Kılıçdaroğlu'ndan "istifa" açıklaması: 'Evet' çıkarsa...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya ve Hollanda'nın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye karşı son günlerdeki tutumuna ilişkin, "Bu hükümetler kesinlikle 'evet'i destekliyorlar. Bir ülkenin Dışişleri Bakanı gider de nasıl uçağını geri gönderirsiniz? Bir karşıtlık yaratmak için. İçeride düşman bulamadılar, şimdi dışarıda bir düşman yaratmak istiyorlar." dedi.
GÜNDEM , 13 Mart 2017 Pazartesi, 20:46
Kılıçdaroğlu'ndan "istifa" açıklaması: 'Evet' çıkarsa...

Kılıçdaroğlu, Star televizyonu Ana Haber bülteninde, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Hollanda'nın skandal tavrına ilişkin Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti bakanlarının dünyanın herhangi bir ülkesine gittiklerinde kabul edilmemelerini asla doğru bulmadığını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, "Bu bizim ülkemiz, aynı görüşten oluruz veya olmayız. Bakanlar da bu ülkenin bakanları. Dolayısıyla Hollanda'ya veya Almanya'ya veya dünyanın herhangi bir ülkesine gittiklerinde kabul edilmelerini isteriz." diye konuştu.

Çok konuşarak bu işlerin çözülemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, bir ülkenin Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarını kabul etmemesinin, Hollanda'ya girişine izin vermemesinin gereğinin yapılması gerektiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, Hollanda ile yaşanan bir kriz olduğunu ve bunun çözülmesi gerektiğini değerlendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çözülmesi için devlet aklının, diplomasi dilinin egemen olması lazım, 'Ben asarım, keserim' ile bu iş çözülmez. Kahramanlık edebiyatı yaparak halkı kimse kandırmasın. Kardeşim, hükümetsin ne yapacaksan yap. Ben de söyledim, 'Size her türlü desteği vereceğiz.' Buyurun yapın. Asacağız da keseceğiz de nota verdik de işte bir şeyler yapacağız da... Ne zaman? 16 Nisan'dan sonra. Niye 16 Nisan'dan önce değil? Sonra diyecekler ki biz bunu yapacaktık ama yine FETÖ geldi karıştırdı. Elli tane gerekçe bulacaklar bir şey yapmamak için. Dış politikada bir şeye karar verirseniz, yaparsınız ve sonucunu alırsınız, sonucuna da katlanırsınız. Artıdır, eksidir."

Kılıçdaroğlu, "Bir bakan diyor ki 'Ekonomik yaptırımlar uygulamayacağız.' Ne yapacaksın o zaman? Ne yapacağız? Onlar orada, zaten biz de buradayız. Siz Hollanda'daki vatandaşları Türkiye'ye mi alacaksınız? 'Hollanda'yı terk edin, Türkiye'ye gelin' mi diyeceksiniz? Kimse gelmez ki. İnsanlar oraya ekmek için gitmişler, yıllardır oradalar çalışıyorlar. Bu davranış onların da huzurunu bozdu." şeklinde konuştu.

"Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 2008'de çıkarıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kanunda "yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz." maddesinin yer aldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, kanunun çok açık olduğunu belirterek, "Bakanlar oraya niye gidiyor?" diye sordu.

"Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde propaganda yapılamaz"

