Şentop: El birliği yapmalıyız
Meclis Başkanı Mustafa Şentop, TBMM Genel Kurulu 27. Dönem 3. Yasama Yılı'nın açılışında konuştu TBMM Başkanı Mustafa Şentop, gerekçesi, yöntemi ve şekli ne olursa olsun şiddetin, demokrasinin ve siyaset kurumunun en yıkıcı düşmanı olduğunu belirterek, "İçinde şiddetin yaygınlaştırılmasına ve onaylanmasına dair niyet taşıyan her söylem, Türkiye'ye suikasttır ve ortadan kaldırılmayı hak etmektedir. Sırtını şiddete dayayan, varlığını çatışmaya borçlu olan her yapı, milletimizin iradesi karşısında er veya geç, ama mutlaka mağlup olacaktır." dedi.
GÜNDEM , 01 Ekim 2019 Salı, 15:49
Şentop: El birliği yapmalıyız

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Şentop'un başkanlığında toplandı.

Şentop, 27. Dönem Üçüncü Yasama Yılı'nın açılışı dolayısıyla sunuş konuşması yaptı.

Konuşmasına Şentop, yeni yasama yılında, Meclis tarafından alınacak kararların, çıkartılacak kanunların ve gösterilecek gayretin başta Meclis olmak üzere, millet ve devlet için hayırlar getirmesini temenni ederek başladı.

Şentop, bugün çatısı altında toplanmaktan müftehir oldukları TBMM'nin, 100 yıl önce istila ve ilhak tehdidi karşısında istiklal iradesinin mücessem hali olarak ortaya çıkan Milli Mücadelenin karargahı olduğunu ve zaferden sonra kurulan yeni devletin kurucu temellerini inşa ederek, hayati tarihi bir görev üstlendiğini anımsattı.

Bu nedenle bulundukları çatı altında gerçekleşen her oturum, her yasama faaliyetinin, Milli Mücadele ruhunda manasını bulan istiklal iradelerinin bir faslını teşkil ettiğine dikkati çeken Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Açılışını yaptığımız bu yasama yılını diğerlerinden farklı kılan çok ayrıcalıklı bir husus da var. Zira bu yasama yılı içerisinde, 23 Nisan 2020'de, TBMM'nin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlayacağız. Bu yüzden, milletimizin istiklal uğruna gösterdiği azim ve kararlılığın 100. yıl dönümünü memleketin dört bir yanında olduğu gibi bu çatı altında idrak edenlerin ayrıca bahtlı olduklarını düşünüyorum.

Elbette böylesi anlamlı bir yıl dönümünde bu çatı altında olmanın ayrı bir manası var. Bu durum bazı sorumlulukları da hepimize yüklemektedir. Her ne kadar kimi zaman sert ve bazen de haksız eleştirilere maruz kalsalar da milletvekillerimiz, yoğun bir tempoyla ve zor şartlar altında çalışmaktadır. Bu çalışma temposunun daha da artacağına; daha uyumlu ve gayretli bir yasama yılı geçireceğimize, oturumların ve siyasetin 100. yılın manasına uygun olarak daha da verimli seyredeceğine kanaatim tamdır."

-"Kısır çekişmelerden uzak durmak"

TBMM Başkanı Şentop, tarihin yeniden şekillendiği, coğrafyaların derin yarılmalar ve altüst oluşlar yaşadığı bir zaman diliminde olduklarına işaret etti. Şentop, bu yeni durumun, birçok riskler ve tehditler içerse de millet ve istiklali uğruna çetin mücadeleler verdikleri vatanları için bir hamle çağının müjdecisi olduğuna yürekten inandığını söyledi.

Bu hamleyi gerçekleştirmek için her zamankinden daha çok çalışmaya, takatlerini tüketen kısır çekişmelerden uzak durmaya ve birliklerine kasteden çatışmalara son vermeye mecbur olduklarını vurgulayan Şentop, bu mecburiyetin ifasına en çok hizmet edilecek yerin de TBMM olduğunu dile getirdi.

Şentop, bugün milletin gözünün burada olduğunu ifade ederek, "Ülkemizin çözüm bekleyen sorunlarının ele alınması, milletimizin geleceğini doğrudan ilgilendiren adımların atılması ve yeni hükümet sistemine tam olarak intibakın gerçekleştirilmesi sorumluluğu bu Meclistedir. Bu Meclis, şanlı ve ibretlerle dolu mazisiyle olduğu kadar, geleceği inşa edecek güçlü iradenin sahibi olması bakımından da tarihi bir öneme sahiptir. Bu önemin her bir milletvekili arkadaşım tarafından hakkıyla kavrandığına inanıyorum." diye konuştu.

- "Örnek ülke"

Türkiye'nin, sadece çalışkan ve asil milleti, istisnai konumu ve parlak tarihi sebebiyle değil, aynı zamanda köklü demokrasisinden dolayı da örnek bir ülke olduğuna dikkati çeken Şentop, 170 yılı aşkın seçim, 142 yıllık parlamento tarihi ve 73 yıllık çok partili siyasi hayatı, Türkiye'yi farklı ve öncü kıldığının altını çizdi.

