Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Alkışlanacak hareket!..
04 Aralık 2018 Salı, 08:27

Bursaspor'un genç kaptanı Ertuğrul Ersoy Erzurum Belediye maçında, cezası nedeniyle tribüne çıkınca sosyal medyada müspet menfi konu oldu.
Olumlu yorumlar bir yana. 'Amigo musun futbolcu musun?' diye tek-tük çemkirenler de oldu.
Tuhaflık bizim ahalide aslında.
Siyasi parti lideri hangi kente miting yapmaya giderse, o kentin takımının atkısını dolar boynuna, bir Allah'ın kulu itiraz etmez.
Valiler daha enteresan. Herkes bilir gönüllerinde bir takım vardır ama onlar 'görev süreleri' boyunca o kentin takımının taraftarı gibi davranırlar. Buna da itiraz eden olmaz, hatta sevimli bulunur genellikle.
Emniyet müdürleri maçlara atkılı gelir, o da içselleştirilmiştir ama...
Bir futbolcu, cezalı olduğu bir gün, kalbi sahadaki arkadaşları için attığı bir gün, çıkar tribüne, kaptanı, oyuncusu ve doğal taraftarı olduğu takımı destekler.
Vay efendim olur muymuş, ne alakaymış vs vs...
Her şey bir yana, insanlar sivilde, yani 'mesai saatleri dışında' ne yapacaklarına kendileri karar verir. En azından bu basit analizi de mi yapamıyorsunuz kardeşim!

Trombosit ver, hayat kurtar!

Öğrencilik yılları. Bir arkadaşım var, ismi lazım değil. Hele lakabı (!) hiç lazım değil. Ertesi gün final sınavı var. Radyoda hafif müzik dinleyerek ders çalışıyor. Küt, radyoda 'yeni doğmuş bir bebek için kan arandığı' anonsu yapılıyor. Bizimki o hayati sınavı boş verip kalkıp gidiyor Tıp Fakültesi Hastanesi'ne (Şimdiki Kalp Hastanesi). Veriyor kanı dönüyor.
Bir kere de benim başıma geldi. Bir arkadaşıma trombosit verdim. Kan verme 5-10 dakikalık iş, bunda bir saat bekliyorsun sedyede. Neyse eleman benim trombositle hayata döndü.
Ertesi gün bunu tanıyanlar yolumu kesti, 'Abi filancanın hayatını kurtarmışsın, şart mıydı!?' diye. Seveni çok yokmuş yani elemanın. Hayat hayattır, herkesin hayatı kurtarılmayı hak eder.
Bunları, kan verme ameliyesini bir kere daha eda ettiğimiz için yazıyorum. Kızılay ekibi geldi kan alma istasyonu kurdu medya binası içinde. Onlar bize bakıyor biz onlara. Derken medyada internet kesildi. Tıklıyoruz tıklıyoruz ı-ıh, internet yok. Ve bizim Namık (Göz) şu tarihi lafı etti: 'Ednan Bey hazır internet kesik, kalk gidelim bari kan verelim!'
(Bu hikayeyle; 'kan nasıl hayatiyse, ofis çalışanları için internet de o kadar hayati!' demeye çalıştım, inşallah başarmışımdır!)

Telaffuzu zor kelimeler!

Sosyal medyada 'Edebiyat sokağı' namıyla anılan bir kardeşimiz, üşenmemiş Türk insanının kullanmakta zorlandığı, 'telaffuzu zor kelimeler'den bir liste yapmış. Şöyle:
'Binaenaleyh, entel,jansiya, egzajere, konjonktür, proletarya, mütekabiliyet, muayenehane, bilmiyorum, seni seviyorum, özür dilerim, günaydın, iyi akşamlar, müsaadenizle, haksızım, haklısın, lütfen ve şarj...
'Muayenehane' ile 'şarj' arası, sizi bilmem bence 'cuk!'