"Sizin de Avrupa temaslarınız vardı. Tepkinizi koymanız adına bunları iptal ettiniz. Eğer gitseydiniz size müsaade ederler miydi? Hükümet kanadından, 'Zaten Danimarka, Hollanda gibi Avrupa ülkeleri hayırı desteklediği için evet kampanyasına karşı çıktı' yönünde bir açıklama var. Nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, "Açık ve net söyleyeyim. Bu hükümetler, kesinlikle eveti destekliyorlar. Bir ülkenin Dışişleri Bakanı gider de nasıl uçağını geri gönderirsiniz? Bir karşıtlık yaratmak için. İçeride düşman bulamadılar, şimdi dışarıda bir düşman yaratmak istiyorlar. Çünkü önceden 'Buraya gelmeyin, bizim seçimimiz var' diyorlar. Kim söylüyor bunu? Hollanda'nın Başbakanı söylüyor. Niye gidiyorsunuz oraya? Seçim, referandum çalışması yapmak için. Kanun ne diyor? 'Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde propaganda yapılamaz.' diyor." yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, "Siz gitseydiniz hayır kampanyasını yapacak mıydınız?" sorusunu, "Biz bir kampanya yapmıyoruz. Temsilciliklerimiz var orada, gidiyoruz. Biz mitingler, şunlar bunlar yapmadık hiçbir zaman. Biz yasalara, kanunlara saygılıyız. Kendileri yasa çıkarıyorlar, çıkardıkları yasalara kendileri uymuyorlar." diye cevapladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarına, hiçbir devletin "Sen benim ülkeme gelme" diyemeyeceği konusu üzerinde titizlikle durduklarını vurguladı.

"Türkiye, bu olayın üzerine hükümetin yürümesini istiyor"

Kılıçdaroğlu, Hollanda'da yaşananların, seçime giden Hollanda Başbakanı'nın da Türkiye'de halk oylamasına giden hükümetin de işine geldiğini savundu.

Türkiye'nin Dışişleri Bakanı'nın Hollanda'ya sokulmamasını, bir bakanının Hollanda'dan sınır dışı edilmesini "vahim bir tablo" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, "Bu tablonun üzerine kararlılıkla gitmek lazım. Bakın bugün bütün Türkiye, bu olayın üzerine hükümetin yürümesini istiyor. Açıklama yapmasını değil gereği neyse onun yapılmasını istiyor. Oturup gereğini kendileri hesaplasınlar. Şunu derlerse 'Biz bunun gereğini bilmiyoruz, ne yapacağımız bilmiyoruz' diyorlarsa Sayın Dışişleri Bakanı gelir ben onlara hangi gerekleri yerine getirmeleri gerektiğini söylerim." değerlendirmesinde bulundu.

"Mağduriyet, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin değil devletinin, vatandaşının mağduriyetidir." diyen Kılıçdaroğlu, oraya giden kişinin Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetini temsil ettiğini söyledi.

"Devlet söylemle yönetilmez"

"MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Cumhurbaşkanı Almanya'ya giderse ben de desteklerim, yanında giderim.' dedi. Siz de gider misiniz?" sorusu üzerine, şu cevabı verdi:

"Ucuz kahramanlıklara gerek yok. Gittiler mi? Gitmediler. Ben şimdi gitsem desem ne olur, gitmesem desem ne olur. Olay şudur, Almanya bir karar alıyor. 'Gelirim, asarım, keserim, vururum.' Devlet söylemle yönetilmez. Diline hakim olamayan, dilini kontrol edemeyen devleti yönetemez. Devlet akılla, mantıkla, sağduyu, bilgi, birikimle yönetilir, hamasetle devlet yönetilmemiştir dünyanın hiçbir ülkesinde. Gittiler mi? Gitmediler. Niye konuşuyorsunuz? Milleti niye kandırıyorsunuz? Buyurun gidin o zaman. Söz veriyorum ben de alkışlayacağım."

"Alkışlayacaksınız ama gitmeyeceksiniz. Öyle mi?" sorusunu yanıtlarken Kılıçdaroğlu, "Gidemeyecekler ki zaten. Gidilmeyecek bir yere ben de hamasete katılıp, aklımı bir tarafa bırakıp, siz de gidin, hep beraber gidelim. Olur, 80 milyon gidelim bakalım gidebiliyor muyuz? Devleti akılla yönetmemiz lazım, konuşurken dikkatli bir dil kullanmamız lazım. Olay budur. Kendi ülkende hukuk arıyorsan başka ülkelerin hukukuna saygı göstereceksin." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, büyükelçilikte, devlet dairesinde propaganda yapılamayacağını, bunun yanlış olacağını kaydetti.

"Halk yeteri kadar bilgilendirilmedi"

CHP tarafından halk oylamasına ilişkin anket yaptırılıp yaptırılmadığının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, anket yaptırmadıklarını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, farklı çevrelerin yaptırdığı anketlerin kendilerine geldiğini, morallerini bozacak herhangi bir şeyin olmadığını aktardı.

Yüzde 13 civarında kararsız bir seçmen bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, alanda yaptıkları çalışmalarda vatandaşların 18 maddenin ne değişiklik getirdiğini bilmediğini ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, bunun siyasilerin ve iktidarın kusuru olduğunu belirterek, "Anayasa değişiklikleri parlamentoda görüşülürken halk yeteri kadar bilgilendirilmedi, televizyonlara yasak getirildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi televizyonu açık olabilseydi vatandaş televizyonun karşısında oturup nedir bu değişiklikler, neler getiriyor, neler götürüyor o tartışmaları izleyecekti, tanığı olacaktı. Ama bu olmadı. Şimdi ise bizim anlatımlarımıza 'Bunlar doğru değil.' diyorlar. Doğru değilse buyurun gelin, bizi mahçup edin, beraber oturup konuşalım. Ona da yanaşmıyorlar." dedi.

Bazı siyasilerin halk oylamasının iptal edileceği konusunda iddialarının olduğu hatırlatılan Kılıçdaroğlu, "Niye iptal edilsin referandum? Halkımıza güveniyoruz. Demokrasiye inanıyoruz. Parlamenter demokratik sisteme inanıyoruz." ifadesini kullandı.

"Okudum hiç meraklanmasınlar, hepsini biliyorum"

Geçen hafta katıldığı bir radyo programında yaptığı açıklamaların ardından kendisine yönelik olarak "Düzenlemeden haberleri yok, okumamış bile" şeklinde eleştirilerin yapıldığının anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Okudum hiç meraklanmasınlar, hepsini biliyorum." karşılığını verdi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Mevcut uygulamaya göre çoğunluk partisinin genel başkanı başbakan oluyor. Örneğin, Binali Bey, çoğunluk partisinin lideri olarak başbakan. Yeni modelde, aynı anda hem başkan seçimi var hem de siyasi partilerin seçimi var. Diyelim ki çoğunluk partisinin lideri seçildi ama yeni modelde başbakan olamıyor. O zaman başkan da yüzde 51'i bulmadı. Bulamadığı zaman yeniden seçime gidilecek. Yeniden seçime gidildiğinde, çoğunluk partisinin genel başkanı değil de bir başkası seçildi, başkan o zaman o olacak. Başkanın yüzde 51 ile seçilmesi tablosunda parlamentoda çoğunluğu olan partinin genel başkanı ile başkan arasında derin bir gerginlik çıkacak ortaya."

"Buyrun gelin beni mahçup edin"

Televizyonda bir araya gelme davetine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olumsuz yanıt verdiğinin hatırlatılması üzerine, Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle konuştu:

"Madem ben Kandil'dekilerin başındayım, 15 Temmuz'dan sonra saraya davet ettin. Habur'da teröristlerin ayağına mahkemeleri ben mi gönderdim? Dolmabahçe'de kim oturdu? Oslo'da görüşmeleri kim yaptı? Bunların cevabı var mı? Benimle özel bir tartışma alanı yaratmak istiyor, kavga yaratmak istiyor. Bu ülke kavgadan, gerginlikten bıktı. Beni suçluyor, suçlayabilir. La havle diyorum, Allah'a havale ediyorum. Akıl var, mantık var. Şavşat'tan Ardanuç'a giderken terör örgütü PKK bana saldırdı, Ona değil. Bir asker şehit oldu. Bu beyefendi neden bize saldırıyor, hangi gerekçeyle saldırıyor? Benim söylediğim son derece insani, son derece tutarlı, son derece mantıklı bir teklif. 'Kılıçdaroğlu 18 maddeyi okumamış' diyorlar, böyle bir suçlama olabilir. Peki kardeşim buyurun gelin, beni mahçup edin. Bundan daha iyi fırsatı size kim verir."

Kılıçdaroğlu, halk oylamasında "evet"i savunan partilerin, vatandaşlara neden "evet" demeleri gerektiğini anlatamadığı iddiasında bulunarak, "hayır" diyeceklere terörist benzetmesi yapılmasını eleştirdi.

"Bu ülkede evet diyenin de hayır diyenin de benim başımın üzerinde yeri vardır." diye konuşan Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan düşünerek sandığa gitmelerini istedi.

"Evet çıkarsa sonu belli olmayan bir Türkiye..." ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, hiçbir annenin nereye gittiği belli olmayan bir otobüse çocuğunu bindirmeyeceğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Hayır' çıkarsa bir erken seçim ihtimali öngörüyor musunuz?" yönündeki bir başka soruya, "Erken seçim kararını parlamento alacak. Meclis, erkek seçim kararı alırsa ki milli iradeye saygı duyacağız. Erken seçim de dünyanın sonu değil ki. Yine millete gideceğiz." yanıtını verdi.

"Lafla peynir gemisi yürümüyor"

Kılıçdaroğlu, "Eğer evet çıkarsa CHP ne olacak, yeni bir lider arayışına gidilebilir mi?" sorusuna da "Ben bir başka siyasi parti lideri gibi koltuğa yapışıp, 'Ben buradan asla gitmem' gibi bir düşünce içinde değilim. Ben demokrasiye inanan birisiyim, demokrat birisiyim. Bir partinin genel başkanı nasıl değişir, biz gayet iyi biliriz. Biz diğer partilere benzemeyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Bizim dışımızda milletvekillerinde ön seçimi uygulayan başka bir parti yok." karşılığını verdi.

"Eğer evet çıkarsa istifayı düşünür müsünüz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Niçin istifa edelim? Bana birisi bir gerekçe söyleyecek. Şu gerekçeyle istifa et diyecek. Makul bir gerekçe olursa ederiz tabii, niye etmeyelim." ifadelerini kullandı.

MHP'nin ülkenin beka sorunu gerekçesiyle anayasa değişikliği paketine "evet" dediğinin anımsatılmasına karşılık, Kılıçdaroğlu, "Yeni anayasa değişikliği eğer kabul olursa Türkiye'nin temel bir beka sorunu ortaya çıkacaktır. Bir kişiyi ikna ettiğiniz zaman Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirirsiniz. Asıl beka sorunu budur." değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, hükümetin dış politikasının iflas ettiğini, yetkililerin esen rüzgarlara göre demeç verdiğini iddia ederek, şunları kaydetti:

"Biz olsaydık Cumhuriyet Halk Partisi olarak, derhal Fırat'ın batısıyla ilgili bütün önlemleri alırdık. Silahlı Kuvvetler giderdi, hiç çatışmadan 'Burası Türkiye'nin güvenliği için çok önemlidir ve biz bu alanı tutuyoruz.' derdik. Lafla peynir gemisi yürümüyor. 'Münbiç'e gideceğiz.', 'Rakka'ya gideceğiz.' diyorlar, buyurun gidin. Bütün laflar havada kaldı. Bu Türkiye'nin itibarına, saygınlığına gölge düşürüyor. Salih Müslim'i davet ediyorsunuz, kırmızı halılar seriyorsunuz, aynı Salih Müslim'i idam cezasıyla yargılıyorsunuz. Bunu biz yapsaydık vallahi şimdi Türkiye'de kıyamet kopmuştu. Nasıl bir devlet yönetimi anlayışıdır anlamakta zorlanıyorum."

Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesinin de halk oylamasına götürülmesi teklifinde bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Vatandaşlık hakkı verecekler, neden sonra referandumdan sonra. Türkiye'nin geleceği açısından asla kabul etmiyoruz ve doğru bulmuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR