Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
25 yıldır buralardalar!
10 Mart 2018 Cumartesi, 07:50

Eski gazetecilerin şöyle bir çetelesi vardı:
Kaç vali gönderdim, kaç belediye başkanı değiştirdim, elimden kaç bakan geçti vs...
Bir yerde uzunca bir süre eyleştiğinde kendiliğinden oluşuyor bu çetele.

Seda Sayan ve Hülya Avşar da, bu ülkenin son 25 yılında öyle veya böyle mevcudiyetlerini koruyan iki, 'çok önemli kişi'. Sizi bilmem, bana öyle geliyor ki, 1071'den beri buralardalar sanki.
Çünkü medya dünyasının hep içindeler.
İkisi birden son günlerde, istemedikleri (!) kadar gündem oldular, dil yaresi sebebiyle:
Seda ne dedi manken Ece Gürsel'e:
'Çocuk mu yapacan git bir inşaat işçisinden yap.'
Hülya ne dedi, hem de 8 Mart'ın hemen öncesinde:
'Erkek çalışsın, kadın evde çocuk büyütsün, yemek yapsın, kocasını karşılasın!'
Çarşıyı karıştıran, sosyal medyayı hop oturtup hop kaldıran iki edilgin tavır birden.
Üst üste gelince, hazmı zor oldu haliyle, hafif şişkinlik yaptı, iki laf birden bünyede.

Yerlerinde sayıyorlar

Bakmayın kullandığımız teknolojik alet edevatların uzay olduğuna. Eğitimde nal topluyor, okuma yazmada, bilimde, özgür düşüncede sürekli dünya ortalamasının gerisinde kalıyoruz.
Toplum böyle diye, Hülya ve Seda'nın da 'böyle' olmaya, doğru söyleyişle 'böyle kalmaya' hakları yok.
İyi kötü, 20-25 yıldır kapısında 'enformasyon' yazan medya binalarına girip çıkıyorlar. Stüdyolarda, okumuş etmiş insanlarla muhatap oluyorlar, film setlerinde bilgi birikim derya insanlarla mesai harcıyorlar.
İnsan hiç mi yaşadığı toplumu anlamaya çalışmaz, madem mütemadiyen kitlelere hitap ediyorum, bari iki kitap karıştırayım, kendimi biraz geliştireyim demez.
Seda 25 yıldır TV ekranından evlerimizin içine bakıyor, salonumuza kahvaltımıza akşam yemeğimize konuk oluyor, gözler hep aynı gözler: Bildiğin ölü balık!
Hülya'da durum, daha da vahim. Seda'nın bilmediğinin farkında hali bunda hiç yok.
Az bilip çok biliyormuş gibi yaptığını, yüzüne karşı söylemeye cesaret edecek kimse de yok galiba çevresinde.

RTÜK'ün gücü Seda'ya mı yetiyor?

Yukarıdaki yazıda o sözleri etti diye, RTÜK Seda Sayan'ın programına 5 kez durdurma kararı vermiş. RTÜK bu kararı 500'e yaklaşan şikayet üzerine almış.
Şimdi, yukarıda Seda'yı eleştirdik diye, burada 'oh olmuş!' diyecek halimiz yok.
Öncelikle şunu belirteyim, düşünceyi açıklama özgürlüğü penceresinden bakıldığında,
Seda Sayan'ın yasağa veya kapatmaya konu olacak bir fiil işlemediği açık..
Bize göre de oldukça banal ve seviyesiz olsa da, herkesin fikrini ifade edebilmesi taraftarıyız.
Bu tartışmanın asıl ele alınması gereken yanı, RTÜK'ün bu işlere mühahil olurken standart tutturamaması.
Bir örnek vermek gerekirse, RTÜK sırf sokak kavgası var diye kimi dizilere ceza yağdırıyor, sebep şiddet!
Ve fakat aynı RTÜK 'Diriliş Ertuğrul'da 'keferenin' kellesinin, üstelik baltayla, hem de karpuz gibi ortadan 'çattadanak' ikiye ayrılmasına çıt çıkarmıyor.
Geçen gün arkadaşım üşenmemiş saymış.
Bir bölümde öldürülen küffar sayısı tam 35'miş. (Yazıyla otuz beş!)
Hepsi de kan fışkırtmalı, kafa kol bacak kopartmalıymış üstelik!
Karpuzcuların 'kan çıkmazsa para yok!' dedikleri cinsten sahneler.