“Türkiye’de Şiddetin Kaynağı Terör”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu, terör olaylarının toplumda şiddeti artırdığını belirterek, "Türkiye'nin son 30 yılda karşı karşıya kaldığı bir durum var. Bu ülkenin bir yerinde savaş oluyorsa bu diğer bölgeleri de etkiler. Toplumdaki yıkılma ve yıpranma durumu toplumun ruh sağlığını olumsuz etkiliyor” dedi.
BURSA , 10 Ekim 2012 Çarşamba, 15:56
“Türkiye’de Şiddetin Kaynağı Terör”

Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından Bursa'da düzenlenen 48. Ulusal Psikiyatri Kongresi devam ediyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü münasebeti ile basın toplantısı düzenleyen konunun uzmanları, toplumda yaşanan şiddeti değerlendirdi.

Şiddetin toplumu büyük bir virüs gibi sardığının altını çizen Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tunç Alkın, kongrenin ana temasının 'şiddet’ olduğunu söyledi. “Türkiye’nin durumuna bakarsak şiddet tırmanıyor ve toplumun tüm katmanlarını sarıyor” diyen Alkın, “Evde şiddet, kadına ve çocuğa yönelik şiddet var. Ülkenin bir yerinde savaş var ve buna bağlı olarak da şiddet bir virüs gibi toplumun tüm katmanlarına yayılıyor. Güzel bir tesadüf olarak 10 Ekim Dünya Psikiyatri Birliği tarafından Ruh Sağlığı Günü olarak tanımlanmış. Onlarında ön plana çıkardığı konu ise depresyon. Bu da dünyada önümüzdeki yıllarda büyük sorunlar yaşatacaktır" dedi.

“Depresyon 2030’da en çok görülen hastalık olacak”

Depresyon hastalığının geleceğin en büyük hastalıklarından olduğunu vurgulayan Alkın, "Depresyon bir hastalıktır. Depresyon, 2004'te en yaygın üçüncü hastalık. 2020 yılında en yaygın ikinci hastalık ve 2030'da birinci sıraya yükselmesi bekleniyor. Bu da modern yaşamın getirdiği stresi, çekirdek ailenin parçalanması, insanın doğadan kopması, yoksulluk, ekonomik krizlerde insanların depresif hareketler takınmasını sağlıyor. Kadınlarda depresyon iki kat daha fazla görülüyor. Depresyon tedavisi mümkün ama bu hastaların ancak yüzde 60'ı civarında. Bunun nedeni ise ya hastalar başvurmuyor ya da yoğun bir hasta fazlalığı ve sağlıklı tedavi olmadığı için bu sorunlar yaşanıyor" şeklinde konuştu.

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Uluğ ise kongre kapsamında 22 panel düzenleneceğini vurguladı.

“Terör şiddeti artırıyor”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu ise özellikle terör olaylarının toplumda şiddeti artırdığını ifade ederek, şiddetin ve saldırganlığın artık toplumun bir parçası olduğunu söyledi. “Biz bunu belki tamamen ortadan kaldırmak değil ama en aza indirmeyi planlıyoruz” diyen Kaptanoğlu, şiddetin temeline inmek gerektiğine işaret etti. Kaptanoğlu, “Biz ruh hekimleri olarak bu tür hastalarla yüz yüze bulunan meslek grubuyuz. Bu durumun, Türkiye'nin son 30 yılında karşı karşıya kaldığı ve binlerce insanın hayatını kaybettiği bu savaşla ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Bu ülkenin bir yerinde savaş oluyorsa bu diğer bölgeleri de etkiler. Çünkü ülkede bir yerlerde savaş oluyorsa bir yerlerde akil insanların öldürülmesi meşru ve alkışlanan bir durum olursa bu durumda şiddeti toplumun gündeminden çıkarmak mümkün değil. Bir şekilde toplumda yıkılma ve yıpranma durumu toplumun ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor. Bunu ortadan kaldırmak polikliniklerde mümkün değil. Bu konuda politikacılar başta olmak üzere ilgili birimlerde toplumsal barışa yönelik adımlarla mümkün olacağına inanıyoruz. Toplumda bir kutuplaşma varsa, bir yerde düşmanlar ve yok edilmesi gerekenler varsa toplumda da ayrılıklar oluyor. Siyasiler, sivil toplum kuruluşları ve akil adamların ortada bulunarak ortak bir çözüm araması gerekiyor. Parlamento iki tarafa da aynı oranda mesafe koyarak bu sorunu çözmeli çünkü onlar sorun çözmek için oradalar. Bunlar iki tarafından da bağımsız olarak bu sorunu çözmeli" şeklinde konuştu.

Kocaeli Üniversitesinden Prof. Dr. Tamer Aker ise şiddetin daha çok bireysel veya toplumsal olarak yaşandığını söyledi. Hekimlerin de şiddetin mağduru olduklarını anlatan Aker, "Biz de bu şiddetin mağdurlarıyız. Eğer bir ülkede bir hekim öldürülüyor ise o toplumun içinde bulunduğu durumu bir daha düşünmesi gerekiyor" dedi.

“Kız çocukların evliliğine izin verilmesin”

Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, kız çocukların gördükleri şiddete değindi. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü olduğunu ifade eden Başterzi, TBMM'nin verilerine göre çocukların 4'te birinin çocuk yaşta evlendiğini ifade ederek, “Yine 18 yaş altındaki çocukların 5'te birinin anne olduğunu gösteriyor. Yine 18 yaşında evlenen kız çocukları yaşamı boyunca şiddetin ve yoksulluğun mağduru oluyor. 18 yaşından önce evlenen kızlar bu tür sıkıntılara daha çok rastlıyor. Bu tür kızlar sosyal haklardan da yeterli kadar yararlanamıyor. Bu tür olaylara karşın etkin politik düzenlemeler yapılmalı" ifadelerini kullandı.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR