleşmiş oluyor.

"BEN MECLİSİ SAVUNUYORUM ONLAR TEK ADAMI SAVUNUYOR"

Muhtarların konusuna girmeden önce bir iki noktaya değinmek istiyorum. Dün 23 Nisan'dı. TBMM'nin açıldığı tarihti. Adı Türkiye Büyük Millet Meclisi. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış konuşmasını yaparken özellikle iktidar kanadından büyük bir rahatsızlık duyuldu. Rahatsız oldular. Neden rahatsız oldular? Ben gayet iyi biliyorum. Ben Meclis'i savunuyorum, onlar tek adamı savunuyorlar. Ben her kesimin TBMM'de temsil edilmesini istiyorum, onlar darbe yasalarının arkasına yaslanıp yüzde 10 seçim barajını getirerek birilerinin Meclis'e gelmesini engellemek istiyorlar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir bildiri yayınlar. 6'ncı maddesi şöyledir: "Bu Meclis üyeliğine her parti, zümre ve cemiyet tarafından aday gösterilmesi caiz olduğu gibi, her ferdin de bu mukaddes çalışmaya fiilen katılmak için bağımsız adaylığını istediği mahalde ilan etme hakkı vardır" diyor. Herkese kapıyı açıyor. Hiç kimsenin dışlanmadığı, kimsenin kimliğinden, inancından ötürü dışlanmadığı, bayrak sevgisi olan birlikte yaşama iradesini ortaya koyan herkesi TBMM'nin çatısı altına davet etmiştir gazi. Ben aynı duyguları dün ifade ettim.

"BUNU SÖYLEDİĞİM İÇİN KIZDILAR"

15 Temmuz darbe girişimine karşı parlamentoda mücadele veren 107 milletvekiline şükranlarımı sundum. Ama 20 Temmuz'da sivil darbe yapmanın da kötü olduğunu, o darbeye izin verenlerin de çocuklarına kötü bir miras bırakacaklarını söyledim. Bunu söylediğim için kızdılar. Ben söylemezsem, ben görevimi yapmış olur muyum? Hayır. Biz 15 Temmuz darbe girişimine karşı nasıl yüreklice tavır aldıysak 20 Temmuz darbe girişimine aynı kararlılıkla karşı çıkacağız.

"BU SEÇİMLER 'SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR' SEÇİMİDİR"

Önümüzde seçimler var. Bu 24 Haziran seçimleri bir parti seçimi değildir. kişisel kavga alanı değildir. kişisel koltuk arayışı seçimleri değildir. Bu seçimler, 'Söz konusu vatansa gerisi teferruattır' seçimidir. CHP olarak, kişisel olarak hiçbir beklentim yoktur. Çok şükür evim var, mütevazı bir ev, çocuklarım büyüdü. Benim derdim Türkiye, benim derdim vatanım. Vatanımda herkesin huzur içinde yaşamasını istiyorum.

"DEVLETİ KİRLETTİLER"

Biz geniş bir ittifakı, geniş bir birlikteliği sağlamak zorundayız. Tıpkı az önce okuduğum Gazi Mustafa Kemal'in genelgesinin 6'ncı maddesinde olduğu gibi. Herkes parlamentoda bir şekilde yerini almalıdır. Biz cumhuriyetin kuruluşunda hangi değerler söz konusu ise 24 Haziran'a giderken aynı değerleri savunmak zorundayız. Çünkü devleti kirlettiler. Adalet yok devlette.

"DÖNEM A PARTİSİ B PARTİSİ DÖNEMİ DEĞİLDİR"

Bakın aramızda erlerin aileleri var. Ömür boyu müebbet hapis verilen erlerin aileleri; er, er. Komutan demiyorum. Devleti kirlettiler, adaleti kirlettiler. Adalet kalmadı. Adalet devletin temelidir. Adaleti yok ederseniz, devleti çökertirsiniz. Kirlenen devleti temizlemek, cumhuriyetin kurucu ayarlarına yeniden dönmek için yeniden mücadele etmek zorundayız. Dönem A partisi B partisi dönemi değildir. Dönem vatanı kurtarma dönemidir.