Şentop, bu yüzden demokrasinin değerini ve anlamını daha iyi kavramak, demokrasinin kendilerine kattıklarını hakkıyla değerlendirmek zorunda olduklarını vurgulayarak, "Fakat demokrasimizin değeri ve anlamı üzerinde dururken, demokrasi dışı arayışları, özellikle şiddeti siyasi bir yöntem sayan ve bu yolla şiddeti meşrulaştırmaya yönelen çarpık anlayışın içerdiği tehlikeye işaret etmeyi de elzem görüyorum. Gerekçesi, yöntemi ve şekli ne olursa olsun şiddet, demokrasimizin ve siyaset kurumunun en yıkıcı düşmanıdır. İçinde şiddetin yaygınlaştırılmasına ve onaylanmasına dair niyet taşıyan her söylem, Türkiye'ye suikasttır ve ortadan kaldırılmayı hak etmektedir. Sırtını şiddete dayayan, varlığını çatışmaya borçlu olan her yapı, milletimizin iradesi karşısında er veya geç, ama mutlaka mağlup olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

- "Bugün dünyanın en gür ve haklı sesi olarak..."

"Bugün sadece aziz milletimizin değil, dünyanın birçok coğrafyasında yaşayan ve gönülleri Türkiye ile çarpan kardeşlerimizin de gözü buradadır." diyen Şentop, nasıl ki bundan 948 yıl önce İslam dünyasının camilerinde Sultan Alparslan için dualar edildiyse, nasıl ki bundan 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan Milli Mücadelenin başarısı için birçok memleketten bu kutlu kıyama destek verildiyse, bugün de Türkiye ve haklı mücadelesinin çok geniş bir destek gördüğünü belirtti.

Şentop, çeşitli vesilelerle ve birçok defa, doğudan batıya, kuzeyden güneye farklı ülkelerin en üst düzey yöneticilerinden "Türkiye'nin her başarısından iftihar ediyoruz. Çünkü Türkiye güçlü olduğu sürece biz de güçlüyüz." tespitine muhatap olduklarını anlattı. Bu tespit ve başarı temennilerinin boşuna olmadığını dile getiren Şentop, Türkiye, millet ve devletiyle, bugün dünyanın en gür ve haklı sesi olarak yeryüzündeki adaletsizlikleri teşhir ettiğini ve daha yaşanabilir bir dünya kurmanın lüzumuna işaret ettiğini söyledi.

-"Veciz ve tarihi konuşma için şükranlarımı sunarım"

TBMM Başkanı Şentop, geçen hafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, etkili ve haklı bir biçimde ifade ettiği, insanlığın büyük bir kesiminde "İyi ki Türkiye var" dedirten Birleşmiş Milletler konuşmasının, Türkiye'nin dünya siyaset sahnesinde nerede durduğunu açık bir biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.

Meclis Başkanı olmanın ötesinde, bu ülkenin bir ferdi olarak, bu veciz ve tarihi konuşma için Erdoğan'a şükranlarını sunan Şentop, "Millet olarak adaletten yana sergilediği tavrın, iftiharla ve daima arkasında durduğumuzu ifade ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşması, esasen, milletimizin duygularına ve duruşuna tercüman olmuştur. Zira milletimiz, bundan 100 yıl önce istiklali için ayağa kalktığında kendisini yalnız bırakmayan Hint Müslümanlarının dostluğunu unutmamıştır ve Keşmir meselesinde Pakistan'ın yanında yer almayı vazife addetmektedir. Yine milletimiz, Filistin'de İsrail'in sergilediği devlet terörünü bütün kalbiyle telin etmekte ve Filistinli kardeşlerinin yanında durmaktadır." diye konuştu.

-"Türkiye, sadece vatanımız değil, aynı zamanda vazifemizdir"

Dünyanın büyük dönüşümlere gebe olduğu tarihin önemli bir kavşak noktasında olduklarına dikkati çeken Şentop, bu şartlar altında Türkiye'nin, değişmiş, gerçekliğini kaybetmiş, artık varolmayan bir dünyanın yapay dengelerine değil, yeni şartların icabına ve sadece milli çıkarlarına uygun hareket etmek kararında olduğunu bildirdi.

TBMM Başkanı Şentop, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu yüzden, Doğu Akdeniz'de, Ortadoğu'da ve bütün coğrafyalarda yegane ölçümüz, milletimizin şerefini ve menfaatlerini, dünya barışını ve bütün insanlık için adaletin gerçekleşmesini esas alarak hareket etmektir. Yüce Meclisimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünde milletimizin bizden beklentisi de fikir ve telakki farklılıklarımıza rağmen bu yolda mutabakatla hareket etmemiz, milli çıkarlarımızın tahakkuku için elbirliği yapmamızdır. 100. yılını idrak eden bu yüce ve gazi Meclisin her bir mensubunun bu beklentiye uygun davranacağına inanıyorum.

Coğrafyaları şekillendiren, tarihe düzen veren milletimizin dünyaya ve insanlığa söyleyeceği söz bitmemiştir. Bilakis milletimiz, kargaşayla malul yeni dünyada sözünün tesiri gittikçe artan ve daha da artacak bir konumdadır. Milletimize ve Türkiye'ye bu gerekçeyle düşmanlığa yeltenenler, kisveleri, gayeleri ve dayanakları ne olursa olsun kaybetmeye mahkumdurlar. Bu hususta milletimizin cesaretine ve kararlılığına en büyük delil de yüzyıl önce 19 Mayıs 1919'da Samsun'dan doğup vatanı saran mücadele ve direniş kararlılığıdır.

Birçok vesilelerle ifade ettiğimiz gibi, Türkiye, bugün artık sadece bir ülkenin ve bir coğrafyanın adı değildir. Türkiye bugün, kendi sınırlarını aşan bir umudun, bir hamlenin ve insanlık davasının adıdır. Ve Türkiye bugün, sadece vatanımız değil, aynı zamanda vazifemizdir.

Yeni yasama yılının milletimiz, ülkemiz ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, başta Cumhuriyetimizin banisi ve Milli Mücadelenin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları olmak üzere bu millet için emek vermiş, bu yüce çatı altında hizmet etmiş bütün vatan evlatlarını ve aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR