Numan Kurtulmuş: El Bab'la birlikte Fırat Kalkanı biter
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliği teklifi ve referandum sürecini değerlendirdi.
GÜNDEM , 11 Şubat 2017 Cumartesi, 01:05
Numan Kurtulmuş: El Bab'la birlikte Fırat Kalkanı biter

İşte Numan Kurtulmuş'un açıklamalarından satır başları:

"Siyasetle küçük yaştan itibaren iç içeydim. Hep o işin içerisinde olduk, bu atmosferde büyüdük. Üniversite, akademisyenlik belli bir yere gelmişsiniz. O süreci tamamlayalım ondan sonra zaten buradayız, bu camianın insanıyız diyordum. AK Parti ile ilgili davetleri olmuştu kuruluşta. Nihayetinde nerede olursanız olun, ne yapacağınızla ilgilidir. Hayatım boyunca hiçbir şeye keşke demedim. Biliyorum ki keşke şeytan işidir. Allah her şeyi olması gerektiği zaman yapar.

12 EYLÜL DÖNEMİ

12 Eylül süreci zordu. İstanbul İşletme Fakültesi mezunuyum. Üniversitede yemekhanede bir hafta üstte sağcılar yer, bir hafta solcular yer. Yollar farklıdır. Birisi Süleymaniye, diğeri Beyazıt kapısından girer. Öyle ortamlar vardı. Sürekli dersler basılır, forumlar olurdu. Bizim tam önümüzde olmadı ama iki tane bombalama olayı var. O çevrede olduğumuz atmosferde oldu. Kötü günler. Sokaklar paylaşılmış. Yurtlar birbirinden ayrılmış. Kötü günlerdi. Allah bir daha öyle zamanlar yaşatmasın.

SABAHATTİN ZAİM İLE İLİŞKİSİ

Sabahattin Zaim hoca benim hayatımda çok şey öğrendiğimiz, aile büyüğü gibi her meseleyi konuştuğumuz bir yol gösterici, dost, arkadaştı. Bir dönemin aslında hikayesi. Türkiye'nin kırılma dönemlerinin hikayesi. Kendi değerlerine fikirlerine bağlı olarak nasıl modern dünya ile başa çıkılabileceğinin örneği. Kendisinden çok şey öğrendik, yol gösterici fenerlerimizden birisiydi.

ABD'DE GEÇİRDİĞİ YILLAR VE İMAMLIK HİKAYESİ

Hem kederli hem keyifli bir hikayeydi. Cornell Üniversitesi'ne gittik. Çevreyi yeni tanıyoruz. Orada cuma namazı kılınacak. Maalesef oradaki bir bina vardı geçtiğimiz yaz yine 23 sene sonra ziyaret ettim. O binada bütün dini gruplara ibadetleri için yer ayırıyorlar. Bizim cuma namazı kıldığımız yerde, bizden sonra Yahudi toplumu gelir kendi ibadet törenlerini yaparlardı. Bunun için seçilmiş bir öğrenci derneği olması öngörülüyordu. Orada Müslüman öğrencilere tahsis edilen bir bina var ama Müslüman topluluk bir avuç. İkinci grup biz bunlarla cuma kılmayız ayrı kılarız diyor. Bir papaz aradı 'sayın Numan Kurtulmuş, sizden bir ricam var. Bir grup ayrı cuma namazı kılmak istiyor ama ayrı bir dernek yapmalılar. Ondan sonra yer tahsis etmemiz mümkün oluyor. Yarın ki cuma namazını kıldırmak için iki tarafa da sorduk, üzerinde ittifak ettikleri tek isim sizsiniz' dedi. Çok hüzünlü. Oturdum o gece, elimde ne kadar kitap varsa, Müslüman topluluk nasıl olmalı diye hutbe hazırladım. Çok iyi hazırladım ama. Cuma namazı bittikten sonra her iki gruptan arkadaşlar geldi 'çok güzeldi ama bize çok vurdun' dediler. Anladım ki mesaj iki tarafa da gitmiş.

EŞİNİN ÜNİVERSİTEDEN İHRAÇ EDİLMESİ

Bir kadın için akademisyen olmak zor. Üçüncü çocuğumuz Emir de o zaman yeni doğmuştu. Doçentlik tezlerini hazırlarken okulda geç vakte kadar kalırdık. Eve dönünce Emir annesini görünce ağlardı. Tam doçent olmuşsunuz birileri geliyor "buraya kadar" diyor. Zor bir süreçti ama keyifliydi. Haklı olduğunuzu biliyordunuz çünkü. O mücadelenin verdiği bir zindelik vardı. Benden daha olgun karşıladı eşim bunu. Sonuna kadar mücadele etti. Emeği veren kendisi. Sonuna geliyor ve açık bir haksızlık. Hiçbir şey yapamıyorsunuz. Geçti gitti.

28 ŞUBAT SÜRECİNDE YAŞADIKLARI VE SİYASETE GİRİŞİ

28 Şubat'ın en koyu zamanında bile bir gün bu iş bitecek diyorduk. Zulüm payidar olmaz, haksızlık sonuna kadar gitmez. Bugün önemli bir noktaya gelindi. Aile içinde yaşadığımız mesele değil sadece çok sayıda haksızlık var. Üniversite öğrencilerine destek vermeye çalışıyorduk. Öyle bir ortamda Refah Partisi'ne kapatılma davası açılmış. Bir yerde bizim de destek vermemiz lazım, bu alanlar kapatılıyorsa siyasette cevabını vermek lazım. Siyasete aktif olarak katılmamda bu yaşadığımız travmalar da vardı.

SON KHK'LARLA İHRAÇ EDİLEN AKADEMİSYENLER

Bu akademisyen arkadaşlar hangi gerekçeyle atıldılar bakmak lazım. KHK'larda düzenleme geldi. Varsa eksiklikler, hatalı değerlendirmeler tekrar düzeltilebilmesi için imkan var. 7 kişilik komisyon kuruldu. Muhtemelen bir kısmı itirazını yapacaktır inşallah değerlendirilir. Bilemiyorum hangi gerekçelerle bu kararı aldıklarını. İsimler üzerinden bilmiyorum. Ama varsa hata düzeltilir.

AK PARTİ'YE GEÇİŞ SÜRECİ

Aynı mahallenin sakinleriyiz. Geçmişte Cumhurbaşkanımız bizim abimizdi. İETT'de futbol oynarken maçlarını takip ettiğimi biliyorum. Milli Talebe Birliği zamanında söyleşilerini dinlerdim. Hayatım boyunca 14-15 yaşlarında ne düşünüyorsam bugün de aynısını düşünüyorum. Güçlü büyük medeniyetimizin inşası olduğunu, aynı camianın aynı yolun yolcusu insanlar dile getirdi. Farklı isimler olsa da aynı istikrarlıkta atılmış adımlardır. Sayın Cumhurbaşkanımızı hastalığından sonra ziyaret edince ayrı durmanın anlamı olmadığını, o dönemin şartlarını da hatırlayın; 7 Şubat MİT operasyonu olmuş, Türkiye köşeye sıkıştırılmış, bunun bir operasyon olduğunu gördük. Farklı yerlerde durmak yerine sayın Erdoğan'a destek vermenin Türkiye'nin hayrına olacağını düşündük. Arkadaşlarımızla oturduk, uzun müzakereler sonucunda bütünleşme sürecine karar verildi.

BAKAN OLMAK YAŞAMINI NASIL ETKİLEDİ?

Türkiye'yi ilçe ilçe karış karış bilen birisiyim, yüzlerce mitinge katıldım, ev sohbetlerinde olan birisiyim. Siyasetin gereklerini biliyordum. Bakanlık farklı bir pencere. Bunların hepsinin bugün yaptığım kamu hizmetine katkı sunduğunu görüyorum. Bürokrasiyi daha iyi tanıyorsunuz. Artık insanlar ne derken ne demek istediklerini anlıyorsunuz. Siyasi reflekslerde bunu görüyorsunuz. Bakanlık sürecinde karşılaştığım pratiklerin de bana katkısı olduğunu görüyorum.

DÜNDEN BUGÜNE FETÖ

Bunların bu gününü görmek için kahin olmaya gerek yoktu. 28 Şubat sürecinde Refah Partisi'ni kapatmayın, kapatma tehdidi altında seçime sokun millet bunlara oy vermesin diye bu adam. Başörtüsü teferruattır diyen bu zat. 1977'lerde o zamanki seçim kampanyasında Milli Selamet Partisi'nin Genel Başkanı Erbakan'a karşı tavır alan bu kişiydi. 2009 seçimlerinden sonra, o zamanki Habertürk Gazetesi'ne verdiğim bir demeç. Bu grup siyasete girmek istiyorsa gelsinler partilerini kursunlar diyorum. Bizim en çok rahatsız olduğumuz husus, burası bir dini cemaatse en temel vasfı insanları dünyanın meşgalesinden uzaklaştırıp Allah'a yakınlaştırmak olmalıdır. Askeriyeye, polise, yargıya, üniversiteye adam sokmaya çalışıyor. Neden ele geçirmeye çalışıyorsunuz? Rahatsızlık duyduğumuz husus buydu. Dini cemaat olma vasfına karşı hareketlerdi. Kendilerinden başkasına zemin bırakmayan bir anlayışları vardı. 17-25 Aralık'tan epey önce MİT, Oslo krizi vardı. Devlet bir şey yapıyor, ama işin kötü bir iş olduğu, ihanet işi olduğu aşikar. MİT Müsteşarı'nı sorguya almak için birileri harekete geçiyor.

Medyadaki arkadaşlar üzerinden çok kırgın olduklarına dair şeyler geldi. Uzun süre soğuk ve uzak davrandılar. Ben de söylediklerimin hangi birinde hakaret var dedim. Gülen'in yerinde olsam gelirim, elimde güç olsa getiririm diyorum. Herhangi bir karalama yok. Ama bir şeylerin yanlış gittiğine dair emareler ortaya koymak için söylenmiş sözler.

HER TÜRLÜ FİTNE VE FESATI YAPACAKLAR

15 Temmuz kalkışması bu toprakların gördüğü en büyük ihanettir. Çok sayıda darbe oldu ama Meclis'i bombalayan, halka kurşun sıkan bir darbe teşebbüsü olmadı. Bu gayri milli bir çabadır. Sadece iş başındaki cumhurbaşkanını alaşağı etmek değil. Allah muhafaza belki Türkiye Suriye'ye benzetilecekti. İlk askeriyede soruların çalındığı 1975'tir diyorlar. Daha öncesinden bu çalışmaların başladığını hesap ederseniz 40 yılı aşkın. Bir nesil değil, birkaç nesil adam yetiştirmişler. Destek verilmişler, hırsızlık yapılarak, önleri açılan, korunmuş kollanmış bir örgüt. Bunların bir kısmı yakalandı, bir kısmı kaçtı. Devlet sonuna kadar mücadele edecektir. Bu kadar çok sayıda insan, başarısız olduk geri çekilelim demeyeceklerdir. Türkiye'nin bütün düşmanlarıyla ittifak oluşturacaklar. Belki Ermeni lobisiyle de, kim Türkiye'nin düşmanıysa onun yanında yer alacaklar. İçeride de her türlü fitne fesatı yapacaklar.

REFERANDUM İÇİN GERİ SAYIM

Sayın Bahçeli yerinde bir çıkış yaptı. MHP kendisi açısından doğru bir adım atmış oldu. Bahçeli söylediklerini net söyledi. Sayın Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız arasındaki görüşmeler çok şeffaf ilerledi. Bahçeli'nin açıklamasından hiç şüphe etmedim.

KEŞKE CHP DE BUNUN BİR PARÇASI OLSAYDI

Mevcut 18 madde iki partinin çıkardığı tekliftir. Halk tarafından oylamaya sunulacak. Dolayısıyla sizin parti olarak düşündüğünüz ideal başka bir şeydir, ama siyaset başkadır. Buna destek verecek olan grubun onların da kabul edebilecekleri uzlaşı metni içerisinde hareket edeceksiniz. Keşke CHP de bunun bir parçası olsaydı. Şunun üzerinde durmalıyız. Kendimi bildim bileli bu anayasa meselesi konuşulmuştur. Özellikle başkanlık sistemi, cumhurbaşkanlığı hükümet modeline geçiş sistemi çok konuşuldu. Siyasi güç meselesidir. Türkiye'nin siyasi şartları 2016 yılında olgunlaşma noktasına geldi. Milletimiz inşallah evet diyerek onaylayacak.

DAHA İYİSİ OLABİLİRDİ

İstediğimiz istikamette, yüzde 100 AK Parti grubunun da onay verdiği bir metin. Daha iyi bir teklif olabilirdi. Bugünkü şartlar içerisinde yapılan budur. Bu bir süreçtir, devam edecek. Bu anayasa değişikliklerinden birisidir. Dünya yıkılıp yeniden yapılmıyor. 1982 anayasasında da çok sayıda değişiklik yapıldı. Bir ihtiyaçtan dolayıdır. Ümit ederiz ki sonuç alacağız ve değişikliğe gidilmiş olacak.

SİSTEM GÜÇLER ÇATIŞMASI ÜZERİNE KURULMUŞ

Muallak bir dönemde değiliz. Sıradan bir ülke değilsiniz. Geçmişten getirdiğiniz birçok birikiminiz var. Bugünkü dünyada çok sayıda sorumluluğunuz var. Türkiye dönüm noktasında. Ya güçlü Türkiye olarak yoluna devam edecek, ya da saydığınız ve saymadığınız sorunlarla boğuşan altında kalan Türkiye olacak. Esas masaya yatırmamızın nedeni budur. Güçlü bir Türkiye olacaksak sistemi değiştirmemiz gerekiyor. Recep Peker'le İsmet İnönü arasından başlayarak Başbakan ve Cumhurbaşkanları arasına hep problem çıkmış. Türkiye 1982'de öyle bir model koymuş ki güçler çatışması üzerine kurulan sistem var. Emniyet sübabı olarak birkaç yer var. Cumhurbaşkanı hiçbir şekilde hesap vermiyor. Bütün bunların giderilmesi, sistem içi çatışmaların ortadan kaldırılması için anayasa değişikliğine ihtiyaç vardı, bize bu imkanı veriyor 18 maddelik değişiklik.

MİLLET EGEMENLİĞİNİ DOĞRUDAN KULLANACAK

CHP'li arkadaşlar siyaset üretsinler. Eğer 18 maddeyi beğenmiyorlarsa başka bir teklifle gelebilselerdi. Bunu siyasetin gündemine getirselerdi. Hangi sorun ülkede gündeme gelse rejim elden gidiyor diyorlar. Rejim elden melden gitmiyor. Beyler bunu aklına koysunlar. Türkiye'de rejim tartışması yoktur. Rejim meselesi egemenliğin nasıl kullanıldığıyla ilgili bir tartışmadır. Egemenliğin kaynağı bir şahıs, aile, seçilmiş zümreyse bunun adı monarşidir, saltanattır başka bir sistemdir. Ama Türkiye'de rejim tartışması bitmiştir. Egemenliğin kaynağı bizatihi millettir, doğrudan doğruya kullansın millet diye yapıyoruz. Yürütmeyi sana verdim geç bu işleri gör diyecek. Bunun neresi rejim tartışması?

CHP BÖYLE BİR KAPI ARALAMADI

Baştan beri CHP'nin anayasa değişikliği içinde yer almasını istedik. Hangi iktidar partisi istemez ki ne kadar yüksek konsensusla yaparsak o kadar iyidir. Maalesef CHP böyle bir kapı aralamadı. Başkanlık sistemini diktatörlük olarak görürüz dedi. Başından itibaren bu konumunu hiç değiştirmediği için kapı aralanmadı.

YARIN BİR GÜN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OLMAZ MANASINA GELMEZ

Bu 19. değişiklik. 1982 anayasası yamalı bohçaya döndü. Oturalım ne kadar güçlü siyasi figür olursak olalım millet itibar etmez. Toplum buna hazır. Yarın bir gün anayasa değişikliği olmaz manasına gelmez. Çok daha kapsamlı değişiklik yapılabilir. Ne zaman anayasa tartışması yapılsa 'bu Meclis anayasa yapamaz kurucu irade değil' diyorlardı. Sandıktan ne çıkarsa çıksın tek başına zaferdir. Anayasaları silahların gölgesiyle değil halkın iradesiyle değiştirebiliyoruz. İnşallah bütün toplumsal kesimlerin tartıştığı anayasa önümüzdeki yıllarda olabilir. Sabah akşam bütün televizyonlar bunu bağırsa bile toplumda bu ihtiyaç yoksa yapamazsınız.

DARBESAVAR BİR TEKLİF BU

Evet insan zihninin kabul edeceği bir şeydir. Teknik bir düzenlemedir. Türkiye'nin yönetim modelini değiştiriyor. 65. hükümetiz, 95 yıllık cumhuriyette. Bunların hepsini böldüğünüzde 16 ayda bir iktidar var. Darbesavar bir teklif bu. Türkiye'de bütün darbeler 150 tur cumhurbaşkanı seçmek için oylama yapmışlar seçememişler. Onun seçilememesi 12 Eylül'ün gerekçelerinden biri oldu. 28 Şubat'ta 90'lı yıllardaki hükümet krizleri. 28 Şubat'ın siyasi altlığını da o krizler oluşturdu. Öyle dönemler oldu ki hükümetler kurulamadı askerler kafayı çıkardı. Bu otomatik olarak ortadan kalkıyor. Yasama ve yürütme tamamen ayrı.

TÜRKİYE'NİN REALİTESİ BU

Görmemiş gibi yapmak siyasette sonuçları değiştirmiyor. Turgut Özal, Süleyman Demirel, İsmet İnönü partisiz miydi? CHP'den birisini biz nasıl cumhurbaşkanı yaparız bunun üzerine uğraşsınlar. Memleketin meselelerini çözecek programlarınız olacak. Siz sadece eleştireceksiniz ve bu olmaz diyeceksiniz. Parlamento olur demiş. Şimdiye kadar Türkiye'de herhangi bir partiyle ilgisi olmayan biri cumhurbaşkanı olsaydı anlarım. Ama partisiyle irtibatı kesiliyor. Sadece bir imza mı. Gönül ilişkileri var. Dolayısıyla burada yanlış bir eleştiri. Yokmuş gibi davranıyorlar ama Türkiye'nin realitesi bu.

REFERANDUM VE TERÖR AÇIKLAMASI

Haksız bir yorumdu. İnsaf ölçülerinin dışında bir yorumdu. Terör neden Türkiye'de çıkıyor bunu iyi anlayın diye dedim. Referandum sürecinde uyanık olalım, dikkatli olalım manasında söylenmiş bir sözdür. Yoksa terörle eveti birbirine bağlayan bir şey değil.

OHAL İLE SEÇİMİ AYIRMAK LAZIM

OHAL'i de şöyle düşünmek lazım. 15 Temmuz'da Türkiye uçurumun kenarından tuttu. Ama hala tehdit devam ediyor. PKK, FETÖ, DEAŞ ve uluslararası alandan gelen baskılar. OHAL devletin içerisindeki terör gruplarının temizlenmesi bakımından Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu araçtır. Milletin selameti için kullanılan araçtır. En kısa sürede bitirelim dedim. Ama hala dün bile KHK'larla TSK'nın, Emniyet'in, yargının içerisinden insanlar ayıklanmak mecburiyetinde. Keşke OHAL hiç olmasaydı. Ama biz keyfe keder ortaya koymadık. Bir milli beka meselesinin sonucudur. 12 Mart'tan sonra, 12 Eylül'den sonra seçimler oluyor kimse gık çıkarmıyor. Evet diyenler de hayır diyenlerde herkes kampanyasını ortaya koyacak. Seçim özgür bir şekilde olacak.

EL BAB OPERASYONU

Ümit ediyoruz yakın zamanda El Bab operasyonu bitecek. Bir gün veremeyiz. Fırat Kalkanı kendi sınırlarımızı korumak bakımından zorunlu olan bir operasyondu. PYD ve PKK unsurları sızıyordu, DEAŞ bomba atıp duruyordu. Suriye'nin kuzeyinde hareketli terör gruplarının bertaraf edilmesi için yapılan bir operasyondu. Bu şehirlerin her birinde o şehirlerin halkı otursun. Musul Musulluların. Bunun örneğini Cerablus'ta verdik. ÖSO temizledikten sonra Türkiye'nin lojistik desteği ile 45 bin kişi geldi yerleşti. El Bab da en kısa sürede tamamlanır inşallah. Rakka başka bir şey. Burası Fırat Kalkanı kapsamında olan bölge Türkiye'nin güvenliği ile ilgili. 5 bin km alandan bahsettik. O alanın temizlenmesi Türkiye'nin sınırlarını koruması anlamına geliyor. Son bilgilerimiz, şehrin içerisine kuvvetlerimizin girdiği şeklinde. Maalesef Rakka'nın gecikmiş olması, bir takım DEAŞ militanlarının El Bab'a geldiğinin ve şehirdeki dirençlerin arttığı yönünde. Türkiye bütün imkanlarıyla bu mücadeleyi sürdürüyor.

SURİYE SORUNUNU HİÇBİR ÜLKE TEK BAŞINA ÇÖZEMEZ

Uluslararası camia Suriye konusunda yanlışın içinde oldu. 600 bin insan öldü, kültür hazinesi şehirler yerle bir edildi. Suriye kasaba kasaba bölündü. İngiltere'de iki gazete bunu manşetine aldı. Böyle devam ederse vekalet savaşlarının limiti biter ve büyük güçler savaşmak zorunda kalır. Suriye sorununu hiçbir ülkenin tek başına çözme imkanı yok. Burada uluslararası ittifakın oluşması şarttır. Halep'te bir ateşkes oldu zaman zaman ihlal ediliyor olsa da süreç belli bir yere kadar geldi. Astana görüşmesinde ilk sefer bir şey oldu. Altı yıldır muhalifler bir araya geldi. Türkiye, İran, Rusya bu sürecin gözlemleyicisi. Astana süreci, Cenevre sürecini destekleyecek olan süreçtir. Uluslararası camia bir an evvel adil ve kalıcı barış için çalışmalı. Bir ülkeye millete zorla barışı empoze etmeye çalışmasınlar.

EL BAB'LA BİRLİKTE FIRAT KALKANI BİTER

Herhalde El Bab'la birlikte Fırat Kalkanı biter, hedeflere ulaşmış oluruz. Rakka başka mesele. Türkiye sınırlarını tehdit eden bir şey değil. Rakka'ya PYD ve YPG'yi koyarsanız Türkiye için güvenlik meselesi olur. Suriye rejiminin de aklını başına alacağını düşünüyorum.

TRUMP, FETÖ VE PYD-YPG KONUSU

Sayın Trump'ın döneminde dünya politikasında değişikliğe gidileceği sinyalleri geliyor. İlk 6 ayında ne derecede ve hangi argümanlarla uygulamaya koyacak onu görmemiz lazım. Ortadoğu ve genel dünya siyasetinde değişiklikler olacağı görülüyor. Rusya ile ilişkileri düzenlemeye çalışacağı, Ortadoğu'da ABD'nin jandarma görüntüsünden uzaklaşacağı, Avrupa ile gergin ama ipleri koparmayan bir ilişki içinde olacağı görülüyor. Türkiye çıkarlarının olumlu etkileneceği kanaatindeyim. Trump'ın pragmatist davranacağını düşünüyorum. Ortadoğu'da PYD-YPG ile mi, Türkiye ile mi işbirliği yapacak sorusunu sorduğumuzda Trump yönetiminin Türkiye'yi tercih edeceği aşikardır. İkincisi ise FETÖ. Ya iade edecekler ya göz hapsine alacaklar. Biz bunun bir hukuki süreç olduğunu biliyoruz ama ABD'li siyasetçilerden bir hareket görmek istiyoruz. Adam durduğu yerde durmuyor. Hala bir takım mesajlar gönderiyor. Belki talimat bile veriyor. Bu adamın enterne edilmesi lazım.

TSK DAHA DİKKATLİ OLACAK

FETÖ'nün en büyük silahlarını TSK'ya verdiği aşikardır. Kuvvet komutanlarımızın en yakınındaki adamlar, ulusal güvenlik kararlarına iştirak etmiş adamlar, stratejik karargahlarda bulunmuş adamların çoğu FETÖ'cü. 15 Temmuz'un verdiği en büyük zarar TSK'ya oldu. TSK yeni yeni kendisine geliyor. Bu anlamda milli hedeflere odaklanma imkanı buluyor. Evet 15 Temmuz darbecileri aslında o tankları, uçakları kullandılar ama darbe yapmadan evvel de el altından TSK'yı zayıflatma, onları fonksiyonsuz hale getirme gibi çok büyük bir ihanetleri oldu. Bu ortadan kalktı. TSK daha dikkatli olacak. Bu ve benzeri operasyonları yapmakta muktedir olacaktır."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR