Nazı bırakıp yerli otomobil üretin
Bütün dünyanın Türkiye'nin başarı hikayesini konuştuğunu belirten Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, sanayicilerden artık "nazı bırakıp" yerli otomobil üretmelerini istedi.
BURSA , 18 Nisan 2013 Perşembe, 14:05
Nazı bırakıp yerli otomobil üretin

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliğinin (OİB) düzenlediği "Türkiye Otomotiv Sektöründe 2. AR-GE Proje Pazarı ve Otomotiv Komponent Tasarım Yarışması"nın ödülleri sahiplerini buldu.

Bursa'da Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen ödül törenine; Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Vali Şahabettin Harput, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Orhan Sabuncu, OİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Burhanoğlu'nun yanı sıra dünyaca ünlü F1 Pilotu David Coulthard ve sektör temsilcileri katıldı.

Türkiye ekonomisinin dünyadan, bilhassa Avrupa'dan ayrılıp son derece kararlı bir şeklide pozisyonunu muhafaza edip yoluna devam ettiğini dile getiren Çağlayan, "2023 hedefleri içinde Türk otomotiv sektörünün alması gereken yeri başkanlarımız anlattı. 2023 yılı bilhassa tesadüfi belirlenmiş bir tarih değil. Son derece önemli bir yıl. Cumhuriyet'imizin 100 kuruluş yıl dönümü. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, bağımsızlığımızı bize armağan eden Atatürk ve şehitlerimize sunabileceğimiz en büyük armağanı verebileceğimiz bir tarih. Böyle bir dönemde çok farklı bir Türkiye düşlüyoruz, çok farklı bir Türkiye'yi planlıyoruz, programlıyoruz. Cesaretimizi de geçmiş on yıldan alıyoruz" dedi.

Türkiye'nin on yıl önceki ihracatının azlığına işaret eden Çağlayan şöyle devam etti:"Bugün yalnız otomotiv sektörüne ihracatı 20 milyar dolar. Türkiye on sene önce bir yılda yaptığı toplam ihracatını bugün iki ayda yapar hale gelmiş. Ekonomi üçe katlanmış. Yabancı yatırımlar 8,5 kat artmış. Türkiye krize meydana okuyan önemli bir ülke haline gelmiş. Bizim dönemimizde büyüklerimiz bize Güney Kore, Almanya, Japonya'nın başarı hikayelerini anlattı. Türkiye'nin bir başarı hikayesi yoktu ama şu an dünya Türkiye'nin başarı hikayesini anlatıyor. Krizi geride bırakalı 4 yıl doldu. Bu sürede Avrupa'da 4 milyon insan işsiz kaldı. Türkiye ise ihracat pazarlarının yüzde 75'inde daralma olmasına rağmen 5 milyon insanı istihdam etti. İşte aramızdaki fark bu. Bugün Türkiye AB'nin 27 ülkesinin 23'ünden daha büyük ekonomiye sahip."
"Devir Türkiye devridir" diyen Bakan Çağlayan, zaman zaman Merkez Bankası'nın faiz politikasını eleştirdiğini ve eleştirmeye de devam edeceğini ifade etti. Türkiye'nin gerçek gücünü bildiğini vurgulayan

Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Şimdi sanayicimiz, ihracatçımız zihniyet değişimi döneminde. Tasarım, AR-GE pazarı artık sanayicinin hayatından çıkmaz olmuştur. Türkiye gelişmiş ülkeleri yakalayacak fırsatı, zamanı bugün bulmuştur. Biraz evvel F1 pilotu David'e sordum. Türkiye formula yarışmalarında 820 beygir gücündeki ve 320 kilometre hızla gidecek bir yarış otomobilidir. Şimdi Türkiye gaza basacak bir ülkedir. Bir şarkı aklıma geliyor, 'Bas gaza Türkiye, bas gaza! Kim tutar seni, bas gaza!' Şimdi bugün gaza basmayacaksınız da ne zaman basacaksınız? Bundan dolayı Türkiye'nin şu an yılda 5-6 büyümesi gerekiyor ki dünyada ilk 10 içine girelim. Aksi haldi bunu bir temenni olarak söyler dururuz. Hükümet olarak kesinlikle böyle bir anlayışımız yok. Ülkemize güveniyoruz, sanayicimize, ihracatçımıza ve gençlerimize güveniyoruz."

Türkiye'nin adeta bir yarış otomobili gibi olduğunun altını çizen Çağlayan, "Ümit ediyoruz ki bir taraftan otomotiv, bir taraftan tekstil konfeksiyon, çelik sektörü ile 2023'de 500 milyar dolar ihracat yapacak bir yapıya kavuşmuş olacağız. 'Yapabilir miyiz' diyenlere 'Evvelallah bal gibi yaparız' diyorum. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Geçen on yılda bunları yaptıysak gelecek on yılda da bunları yaparız. Bunu yaparken üretim şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. Tasarımı, AR-GE'i ve inovasyonu olmazsa olmazımız kabul etmemiz gerekiyor" diye konuştu.

Yerli otomobil konusundan da bahseden Bakan Çağlayan şunları dile getirdi: "Hani bir şarkı vardır, 'Fazla naz aşık usandırır' diye. Ümit ediyorum ki Türkiye artık nazı bırakıp kendi otomobilini üretecektir. Türkiye'nin Güney Kore'den, Almanya'dan ne farkı var? Fazlamız var. Birçok alanda fazlamız var. Yeter ki bu konuda bir an kardeşlerimiz, arkadaşlarımız cesur bir şekilde yol alsınlar. Bilhassa hafif ticari sektörüne güveniyorum ve bundan önemli markalar çıkacağına inanıyorum".

Bundan on yıl önce bir Başbakanın, "Ben yerli otomobil istiyorum" demesi halinde herkesin gülüp geçebileceğini hatırlatan Çağlayan, "Şimdi şöyle bir hayal edin: Cumhuriyetin yüzüncü yılını kutluyoruz, başbakanlar, bakanlar yerli otomobillerle tören alınana geliyor, göğe baktığınızda Türk malı uçaklar izliyorsunuz. Bunlar hayal değil, Türkiye bunları gerçekleştirecektir" dedi.
İhraç edilen ürünlerin katma değerinin düşüklüğüne dikkat çeken Çağlayan, Türkiye'nin bugün bir otomobilin yüzde 80'ini yerli yapabilecek teknolojiye, akla ve zekaya sahip olduğunu vurguladı.

Çağlayan şunları söyledi:"Başbakanımız bilhassa yerli yapılmasını talip ediyor. Bu otomobilin Türkiye'de yapılması, otomobil sektöründe yan sanayinin bugün karşı karşıya olduğu pozisyonun tam tersine çevrilmesidir. Yan sanayide maalesef dış ticaret açığı veriyoruz. Türkiye sadece motorda ve aktarma organlarında 5 milyar dolar ithalat yapıyor. Biz motor yapacak zekaya, aktarma organı yapacak zekaya sahip değil miyiz? İnanın ki çok daha fazlamız var. Bugün maalesef Türkiye'de yabancı firmaların adı altında üretim yapılıyor. Hamallık yapılıyor. Sektörü küçümsemek istemiyorum. Gelin bu göbek bağından kurtulalım. Türkiye böylesine güçlü bir yan sanayie sahip. Türk yan sanayiinin ürettiği ürünler dünyanın en iyi markalarında yerini alıyor. Niye yapmayalım? Bugün Türkiye motoru ürettiği an, yüzde 50 yerlilik oranı bir anda yüzde 75'e çıkıyor.

Aktarma organını yaptığı an yüzde 80'e çıkıyor. Şimdi bütün gayretimiz bunun üzerine. Gerek otomotiv ana sanayiinde gerek yan sanayide ihracat birim fiyatlarımızı artırmak zorundayız".
Bakan Çağlayan, Merkez Bankası'nın geçtiğimiz günlerde faiz oranlarında yaptığı indirimi hatırlatarak, "İndirilen faiz doğru bir karar, zamanlama çok geç kalmış, ama gidilmesi gereken daha çok yol var. Türkiye geride kalmış olduğu ülkeleri yakalayacak bir zamanı yakalamıştır. Aradaki mesafeyi frene basarak kapatamayız. Gaza basarak gitmek zorundayız. Bu yüzden faiz çok önemli. Türkiye AB ekonomilerinin geriye gittiği bir noktada daha hızlı koşmak zorunda. Bundan dolayı gaza basmak zorunda. Adeta baskette üçlük atacak bir basketçi olmuştur. Merkez Bankası'nın muhafazakar politikalarıyla olmaz, tutucu politikalarla istediği yere gelemez" diye konuştu.

 


 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR