Terör örgütü davasında gelişme! Kiraz'ı şehit edenlerin avukatları çıktılar...
Terör örgütü DHKP/C'nin avukatlık yapılanmasına yönelik davadaki kararın gerekçesinde, Mehmet Selim Kiraz'ın şehit edilmesine değinilerek, "Eylemden sonra DHKP/C terör örgütünün duyuru, üstlenme, açıklama ve çağrılarının yayınlanmış olduğu 'www.halkinsesi.tv' isimli internet sitesinde 2 Nisan 2015'te yayınlanan 'Halkın Hukuk Bürosundan Çağlayan Adliyesi'ndeki Eyleme İlişkin Açıklama' başlıklı yazılar ve açıklamalar, aynı şekilde Halkın Hukuk Bürosu'na ait ve büro tarafından kullanılan Facebook sayfasından 31 Mart 2015'te Çağlayan'da meydan gelen rehin alma olayıyla ilgili olarak güvenlik güçleriyle girmiş olduğu silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen Bahtiyar Doğruyol'un müvekkilleri olduğu ve cenazesinin Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na getirildiği, cenaze işlemlerinin daha sonra netleşeceği yönünde paylaşımda bulunulduğu tespit edilmiştir." ifadeleri kullanıldı.
GÜNDEM , 25 Nisan 2019 Perşembe, 19:56
Terör örgütü davasında gelişme! Kiraz'ı şehit edenlerin avukatları çıktılar...

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan 454 sayfalık gerekçeli kararda, Halkın Hukuk Bürosunun terör örgütü DHKP/C ile ilişkisi ve irtibatına dair tespitler, tanık ve gizli tanık beyanları ile soruşturma aşamasında ele geçirilen materyallere ilişkin bilgilere yer verildi.

Kararda, Hollanda ve Belçika'dan adli istinabe yoluyla temin edilen örgütsel dokümanların, Halkın Hukuk Bürosu ile terör örgütünün organik bağı konusundaki delillerden biri olduğuna değinildi.

Mahkemece dinlenen tanıkların ifadelerinde, bu büroda avukatlık yapan avukatların seçilmelerinin örgütün üst yapılanması olan Türkiye Komitesinin onayıyla yapıldığı aktarılan gerekçeli kararda, bu büroya avukat olarak başlayacak kişinin daha önceden örgüt içerisinde bazı aşama ve testlerden geçtiği aktarıldı.

Kiraz'ı şehit edenlerin avukatları

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın, İstanbul Adalet Sarayı'nda terör örgütü DHKP/C üyeleri tarafından şehit edilmesine de değinilen gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:

"Eylemden sonra DHKP/C terör örgütünün duyuru, üstlenme, açıklama ve çağrılarının yayınlanmış olduğu 'www.halkinsesi.tv' isimli internet sitesinde 2 Nisan 2015'te yayınlanan 'Halkın Hukuk Bürosundan Çağlayan Adliyesindeki Eyleme İlişkin Açıklama' başlıklı yazılar ve açıklamalar, aynı şekilde Halkın Hukuk Bürosu'na ait ve büro tarafından kullanılan Facebook sayfasından 31 Mart 2015'te Çağlayan'da meydan gelen rehin alma olayıyla ilgili olarak güvenlik güçleriyle girmiş olduğu silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen Bahtiyar Doğruyol'un müvekkilleri olduklarını ve cenazesinin Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na getirildiği, cenaze işlemlerinin daha sonra netleşeceği yönünde paylaşımda bulunulduğu tespit edilmiştir."

Örgütün eylemleri sahiplenildi

Kararda, Halkın Hukuk Bürosu kullanıcı adıyla açılan bir Twitter hesabından yapılan paylaşımlarla 1 Nisan 2015'te İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik silahlı ve bombalı saldırıda bulunan, güvenlik güçleriyle girmiş olduğu silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen DHKP/C terör örgütü mensubu Elif Sultan Kalsen'in, Halkın Hukuk Bürosu'nun sosyal medyada bilgilendirme amaçlı yaygın olarak kullanılan sayfalarında örgüt tarafından yapılan eylemlerin sahiplenildiği anlatıldı.

DHKP/C'nin sözde lideri Dursun Karataş'ın hayatını kaybetmesinden sonra Halkın Hukuk Bürosu avukatları Taylan Tanay ve Barkın Timtik'in düzenledikleri basın toplantısında, cenazenin Türkiye'ye getirilmesi ve defin konusundan büro olarak gerekli yasal işlemleri başlattıklarını kamuoyuna duyurdukları anlatılan gerekçeli kararda, Mehmet Selim Kiraz'ı şehit eden örgüt üyelerinin olay günü Yunanistan'da görüştükleri telefon numarasıyla Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak görev yapan dava sanıklarından Aycan Çiçek, Günay Dağ ve Şükriye Erden'in birçok görüşme kayıtlarının bulunduğu ifade edildi.

Kozağaçlı, örgütün sorumluları arasındaki bağlantıyı sağladı

Gerekçeli kararda, sanık Selçuk Kozağaçlı hakkındaki tanık beyanlarına değinilirken şunlar kaydedildi:

"Sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP/C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgütün talimatlarını ileten ve kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, örgüt içi gizli haberleşme yetkisine sahip olması, 'ODTÜ'lü' kod ismini kullanması, örgütsel eylemlere katılması, örgüt adına ulusal veya uluslararası bir çok sempozyuma konuşmacı olarak katılması, Çağdaş Hukukçular Derneği başkanlığını yapması, terör örgütü fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan dergilere demeçler vermesi göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP/C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür."

Teröristler Halkın Hukuk Bürosunda saklandı

Gerekçeli kararda, tanık Berk Ercan'ın beyanlarına göre 2016 yılında Bayrampaşa Çevik Kuvvete bombalı saldırı eyleminde bulunan Çiğdem Yahşi'nin 2014 ve 2015 yıllarında hakkında yakalama kararının olduğu zamanlarda Halkın Hukuk Bürosunda saklanırken gördüğünü beyan ettiği belirtilirken, tanık Ceyhun Bay'ın da Yahşi'yi arandığı zamanlarda Halkın Hukuk Bürosunda gördüğünü beyan ettiği aktarıldı.

Berk Ercan'ın, "2015 Mart ayında örgütün yurt dışındaki parti okullarına bağlı Berna Yılmazadlı kadının Türkiye'ye giriş yaparak Gençlik Federasyonu'na geldiğini, ağzındaki SD kartı çıkartarak Halkın Hukuk Bürosu'na gittiğini, daha sonra Berna Yılmaz'ın tekrardan Gençlik Federasyonuna geri geldiği" beyanlarının yer aldığı gerekçeli kararda, bu kartta Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın şehit edilmesi talimatının bulunduğu, emrin Halkın Hukuk Bürosu avukatlarınca eylemi yapan Bahtiyar Doğruyol ile Şafak Yayla'ya iletildiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

DHKP/C'ye yönelik operasyonda hayatını kaybeden Sıla Abalay'ın babası Güven Abalay'ın soruşturma aşamasındaki ifadesine yer verilen gerekçeli kararda, baba Abalay'ın ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılan kızını, yaşı küçük olduğu için teslim almak üzere çağrılmasının akabinde adliyeye gittiğini, kızını eve götürmek için ikna etmek üzereyken orada bulunan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Naciye Demir'in kızını yanına çağırdığını ve bir şeyler söylediğini, bu konuşmadan 2 dakika sonra kızının eve gelmekten vazgeçtiğini ve tekrar Okmeydanı'na arkadaşlarının yanına gideceğini beyan ettiğini bildirdi.

Kararda, örgüt üyeliği suçundan yargılanan Eylem Göktaş'ın örgüt tarafından alınan karar ile ölüm orucuna başladığı, sonradan örgüt talimatına aykırı hareket ederek orucu bozduğu, bunun üzerine kendisini savunan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının vekillik görevlerini sonlandırdıkları anlatıldı.

İdil Kültür Merkezi'ndeki "sağır oda"

Gerekçeli kararda, "Güneş" mahlaslı gizli tanığın duruşmalarda verdiği beyanlarda, 2013 ya da 2014'te Şişli Meydanı'nda örgütün oturma eyleminde, polisin müdahalede bulunması nedeniyle yanında bir kişi ile Halkın Hukuk Bürosuna giderek daha önceden sakladıkları molotofkokteyllerini alarak tekrar meydana geldiklerini ve kullandıklarını beyan ettiği, yani örgütün eylemde kullandığı motolofkokteyllerinin Halkın Hukuk Bürosunda eylem öncesi saklandığını beyan ettiği ifade edildi.

Örgütün legal yapılanma içerisinde yer alan İdil Kültür Merkezi'nde dış ortamdan tamamen izole edilmiş, kapısı içeriden açılan, özel olarak çelik ve demirlerle döşenerek ses ve yalıtım geçirmeyecek şekilde dizayn edilen ve "sağır oda" olarak adlandırılan odada yapılan aramada bir takım dijital materyaller ele geçirildiğine dikkat çekilen gerekçeli kararda, materyallere ilişkin içerik raporundaki detaylara yer verildi.

Raporda, örgütte herkese verilmeyen kripto yazışma yetkisi uyarınca dava dosyasının bir kısım sanıklarının örgütün yurt dışı merkez komitesi ile yazışmalarının bulunduğu, bu yazışmalarda özellikle örgütsel faaliyetlerin anlatıldığı, gizliliğe riayet edecek şekilde özel programlar kullanıldığı, haftalık olarak bu programların şifrelerinin belirlendiği, örgüt üyelerinin bu yazışmalarını önce Bulgaristan'da bulunan Nilüfer kod adlı örgüt üyesine gönderdikleri, sonradan gönderilen bu yazışmaların yurt dışı merkez komiteye iletildiği, kod isimler kullanılan yazışmalarda Halkın Hukuk Bürosunun örgüt içinde "sporcular" olarak adlandırıldığı, örgüt içinde bulunan kişilere ilişkin durum değerlendirmesi yapılarak, örgütsel faaliyetlerin izlenmesi konusunda yurt dışı merkez komiteye rapor verildiği belirtildi.

Örgütün gizlilik usullerine riayet ederek raporlama ve yurt dışı merkez komitesiyle yazışmaya çok önem verdiğine vurgu yapılan gerekçeli kararda, "Zira İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/117 esas sayılı dosyasında da ele geçirilen dijital belgelerden anlaşıldığı üzere Halkın Hukuk Bürosunda görev yapan bir kısım avukatların yurt dışı merkez komitesi ile yazışmalarının ve durum raporlarının tespit edildiği, bu yazışmalarda örgütün yurt dışı merkez komitesi tarafından örgüt üyelerine iletilmek üzere verilen emir ve talimatlar bulunduğu dikkate alındığında, özellikle örgüt içinde belli düzeyde bulunan kişilere yazışma yetkisinin verilmiş olması, dosya kapsamında Halkın Hukuk Bürosu sanıklarından bazılarına bu yetkinin verilmiş olduğu düşünüldüğünde, büro avukatları ve DHKP/C silahlı terör örgütünün yurt dışı merkez komitesi arasında organik bağlantının bulunduğu tespit edilmiştir." İfadelerine yer verildi.

Hapis cezaları

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık avukat Barkın Timtik'i, "örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Tutuklu sanık Selçuk Kozağaçlı'yı "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 11 yıl 3 ay hapisle cezalandıran mahkeme, 6 sanığı "örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan 3 yıl 1 ay 15 günden 3 yıl 9 aya kadar hapis cezasına mahkum ederken, 10 sanığa da "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan çeşitli hapis cezaları vermişti.

Mahkeme heyeti, firari iki sanığın dosyasını da ayırmıştı.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR