Kredi çekmek isteyenler için kritik açıklama
Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, bankaların sermaye maliyetinin özkaynak kârlılığının altında kaldığını belirterek, “Sermaye maliyeti yüzde 15, özkaynak getirisi yüzde 10. Bu böyle devam ederse kredi vermeyi 1-2 sene daha sürdürebiliriz ama stoklarımız tükeniyor. 2018’de sermaye yeterliliğinde sınıra geliyoruz” dedi.
EKONOMİ , 29 Mart 2016 Salı, 07:27
Kredi çekmek isteyenler için kritik açıklama
TÜRKİYE Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın, bankaların sıkı regülasyonlar ve kâr baskısı nedeniyle özkaynak getirisinin düştüğüne dikkat çekerek, kredi verme konusunda stokların tükendiği uyarısında bulundu.

Özkaynak kârlılığının sermaye maliyetinin altında kaldığını ve özkaynak büyümesini destekleyecek yeterlilikte artmadığını vurgulayan Aydın, “Mevcut durumda sermaye maliyeti yüzde 15, ortalama sermaye getirisi ise yüzde 10 düzeyinde. Özkaynaklar risk artışı kadar artmaz ise kredi büyümesi sürdürülemez. Basel’den gelen yükler de dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığında, sektör olarak 2018 yılında sermaye yeterliliğinde sınıra geliyoruz. Bugün bu işi 1-2 sene daha götürebilecek bir noktadayız ama stoklar tükeniyor. O nedenle özkaynak getirisi yüzde 10 değil daha fazla olmalı” dedi.

BANKALAR ARASI İŞBİRLİĞİ

Aydın, son günlerin sıcak tartışması iflas erteleme ve bankaların reel sektör ile ilişkisinden, ücret ve komisyon iadelerine, takibe düşen kredilerden, faiz oranlarına kadar bankacılık sektörünün öncelikli gündem konularına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Önümüzdeki dönemde faizlerde düşüş beklediklerini belirten Aydın, “Özkaynak karlılığımızın yüzde 10 oluşunun sebeplerinden biri bankalar olarak biziz. Ortak ATM kullanmıyoruz. Giderleri azaltabileceğimiz biri sürü şey varken yapmıyoruz. Almanya’da sermaye eksiği yok orada sıkı düzenlemeyi yapabilirsiniz. Bu regülasyon Almanya’da yüzde 10 getirirse iyidir. Ama bu regülasyon Türkiye’de yüzde 10 getiriyorsa iyi olmayabilir. Bu kuralları getirenler de diyor ki; ‘Bak ben de karşıda bir fırtına görüyorum. Fırtına daha fazla zarar verebilir. Ben de senin sağlıklı yaşamandan mesulüm’ diyor. Bu tartışmalar her yerde olabilir” diye konuştu. 

1.8 MİLYAR TL’Yİ İADE ETTİK 

Ücret ve komisyon iadelerinin de bankacılık sektörünün kârlarının düşmesinde etkili olduğunu kaydeden Aydın, “Sektör 2015 yılında 1.8 milyar TL ücret ve komisyon iadesi ödedi. Bu 20 milyar TL daha az kredi vermek demektir. 20 milyar TL daha az kredinin de kredi maliyetlerine yansıması söz konusu. Biz Ziraat Bankası olarak avukat masraflarını da ödememek için hakem heyetlerine gitmeden herkesin ücret ve komisyonlarını iade edeceğimizi söyledik. Sektdördeki diğer bankalar da şimdi bunuy yapıyor. Böylece daha az maliyetli oluştu” diye konuştu.  

Son 15-20 günde iflas erteleme taleplerinin önceki günlere göre biraz durulduğunu kaydeden Hüseyin Aydın sıcak tartışma konusu iflas erteleme konusunda şunları kaydetti: “İflas ertelemede borçlu kadar alacaklıyı da koruyan bir sisteme geçilmesi gerekiyor. İcra İflas Yasası’nda yakın zamanda bir değişiklik bekliyoruz.

Bankalar Birliği olarak piyasada yaşanan bu düğümü çözmek, suistimalleri önlemek için Adalet Bakanlığı dahil ilgili kurumlarla çeşitli görüşmeler yürüttük, önerilerde bulunduk. En temel maddeler, erteleme hakkının sadece geçici likidite problemi bulunan yaşayan borçlulara tanınması gerektiği, 5 yıllık sürenin 2 yıla indirilmesi, iflas erteleme isteyen şirketin mahkemeye bir kurtarma planı sunması, mahkemenin bu planı uygulanabilir bulması şeklinde sıralayabiliriz. Buradaki temel çıkış noktamız, biz iflas ertelemenin karşısında ya da yanında değiliz. Acaba banka mı süre vermemiş, yoksa alacaklısından mı kaçmış. Kabul edilebilir sınırları aşarsak uçlara gideriz. İstismar edilir. Bizim eksiğimiz varsa biz, reel sektörün eksiği varsa onlar borçlu olanın eksiği varsa o, hukuk sisteminde yapılacak bir şey varsa onlar tüm paydaşlarla oturmalı. Devlet bir yeni düzenleme yapılmasına sıcak bakıyor. Uzun olmayan bir sürede eksiklikleri ortadan kaldıran alacaklıyı ve borçluyu eşit halde yarıştıran bir sistemi kurgulamış olacağız.” 

Yeni Tüketiciyi Koruma Kanunu ile birlikte bankaların daha önce aldığı ücret ve komisyon ödemelerini iade etmeleri sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hüseyin Aydın şöyle konuştu: “Ücret ve komisyon uygulamalarında uç kaçmıştır. Hakem heyetlerinde hal müdürü mal müdürü herkes girmiş içine bir tane banka müdürü yok. Sadece geçen sene Ziraat Bankası 600 milyon TL ücret ve komisyon iadesi ödedi.” 
Takibe düşen kredi oranı yönetilebilir 

Hüseyin Aydın, Türk bankacılık sistemindeki kredilerin geri dönüşlerinde bir takım sıkıntılar olduğunu belirterek, “Ama bu kesinlikle yönetilebilir bir düzeydedir. Hem firma ayağı bu durumu yönetebilecek kalibrededir. Hem Türk bankacılık sistemi de sermaye yeterliliği ve likidite açısından bu süreci yönetebilecek durumdadır. Bu kesinlikle dünya ortalamanın altında makul ve yönetilebilir durumdadır. Sektörün son sorunlu kredi oranı ise yüzde 3 civarında” dedi. 

Bankalara yönelik en ağır siber saldırıların geçen hafta gerçekleştiğini kaydeden Hüseyin Aydın, şunları söyledi: “Bu saldırılar Türkiye’de de değil tüm dünyada bu saldırılar var. BDDK, Fed, Bafin bankalara bu tarz saldırılara dayanıklılığınız var mı diye test ediyor. Bu testi banka geçerse hayatımıza devam ediyoruz. Yok banka testi geçemezse otorite diyor ki ‘Güçlendir, bir şey olursa sana halel gelir’ diyor. Bu saldırılar oluyor diye bulundurduğumuz bir ordu ve onları önlemek için yaptığımız pek çok yatırım var. Yeterinci güçlü olmazsak bu sistemik riske bile dönüşebilir.” Şirketin durumunu 1 günde anlıyorlar 

İflasın ertelenmesinden fayda elde edildiğine dair bulgu olmadığını da vurgulayan Hüseyin Aydın bu konuda şunları söyledi: “İflas ertelemesi kötüye kullanılmakta ve alacaklıların haklarına zarar vermekte. İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesinde 2003 yılında yapılan değişiklikle genişletilmiş bir iflas erteleme hükmü getirmek ve düzenlemek amacıyla yapılan değişiklikler, alacaklıların haklarında ve normal borçlu-alacaklı ilişkilerinde tehlikeli bozulmalara yol açtı. Bu araç, ilk uygulamaya sokulduğu günden bu yana yaygın bir şekilde kötüye kullanılmaktadır ve hâlâ da çok tartışmalı bir konu.  Pratikte, borçlular, izin verilen azami 5 yıl süreye kadar rutin bir biçimde erteleme talep ediyor ve  mahkemeler de bu ertelemeyi rutin bir biçimde yapıyor. Yargılamada en lehte kararı verebilecek yetkili mahkeme seçimi, mahkemelerin nüfuzlarını kötüye kullanması, yolsuzluklar ve ayrıca, borç geri ödemelerine karşı koymak gayesine yönelik kötü niyetli işlemler de dahil kötüye kullanım yollarının tamamı iflas ertelemeye atfedildi. Örneğin şirketi bir günde başka bir şehre taşıyıp sonra yine bir günde iflas erteleme kararları çıkartılıyor. Kim nasıl bir gün içinde şirketin durumunu çözebilir.” (hürriyet)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR