Umutsuz bekleyişleri sürüyor
Karaman Ermenek’te 18 işçinin arama kurtarma çalışmalarında beşinci gün de geride kaldı. Madencilerin mahsur kaldığı ocağın adeta bir labirenti andırdığı ortaya çıktı
GÜNDEM , 02 Kasım 2014 Pazar, 08:44
Umutsuz bekleyişleri sürüyor
28 Ekim’de Ermenek’teki madende meydana gelen patlamayla içeride mahsur kalan 18 işçiye ulaşılmaya çalışılırken, arama kurtarma çalışmalarında 5’inci gün de geride kaldı. Ocaktaki su ve çamur tahliyesi çalışmalarını hızlandırmak için üçüncü bir noktadan sondaj yapıldı.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne ait sondaj makinesiyle yerin altına inildi. Ancak sondaj çalışması yapılırken makinenin dişlisi kırıldı. Kırılan dişlinin yenisi helikopterle getirildi. Maden ocağında incelemelerde bulunan Ak Parti karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, Ankara’nınBeypazarı ilçesinden getirilen sondaj makinesinin 160-170 metrekareye kadar indiğini, bulunduğu yerde genişleme çalışması yapılırken dişlisinin kırıldığını dile getirdi. Akgün, yeni genişleme dişlisinin helikopterle Beypazarı’ndan getirilerek değiştirildiğini söyledi.

18 işçinin mahsur kaldığı maden ocağı adeta bir labirenti andırıyor. 1/1000 ölçeğindeki plana göre, ocağın ana baca ve nefeslik tabir edilen iki adet giriş ve çıkışı bulunuyor. Ana baca ve nefeslik kısımları yerin yüzlerce metre altında birleşirken, aşağılara doğru inildikçe de adeta bir ağacın dallarını andıran ayrı kazı alanları oluşturulmuş. Plana göre, patlamanın madenin orta kısmına yakın bir noktada olduğu dikkate alındığında, yerin yüzlerce metre altında kalan 18 işçinin hangi bölgede bulunduğu da tam olarak tespit edilebilmiş durumda değil. Arama kurtarmaya katılan işçiler, hem ana baca hem nefeslik tabir bölümde suyun tahliyesi ile “sakız” kadar yapışkan ve artık balçığa dönüşen çamuru vagonlarla yukarı taşımaya çalışıyor. Madene girip çıkan işçiler, yaptıkları en zor işin de, balçığı temizlemek olduğunu söyledi. İşçiler, balçığın “sakız” gibi yapışkan olduğunu, vagona yüklemek için kullandıkları küreklerin bile ellerine yapıştığından yakındı.

Arama-kurtarma çalışmalarında sona yaklaşıldıkça yer altındaki 18 madencinin aileleri de nefeslik tabir edilen yerin hemen üzerindeki tepede toplandı.

Kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğü madende ailelerin endişeli bekleyişi ise görenleri duygulandırdı. Bakanların çalışmaları incelemek için madene inerken geçiş güzergâhı olarak kullandığı ve madene en hakim yer olan tepe, Ermenek’te ‘Umut Tepesi’ olarak anılmaya başlandı. Aileler o alanda yakınlarının kurtarılması için gerçekleştirilen çalışmaları gözlemlerken, bir yandan da bakanlardan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
‘Umut Tepesi’nde aileler için ambulans bekletilirken, olayın gerçekleştiği ilk günden beri alanda olan yardım kuruluşları da ailelere yemek servis yaptı.

 Ailelerin tepedeki bekleyişi sırasında ortam bir anda gerildi. İddiaya göre ocakta kömür çıkarma işi kazadan bir süre önce taşeron bir şirkete verildi. Ocağın maden mühendisinin taşeron şirketin usta başısına, “Kömürü çıkar, parayı dert etme” dediği öne sürüldü. O taşeron şirketin usta başının da dün ocağa girip çıkarken gören diğer işçiler ve işçi aileleri, “O niye madende? Biz niye inemiyoruz?” diyerek, bir anda ocağa girmeye çalıştı. Bu sırada tansiyon yükseldi, polis ve jandarmanın araya girmesiyle aileler tepe üzerine çıkarıldı.

 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ermenek’teki maden faciasında yer altında mahsur kalan     18 işçiye ulaşılması için daha madende bulunan 20 metre derinliğindeki suyun tahliye edilmesi gerektiğini söyleyerek, “Daha işimiz var” dedi. Yıldız, dün bazı internet siteleri vehaber kanallarında çıkan “madendeki 3 işçiye ulaşıldığı” yönündeki haberleri ise “spekülasyon” olarak niteleyerek, “Şu anda bizim ulaştığımız bir işçi kardeşimiz yok. Herhangi ulaştığımız bir yer de yok. Her aştığımız su seviyesinde karşımıza yeni bir tablo çıkabilir. O yüzden böyle beklentileri yükseltmek, vatandaşımızın ümitleri ile oynamak gerçekçi olmaz. Doğru da olmaz” diye konuştu.

 Ermenek’te mahsur kalan işçilerden İsmail Gürses’in kardeşi İsa Gürses’le yaptığı son konuşma yürekleri dağladı. Gürses, ağabeyinin son konuşmasında yemekleri sıcak tutan ‘sefertası’ denilen termoslardan almasını istediğini belirterek, “Bana ‘markete yeni yemek sıcak tutma termosu gelmiş, onun bana bir fiyatını sorsana’ dedi. Abi sen çok geç kalmışsın ama ben yine de sorayım’ dedim. Saat 18.00 falandı, vardım baktım kalmamış. Telefon açtım abi kalmamış dedim.
Son görüşmemiz böyle oldu” dedi.

Madende mahsur kalan işçilerden İsa Gözbaşı henüz bir yaşındayken, her ikisi de şimdi 64 yaşında olan ve çok istemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan Nazmiye ve Ali Gözbaşı çifti tarafından evlatlık alındı. Evlat hasretini dindirdikleri İsa’nın üzerine titreyen Gözbaşı çifti, 23 yaşındaki tek oğulları İsa’nın madende mahsur kalmasıyla yıkıldı. Güçlükle ayakta duran çift, oğullarının bir yıldır madende çalıştığını söyledi. Baba Gözbaşı, “Oğlum kendi annesi ve babasını da biliyordu ama bizi hiç bırakmadı. Dünyam yıkıldı. Her şeyim oydu. Ona bebek
gibi davrandık” dedi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR