Liderler 23 Nisan Kürsüsü'nde neler söyledi?
Meclis'teki 23 Nisan Kürsü'sünde Erdoğan ve Kışanak barış süreci vurgusunda bulunurken, Kılıçdaroğlu T.C. ibaresinin kaldırılmasına, Bahçeli de 'kırmızı çizgi'lere vurgu yaptı.
GÜNDEM , 23 Nisan 2013 Salı, 17:48
Liderler 23 Nisan Kürsüsü'nde neler söyledi?

Parti liderleri Meclis 23 nisan özel oturumunda konuşarak Çocuk Bayramı'nı ve Meclis'in açılış yıldönümünü kutladılar.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak barış sürecine vurgu yaparak, daha fazla kayıpların yaşanmaması  temennilerini geri getirdi. Erdoğan, 'Daha fazla çocuğun babasının şehit düşmesini engelleyebiliriz' dedi. Gülten Kışanak ise, "Çocuklarımızı katletmeyecek bir yönetim anlayışı bu ülkeye gelsin istiyorum. Hepimizin çocuklara özür borcu var. Çocuklarımıza umutlarının gerçek olduğu mutlu yarınları vermek zorundayız" dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasında T.C. ibarelerinin silinmesine vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu, "23 Nisan'ı gönüllerden silmek mümkün değildir. Kimsenin de buna cesareti yoktur.  Tıpkı Cumhuriyet ve T.C. gibi" dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin konumasına ise kırmızı çizgiler vurgusu hakimdi. Bahçeli, "90 yıl sonra milli birliğimiz heba edilmektedir. İlk meclisi anarken asıl aklımızdan çıkarmamamız gereken şey şudur; kanlarıyla canlarıyla bize emanet edilene sahip çıkmalıyız. Vatanımızın bölünmez bütünlüğü, devletimizin üniter yapısı, Türk milletinin şeref, itibar ve birliği Gazi Meclis'in kırmızı çizgilerindendir ve ihlal edilemeyecektir." dedi

4 liderin konuşmalarından satırbaşları şöyle:

 
Başbakan RecepTayyip Erdoğan:

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri 23 Nisan 1920 ankara'da Cuma namazının ardından TBMM, dualarla açıldı. Türkiye'nin her yerinden gelen bütün renkleriyle, aynı ortak gaye etrafında toplanan mebuslar mecliste ilk toplantılarını gerçekleştirdi.

Geçtiğimiz günlerde bazıları ilk kez yayınlanan bir kaç fotoğrafı göstermek istiyorum.

Bu fotoğrafta Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve Latife Hanım Cumhuriyet'in kurulmasının hemen öncesinde çocuklarla sohbet ediyor. Bu fotoğraf çocukların önemini anlatıyor.

Bir başka fotoğrafta çocuklar umutla Gazi Mustafa Kemal'i bekliyor, fakat bu çocukların yalın ayaklarına baktığımız zaman nereden nereye geldiğimiz göstermek adına çok büyük öneme haiz.

Bu da Meclisimizin açıldığı gün ve yine o gün Gazim Mustafa Kemal'i ve gelecek heyeti karşılamak için bekleyen çocuklar o kutlu anı yaşamak üzere bekliyorlar.

'TBMM, en çok da çocuklar için açılmıştır'

TBMM çocuklarla birlikte ve en çok da çocuklar için açılmıştır. Savaş çocuklar için verilmiştir. Cumhuriyet en çok da çocuklar için ilan edilmiştir.

Tarih boyunca verdiğimiz şehitler, vatanın bağımsızlığı için, en çok da çocuklarımız için tereddütsüz canlarından vazgeçtiler. tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu igibi bugün de TBMM çocuklar için vardır.

'Daha fazla çocuğun babasının şehit düşmesini engelleyebiliriz'


Maziyi değiştiremeyiz, ama geleceği şekillendirebiliriz. Daha fazla çocuğun babasının şehit düşmesini engelleyebiliriz. Şehitlerimiz çocuklar için canlarını verdiler, işte bu gazi meclis milletin tüm fertleriyle birlikte, istikbale dair yine ve yeni bir ufuk çizmek zorundadır.

Bu güzel ülkenin çocukları her şeyin en iyisini hak ediyor. Bu ülkenin çocukları en kaliteli eğitimi hak ediyor. Bu güzel ülkenin çocukları cıvıl cıvıl oynayacakları sokakları hak ediyor. İnanın bu ülkenin tüm çocukları anne ve babalarıyla büyümeyi ve onlarla sofraya oturmayı, her akşam babalarını doyasıya kucaklamayı hak ediyor.

'Süreç 6 ay önce başlasaydı, Vedat şehit olmayacaktı'

Biz sorunlar içinde büyüdük ama çocuklarımıza sorunlarını çözmüş bir Türkiye emanet etmek boynumuzun borcudur. Çocuklarımıza demokratik bir anayasa teslim etmek boynumuzun borcu. Biz acılarla büyüdük, terörle, kanla büyüdük, ama şimdi çocuklara birlikte kardeşçe yaşayabilecekleri bir vatan teslim etmek boynumuzun borcudur.

Geçtiğimiz günlerde Denizli'de bir şehit annesi "Keşke bu süreç 6 ay önce başlasaydı da Vedat'ım da yanımda olsaydı" dedi. Vedat'ı geri getiremeyiz, ama başka Vedat'ların şehit olmasına engel olabiliriz. 23 Nisan 1920 ruhuyla ilerlemeye devam edeceğiz.

 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

Gazi Mustafa Kemal Paşa 24 Nisan 1920 günü TBBM'de kürsüye çıkar ve bir konuşma yapar. O yaptığı konuşma çok önemlidir ve " Vatanın mukedarratına el koymak" der Gazi Mustafa Kemal Paşa. Yeryüzündeki milletler arasında böyle başka bir meclis yok. Bu meclis Kuvayı Milliyedir. Çünkü onların ruhu Kuvayı milliyedir. 23 Nisan 1920'de ortaya konulan ruh devam etmelidir.

Bu yüce meclisin kişilik ve kimliğini unutmamalıyız. Bu meclis gazi meclisidir. Kurucu meclistir. Bu meclis milliyetçi ve devrişmecidir. Şanı ve şerefi büyüktür. Fakat öyle bir kavram vardır ki;  ama en önemlisi olmazsa olmaz o kavramın hukuktuır. Bu meclis varlığını hukuk ve bu halka borçludur.

Herkesin eline vicdanına koyup şunu söylemesini istiyorum: "Hukuk dışı yollarla 8 üyesi hapiste olan milletvekilerinin kaçıncı 23 Nisan'ı? Ortada bir şey yokken. Milletin vicdanına hükmetmesi mümkün mü?"

Hukukun içinde kalarak sorunlarımızı çözmeliyiz. Bir 23 Nisan'ı daha kutluyoruz. Bu bayram barışın bayramı, bu bayram Anadolu'nun yoksul çocuklarının bayramıdır.

Onun için 23 Nisan'ı gönüllerden silmek mümkün değildir. Kimsenin de buna cesareti yoktur.  Tıpkı Cumhuriyet ve T.C. gibi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:

Başta bizi izleyen vatandaşlarımızın ve sizlerin 23 Nisan'ını kutluyorum. 23 Nisan 1920'de bir cuma günü açılan Meclis, bir kutlu davanın başlangıcıdır. Meclis'in neden açıldığını iyi bilmek lazım. Bilindiği üzere Türk milleti on yıllarca devam eden savaştan yorgun çıkmış. Kutlu ceddimizin geri çekilmesiyle emperyalistler  kendi arasında anlaşmış ve bizi bitirmek için uğraşmıştır.

'Anadil talepleri boynumuzu bükmüştür'

Tıpkı bugünkü gibi, barış gibi kelimeler sömürgeci zihniyetin bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır. Bilhassa 19 yy'da hasta adam olarak lanse edilen Osmanlı Devleti hakkında türlü türlü oyunlar oynamışlar. Balkanlarda yaşanan hadiseler hafızamızdadır. Yine etnik bölünmeler, ana dil talepleri, eninde sonunda boynumuzu bükmüştür. Tıpkı şimdiki gibi.

O zaman da çareyi batıda arayan zihniyet, dört bir tarafımıza kanlı tezgahlarını kurmuşlardır. Emperyalizmin kanlı dişleri, bizleri yutmak için elinden geleni yapmıştır. Balkanlar'a bakınız, Ortadoğu'da çözülmelere bakınız. Tarihten ders çıkarmak hepimiz için paha biçilmez bir önemdedir.

1914 yılında başlayan ve 16 Mart 1920'ye geçen süre, mayasını çalmış sütunlarını dikmiştir. Türk milleti zifiri karanlığa gömülmüştür. Mondros'tan dönen heyet, sanki zafer elde etmiş gibi İstanbul'a gelmiş. İşgal olmayacağını anlatıyorlardı. Ama sonra düşman postallarıyla karşılaştık.

Büyük Millet Meclisi'ni oluşturan ruh, çok şükür ki bu millete kara leke sürdürmemiştir. Biliyoruz ki ilk meclis, milleti Kurtuluş Savaşı'na inandırmanın kutsal bir mekanıdır. İlk meclis, milliyetçi fikriyatın abide bir şahsiyetidir. Ve başyapıtıdır. Bu itibarla savaşta kazanan ve vatan kurtaran milli cevheridir. Bu sebeple bu meclis Gazi ünvanını kazanmıştır.

90 yıl sonra milli birliğimiz heba edilmektedir. İlk meclisi anarken asıl aklımızdan çıkarmamamız gereken şey şudur; kanlarıyla canlarıyla bize emanet edilene sahip çıkmalıyız. Vatanımızın bölünmez bütünlüğü, devletimizin üniter yapısı, Türk milletinin şeref, itibar ve birliği Gazi Meclis'in kırmızı çizgilerindendir ve ihlal edilemeyecektir.

Hiç kimse bu milliyetçi kahramanları başka şekilde gösteremez. 23 Nisan aynı zamanda çocuk bayramı olarak kutlanmaktadır. Gazi Mustafa Kemal'i ve silah arkadaşlarını rahmetle yad ediyorum.

 BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak:

"93. yılında bütün çocuklarımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum. İlk meclis çoğulculuk esasıyla oluşturuldu. Biz kavramının kavramadığı hiç kimse kalmadı. Eşit ve özgür bir yaşam için kader birliği yapıldı. 1921 anayasası'nda siyasal birlik tanımlanırken hiçbir etnisiteye vurgu yapılmadı ve herkes kendi kimliği ile mecliste yer aldı. Tüm yurttaşlar farklılıklarıyla birlikte yönetime katıldı.

'1924 anayasası ile çoğunlukçu ruh bozuldu'

Ne yazık ki, 3 yıl sonra bu ruh 1924 anayasası ile yaralandı. Yeni anayasada "biz" kavramı heba edildi ve cumhuriyet tarihi büyük acılar gördü. Ortak gelecek hedefi zedelendi. Tekçi zihniyet beraberinde asimilasyon ve imhayı da beraberinde getirdi. Sivas'ta Dersim'de katliamlar yaşandı. Mamak'ta, Metris'te, Diyarbakır'da insanlık dışı işkenceler yaşandı. Cumhuriyetin demokrasiyle buluşması engellendi.

Özde vatandaş sözde vatandaş kavramları bile kullanıldı. Mustafa Suphi'leri Karadeniz'in dalgalarına atan bu anlayış, Said'i Nursi'nin fikirlerine bile tahammül edemedi. Madımak'ta yakılan sadece insan bedeni olamadı, kardeş türkülerimiz oldu.

 
 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR