Oto yedek parçada kriz!
TSE sertifikasyonda ihtiyacı karşılayamayıp, Danıştay da eşdeğer parça kullanımını durdurunca sigortacılar, hasarlı araçların onarımında ithal parçaya mahkum kaldı. Dövizdeki artış hasar maliyetlerini yüzde 40 artırdı. Sorun çözülmezse, maliyet artışı fiyata yansıyacak.
EKONOMİ , 06 Mart 2017 Pazartesi, 06:29
Oto yedek parçada kriz!

Önce, oto yedek parça pazarı hakkında kısa bir bilgi vereyim. Toplam 7 milyar liralık bir yedek parça pazarı var ve en büyük alıcı da 5 milyar lira ile sigorta şirketleri. Şirketler, hasarlar nedeniyle her yıl 23 milyon adet yedek parçaya 5 milyar lira ödüyor. Satılan araçların büyük kısmı ithal olduğundan, yedek parçaların tamamına yakını da ithal ediliyor. Kabaca bir hesap yapacak olursak, ülke olarak her yıl yedek parçaya 1.5 milyon dolar ödüyoruz. Hal böyle olunca, dövizdeki hareketlilik arttıkça yedek parçaya ödediğimiz döviz artıyor, maliyetler de yükseliyor.

DIŞA BAĞIMLI HALE GELDİK

Diyeceksiniz, 'biz bu yedek parçayı üretip, ödeyeceğimiz dövizi azaltamıyor muyuz?'. İşte sorun da burada. 2015 yılının mart ayında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, hem yerli üretimi desteklemek hem de dışa bağımlılığa azaltmak için hasarlı araçların onarımında eşdeğer yedek parça kullanımına yönelik uygulama başlattı ve iki yıl süreyle Türk Standartları Enstitüsü'nü (TSE) de tek yetkili kurum olarak belirledi. Bu çerçevede yerli üreticinin parçalarını TSE onaylayacak, sigorta şirketleri de TSE'nin onayladığı eşdeğer parçaları hasarlı araçlarda kullanacaktı. Uygulama 2015'in haziran ayında başladı.

TSE YETERSİZ KALDI

Peki, ne oldu? Bu iki yıllık sürede, TSE tarafından topu topu 11 firmaya eşdeğer parça üretme belgesi verildi, ancak bunlar da sigorta şirketlerinin hasar onarımında kullandığı parçalar değil. Daha açık şöyle anlatayım. Sigortacılar, tehlikeli olacağından; aracın, motor gibi yürüyen aksamına yönelik hasarlarda eşdeğer parça kullanmıyor, orijinal parça kullanıyor. Eşdeğeri ise, en çok hasar ödedikleri; tampon, far, çamurluk gibi aracın gövdesine yönelik parçalarda kullanıyor. Nitekim yıllardır da sigortacılar, bu parçaların eşdeğerini hasarlı araçların onarımında uyguluyor. Nasıl mı? Dünyada az sayıda birkaç şirket bu parçaları test edip, sertifika veriyor; yedek parça ithalatçıları da bu parçaları ithal ediyor. Fark ne? Kalite açısından hiçbir fark yok ama orijinal parça 100 lira ise, eşdeğer parça 60 lira.

Bitmedi; sorun, sadece TSE'den 11 firmanın yetki alması da değil. Bu iki yıl içinde önce sigorta şirketlerine eşdeğer parça kullanımında bazı kısıtlamalar getirildi; ardından da Danıştay, trafik sigortasına yönelik aldığı bir kararla hasarlı araçların onarımında eşdeğer parça kullanımını durdurdu. Daha ilgincini söyleyeyim, bundan iki yıl önce yani, TSE'nin uygulaması başlamadan önce, eşdeğer parça kullanım oranı yüzde 13 iken, TSE ile birlikte yüzde 3'e geriledi, Danıştay'ın kararı ile birlikte de tamamen bitti.

BIÇAK KEMİĞE DAYANDI

Sonuç mu? Bugün yedek parçada tamamen dışa bağımlı hale geldik. Sigortacılar eşdeğer parça kullanamadığından ve dövizdeki artıştan dolayı hasar maliyetleri yüzde 40 arttı. Maalesef, önümüzdeki aylarda bu maliyet tüketiciye bir şekilde yansıtılacak. Ne mi demek istiyorum? Bıçak kemiğe dayandı, yedek parçada kriz noktasına gelindi, oto sigortalarında fiyatlar yüzde 40'a yakın artarsa, şaşırmayın diyorum.
Peki, çözüm ne? Öncelikle, bazı kesimler tarafından yürütülen 'eşdeğer parça kalitesizdir' algı yönetiminin ortadan kalkması gerekiyor. Çünkü takip sistemi olmadığından tüketici, aracını servise bıraktığında takılan parçanın orijinal mi, eşdeğer mi olduğunu bilmiyor. Dikkatinizi çekerim, eşdeğer parça kullanımı sadece sigortacılar için yasak, diğer onarımlarda serbest. Geçen iki yıl göstermiştir ki, TSE bu konuda ihtiyacı karşılayamıyor. Dolayısıyla bu işin, TSE'nin tekelinden çıkartılıp, başka şirketlerin de bu alanda faaliyet göstermesine izin verilmeli ki, bu konuda geçtiğimiz yıl sigortacılar da OSEM adında bir şirket kurdu. Daha da önemlisi, dışa bağımlılığı azaltmak için yeri üreticilerin sertifikalı eşdeğer parça üretimine teşvik edilmesi gerekiyor.

Sigortacıları kızdıran tablo

* 7 milyar TL'yi bulan yedek parça pazarının en büyük alıcısı 5 milyar TL ile sigorta şirketleri.
* Sigortacılar hasarlı araç onarımında yılda 23 milyon yedek parçaya 5 milyar lira ödüyor.
* Tampon, çamurluk, far, kaput gibi aracın gövdesine ait parçalar için yılda 3 milyar lira ödeniyor.
* Sigortalı hasarın onarımında kullanılan parçaların yüzde 98'i ithal.
* Aracın başta motor olmak üzere yürüyen aksamında eşdeğer parça kullanılmıyor.
* Yerli üretici hasar onarımında kullanılan eşdeğer parçaları üretemiyor.
* Yedek parça için her yıl 1,5 milyon dolar ödeniyor ve kur arttıkça bu rakam artıyor.
* Orijinal parçaların fiyatları eşdeğer parçaya oranla yüzde 60 daha pahalı.

Hasar onarımında hangi parça kullanılıyor?

Hasarlı araçların onarımında üç çeşit parça kullanılıyor; orijinal parça, eşdeğer parça ve yeniden kullanılabilir parça. Eşdeğer parça, belli standartlarda, patentle üretilen ve sertifikasyon şirketleri tarafından test edilip, onaylanan parçaya deniyor. Türkiye'de üretilen eşdeğer parçaları TSE test edip, onaylıyor. Bir de ömrünü tamamlamış araçlardan çıkarılan, araç güvenliği ve çevre standartlarını karşılamaları durumunda yeniden kullanılan parçalar var. Sigorta şirketleri orijinal ve sertifikalı eşdeğer parça dışında hiçbir parçayı kullanamıyor. 0-3 yaş araçlar ile hasar onarımında aracın yürüyen aksamında da sadece orijinal parça kullanılıyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR