Bursa Hakimiyet

Batalla

Pablo ...
Küçük dev adam...
Maestro.
Beyin.
Bücür.
Adamı ipten alan futbolcu.
Roman kahramanı gibi.
Bir gün fena patlayacaklardı. Bunun mesajını veriyorlardı. Zaman zaman müthiş oynuyorlardı. Sonra sahada bir dengesizlik oluyor, maça küsüyorlardı. Böyle olunca da kazanılmış gibi gözüken puanlar kaybediliyordu...
Batalla müthiş bir şefti...
Normal sıkmadan oynadığında da takımına katkı koyan önemli farklılığı olan oyuncuydu.
Ama oynadığı oyundan keyif almaya başladı mı da tadından geçilmiyordu.
Futbolun bütün argümanlarını sahada görmemiz mümkün oluyordu.
Bu biraz da takım arkadaşlarının becerisi, oyuna konsantrasyonları oynama istekleri ile paralel gidiyordu diye düşünüyorum. Yoksa sadece bir oyuncunun iyi olmasıyla bütün bu sonuçları alamazsınız.
Çünkü futbol kolektif bir oyun...
Yani takım oyunu...
Her oyuncunun iyi niyetle biraz da üzerine koyarak oynaması Batalla gibi lider oyuncuların hem işini kolaylaştırıyor, hem de oynadığı oyundan zevk almasını sağlıyordu...
Beşiktaş maçının farklı kazanılmasında da bu yüksek konsantrasyonun ve taraftarların ilgi göstermelerinin büyük katkı sağladığını düşünenlerdenim...
Kadronun toplam kalitesini de yok sayamazsınız!
Film tadında bir maç!
Düşünmenizi istiyorum;
Arjantin’li Batalla  ve Belluschi...
İngiltere’li Ferdinand ve Carson...
Şili’li Pinto...
ABD’li Edu...
Artvin Borçkalı Şener...
Sakaryalı Tuncay ile Konyalı Ferhat...
Diğerlerini de katarsak...
Hollywood filmlerinin aktörlerinden ne farkı var!...
Zafere kaçış filminin kahramanları gibi...
Yönetmenin hakkını da teslim etmem gerekiyor.
Sayın Karaman da çok iyi prodüksiyon sundu bizlere...