Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Agop Hoca'nın son dersi!
14 Şubat 2018 Çarşamba, 08:43

Prof. Agop Kotoğyan, namı diğer 'Kolsuz Agop' 79 yaşında hayatını kaybetti. 13 yaşında gümüş atölyesinde, kullandığı sağ kolunu pres makinesine kaptırıp tek kollu bir hayat sürmesinden, okuduğu her okulu birincilikle bitirmesinden, çocukken komada kaldığı, ölecek gözüyle bakıldığı Cerrahpaşa'ya doktor olarak dönmesine kadar, hayatı tam bir başarı hikayesi...
Kullanmadığı sol eliyle enjeksiyon yapabilmesi, ameliyat dikişi atabilmesi bile başlıbaşına belgesel niteliğinde.
Ve fakat beni daha çok ilgilendiren, bir mülakatta verdiği şu beyanat oldu:
''Birçok ülkenin üniversitesinden teklif aldım. Almanya, Fransa, Kanada, Amerika.. 'Burada kal, kürsünün başına geç' dediler. Hepsini elimin tersiyle ittim. 'Ermeni olduğun için dedeni, fukara olduğun için kolunu kaybettiğin o ülkede ne işin var' dediler. Güldüm geçtim. Doğruydu, ülkemde çok acı çektim. Sefaletin dibinde yaşadım. Dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmaktır yurt sevgisi.
'Boş başak dik, dolu başak ise eğiktir' derler. Ben hep eğik gezdim şu dünyada. Kibirden nefret ettim. Boş başaklar gibi diklenmedim, caka satmadım, her şeyi biliyorum demedim. Burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarıldım. İşimi şansa bırakmadım. Çünkü, çok çalıştım ve boşluk bırakmadım.''
HHH
Çok şey söylemek, çok büyük analizler yapmak mümkün, ders niteliğindeki şu metni okuduktan sonra. Bir şey söyleyeceğim sadece, 'boş başaklar'ın kulağına küpe:
'Hangimiz, Kolsuz Agop kadar vatansever olabiliriz ki?'

Direnmenin manası yok!

Bugün 14 Şubat. Yani Sevgililer Günü. Başka deyişle, anneler günü, babalar günü, yılbaşı, kadınlar günü gibi asıl bağlamından koparılmış, içeriği boşaltılmış, insanları tamamen tüketime yönlendiren günlerden. Kapitalizmin en büyük cinliklerinden biri.
Misal bir çiçekçi arkadaşım, 14 Şubat'ta, tüm yıl boyunca sattıkları kadar çiçek sattıklarını söylemişti.
Yazının gidişatından 14 Şubat'a karşı olduğumuz sanılabilir.
Tersine, 14 Şubat gibi beynelmilel zorlamalara direnmenin, nüfusun bilhassa erkek cenahında, (fayda- maliyet analizi çerçevesinde) büyük ruhsal hasarlara yol açabileceği uyarısıyla kaleme aldım bu yazıyı. Sözün özü, 14 Şubat bir realite arkadaşlar!
Direnmenin manası yok. Paşa paşa girin günün içine. Maddi kaybınız olsun, ruhsal kaybınız olacağına...

3 milyon sayacı 300 kişi okuyor

Limak Enerji'de laflıyoruz dün. Genel Müdür Ali Erman Aytac, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale'de 3 milyon abonelerinin olduğunu söyleyince...
Çıkardım cebimden telefonumu ve hesap makinesi bölümüne girdim. Bu kadar abonenin sayacını kaç memur okuyor acaba diye hesap yapmaya başladım. Baktım içinden çıkamıyorum yekten sordum Müdür Bey'e: 'Kaç sayaç okuma memuru istihdam ediyorsunuz?'
10 bin-15 bin gibi bir cevap bekliyordum, akabinde sorum hazırdı:
'İsdihdamın yüzde 80-90'ını bu arkadaşlar oluşturuyor öyleyse' diyecektim ki, sayı geldi.
'Sadece 300!..'
Adam başı 10 bin sayaç okunuyor, iyi mi?
İşin enteresan tarafı, gelişen teknoloji, modem vs alet edevatlar marifetiyle 'uzaktan okumayı' da öngörüyor. Yani, tüm sayaçların bu yolla okunmasının, bir vade sonra, eli kulağında.
Mesleğin uzun vadede bir geleceği yok.