"YÜZDE 60 İLE CUMHURBAŞKANLIĞINI ALACAĞIZ"

Bütün siyasi partilerin liderlerine sesleniyorum. Biz her türlü özveride bulunmaya hazırız. Türkiye'nin aydınlığa çıkması için her türlü özveride bulunuyoruz. Biz ülkemizi seviyoruz. Kendi ülkemizde huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Biz, üniversiteleri susturulan değil bilgi üreten bir Türkiye istiyoruz. Biz, vatandaşın korku içinde olduğu bir Türkiye değil, caddesinde, evinde barkında huzur içinde korkusuzca yaşamasını istiyoruz. Biz bunları istiyoruz. Demokrasi için kimler bir araya geliyorsa biz orada olmak zorundayız. Biz önce 301'i aşacağız, sonra yüzde 60 ile cumhurbaşkanlığını alacağız.

Haziran ayında hepimize görev düşüyor. "Efendim hava çok güzel biz eğlenmeye gidelim" Böyle bir lüksümüz yok. Bu ülkeyi seven herkes sandığa büyük bir onurla ve gururla gidecek.

"HAZİRAN BİR BAYRAM AYI OLACAKTIR"

Haziran ayı bir bayram ayı olacaktır. Haziran ayı mevsimin ilk meyvelerinin verildiği aydır. Karanlığın az, aydınlığı fazla olan bir aydır. Haziran ayı, umudun adıdır. Haziran ayı, beklentilerimizin gerçekleşeceği aydır. Haziran ayı, diktatörleri yolcu edip, demokrasiyi getireceğimiz aydır. Dolayısıyla biz Haziran ayına çok iyi hazırlanacağız.

İbrahim Kaboğlu... Dünya çapında bir akademisyen. Anayasa hukuku hocası. Pasaportuna el koydular, yurt dışında ders vermesini engellediler. Kaboğlu, uluslararası bir toplantıda toplantı başkanlığını yapacaktı. Yüzlerce ülkeden gelen akademisyenler, anayasa hukuku hocaları bir bildiri yayınladılar. Kaboğlu tutuklandı aramıza gelemiyor... "Kaboğlu'nun pasaportuna el konulmuştur. Uluslararası panellere de katılamamaktadır. Başkanlık yapması için gerekmekteyse de davetli olup gidemediği 10'a yakın etkinlikte olduğu gibi burada da bulunamayacaktır" diye açıklama yapıyorlar. Çok sayıda ülkenin bilim adamı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini protesto ediyor.

Diyorlar ki "biz dünya lideriyiz" Sen konuşabiliyor musun burada?

İhsan Eliaçık... Hepimiz üç aşağı beş yukarı tanırız. 30'a yakın kitabı vardır. Adaleti savunur, hakkı hukuku savunur. Demokrasiden yanadır. Adaleti her ortamda savunmuştur. Sevgili peygamberimiz döneminde yaşanan hendek savaşlarını bir toplantıda anlatıyor. İsimsiz bir ihbarla, 'Diyarbakır'daki hendekleri anlatıyor' diye. 6 yıl 3 ay hapisle cezalandırılıyor. Ayrıca pasaportunu aldım yurt dışına çıkamazsın. Ayrıca İstanbul dışına da çıkamayacaksın diyorlar. Ayrıca iki gün geleceksin imza atacaksın.

Sonra bunlar diyecekler ki, Türkiye'de demokrasi var, Fransa'yı da Amerika'yı da geçmiş diyecek. Recep bey sen bunu bana değil, benim külahıma anlatacaksın.

"SEN ZATEN ORAYA LAYIK DEĞİLSİN Kİ"

23 Nisan'da benim konuşmamdan rahatsız oldular. Grup başkanvekilimiz cevap verdi. Bay Recep bundan büyük bir alınganlık göstermiş. Diyor ki "Ben aşağıda olsaydım ona verilmesi gereken dersin büyüğünü verirdim" Recep Bey sen zaten oraya layık değilsin ki, senin yerin aşağı. Aşağı geleceksin. Niye karşıma çıkmıyorsun? Çık da kim kimin ağzının payını veriyormuş ben 80 milyona göstereyim.

"O ÇADIRLAR ZULME, ZALİME KARŞIDIR"

Hafta sonu Silifke'de Yörük Türkmen Çalıştayı vardı. Ben Yörük-Türkmen geleneğinin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Onlar bu ülkenin çimentosudur. Beni kıl çadırlarında ağırladıkları için ayrıca onlara teşekkürlerimi sunuyorum. Yörük Türkmenler sadece Anadolu ve Trakya'dan gelmediler. Kuzey Irak'tan da geldiler. Onların gelenekleri örfleri ve adetleri hepimizin geleneğidir. O çadırlarda Yörük Türkmen geleneği yaşatılır. Türküler söylenir, şarkılar söylenir, ağıtlar yakılır. O çadırlarda kadim Anadolu kültürünün yaşatılması amaçlanır. O çadırlar zulme, zalime karşıdır. O çadırlar, Dadaloğlu'nun Köroğlu'nun Yörük Ali Efe'nin mekanıdır, o çadırlar Kuvayi Milliyecilerin çadırlarıdır.

"SEN TARİH BİLMİYORSAN BEN NAPAYIM?"

Zulme ve baskıya karşı çıkmışlar. Bugün Bay Recep diyor ki, Kılıçdaroğlu gitti orada konuştu. "Yörüklere Türkmenlere zulüm yapılmış" Evet yapılmış, sen tarih bilmiyorsan ben napayım? Sana tarih kitabı göndereyim oku o zaman.

Şimdi beni yanında doktoru kesinlikle dinliyordur. Şöyle diyor Dadaloğlu "Kalktı göç eyledi Avşar elleri, Ağır ağır giden eller bizimdir, Arap atlar yakın eder ırağı, Yüce dağdan aşan yollar bizimdir. Belimizde kılıcımız Kirman'i, Taşa geçer mızrağımın temreni, Hakkımızda devlet etmiş fermanı, Ferman padişahın dağlar bizimdir"

Bolu Beyi zulmetmeseydi Köroğlu çıkar mıydı? Padişah zulmetmeseydi Dadaloğlu çıkar mıydı? Dadaloğlu zulme nasıl karşı çıktıysa Kılıçdaroğlu olarak ben de her zulme karşı çıkacağım.

Şöyle diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk "Arkadaşlar gidip Toros dağlarına bakınız. Orada bir tek yörük çadırı görürseniz ve duman tütüyorsa bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez."

Biz Firavun'u da biliyoruz Musa'yı da biliyoruz. Biz Musa'yı baş tacı yaparız, onlar Firavun'u överler.

"KÜMESTE YAKALANAN TİLKİ GİBİ HEP BERABER SALDIRMAYA BAŞLADILAR"

Biz bunları söylüyoruz bir ezber bozduk. 15 arkadaşımız İYİ Parti'ye geçti. Kümeste yakalanan tilki gibi hep beraber saldırmaya başladılar. Vay efendim niye bunu yaptınız... Niçin? Ben senin kumpasını bozacağım arkadaş. Sen beni tanımıyorsun zaten. Yemezler, demokrasiyi sonuna kadar savunacağız sonuna kadar.

"AYARLARI BOZULDU"

O nedenle bütün ayarları bozuldu. Ne olursa olsun sözümüz gönlümüz yüreğimiz demokrasiden yana. Benim gibi düşünmeyenle de ben bir masada oturup çay kahve içmeliyim. Bir masada oturup Türkiye'nin sorunlarını konuşabilmeliyim. Biz kavgadan yana değiliz. Barıştan ve huzurdan yanayız. Kumpas kurdular demokrasiye açığa çıkardık. Yemezler, istedikleri gibi saldırsınlar.

"SANA O YOLU CHP AÇTI"

Bu kararı niye aldık? CHP'nin kültürünü de o zat öğrensin diye anlatıyorum. Merhum Erdal İnönü ve Sosyal demokrat Halkçı Parti, Türkeş'in Demirel'in Erbakan'ın siyasi yasaklarının kaldırılması için mücadele etti. Biz de kimse siyasi yasaklı olmasın diye mücadele ediyoruz. "Bana muhtar bile olamazsın dediler, cumhurbaşkanı oldum" diyor sana o yolu kim açtı? CHP açtı. Anayasa değişikliğini kim yaptı? CHP yaptı. Seni sevdiği için mi? Hayır demokrasi için yaptı bunları.

"DAVUTOĞLU'NU KAPININ ÖNÜNE KOYDULAR"

Yüzde 49,5 oy alan Ahmet Davutoğlu'nu çağırdılar. Dedi ki beyefendi, "Gel milyon Ali, affedersiniz Binali. Şu senin bakanlar kurulu listen. Şu da hükümet programın hadi sen başbakansın" Davutoğlu'nu kapı önüne koydular. Hakkını kim savundu? Biz savunduk. Demokrasi için savunduk.

"15 ARKADAŞIN GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM"

Biz bu nedenle 15 arkadaşımıza görev verdik. 15 arkadaşın da gözlerinden öpüyorum. Bir daha bilsinler. Ankara'dan İstanbul'a 450 kilometreyi niye yürüdük? Adalet için, demokrasi için yürüdük. Niye yürüyorsunuz diyorlardı. Adalet var diyemiyorlardı.

"BİZİM BİR KİŞİSEL BEKLENTİMİZ YOK"

Konuşmamın başında da söylemiştim. Bizim bir kişisel beklentimiz yok. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. O vatanımızın güzelliğini, bağımsızlığını bütün dünyaya duyurmalıyız. Tıpkı Cumhuriyetin kuruluşundaki felsefe gibi. Büyük bir millet olduğumuzu göstereceğiz.

"BİRİLERİNİN DE RENGİ ATTI, KIYAMETİ KOPARDI"

15 arkadaşımızı görevlendirdik, toplumda büyük bir sevinç, beklenti oluştu. Ama birilerinin de rengi attı, kıyameti kopardı 'vay efendim nasıl olur' diye. Bizi anlayamazlar. "Demokrasi bir tramvay gibidir istediğim yerde inerim" diyen bir adam bizim demokrasimizi anlayamaz. Yine kendi kurultaylarında bir kişinin gönderdiği bildiriyi 20-30 bin kişiyi ayağa kaldırarak, saygı duruşunda bulunarak onlara dakikalarda okutması bizim demokrasi anlayışımızda yoktur.

"SİZDE BU KAFA YOKSA BEN NE YAPAYIM?"

"Bizim liderimiz Allah'ın bütün vasıflarına varmıştır" diyenler bizi anlayamazlar. "Bizim ikinci peygamberimizdir" diyenler bizi anlayamazlar. "Bunun adına reise itaat" dediler. Aslında bunların hiçbirisine şaşırmadım. Sizde bu kafa yoksa ben ne yapayım?

"ŞAHA KALKAN DOLAR OLDU, EURO OLDU"

Kısaca ekonomiden de söz edeyim. Bugün bir arkadaşım bir mesaj göndermiş. Diyor ki, 2008 yılında 1800 gün prim ödeyen bir vatandaşa 1150 lira emekli aylığı bağlanıyordu. Diyor ki, yeni emekli oldu 5600 gün prim ödemiş. Ona bağlanan aylık 960 lira. Diyorlar ya, birilerinden alacağız bu parayı birilerine vereceğiz. Kimden alacaklar? Çalışandan alacaklar. 2008'den çok daha geriye düşürüyorlar. Referandumda ne diyorlardı "Evet çıkarsa ekonomi ayağa kalkacak" diyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada gördük. Şaha kalkan dolar oldu, Euro oldu. Ekonomi şahlanacak dediler, millet daha çok gelir elde edecek dediler. Vatandaşın 250 gramlık ekmeği 200 grama düştü.

Bugün Denizli'de bir duvar ustası, inşaatlarda sıvacılık yapan bir usta intihar etmiş. Bu cumhurbaşkanlığı sürecinde bunlar gazetelerin alt köşelerinde kalıyor. Bakıyorlar cebinde bir borç ihtarnamesi var.

Ben bu Recep'e nasıl sormam. Sen badem sütüyle besleniyorsun, bu vatandaş intihar etmek zorunda kalıyor borcunu ödemediği için. Emin olun yatacak yeri yok bunların.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR