Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Aşağılık kompleksi barometresi...
06 Temmuz 2017 Perşembe, 07:04

Hangi konuda aşağılık kompleksimiz tavan yapıyor derseniz, yurtdışında başarılı olmuş Türkler konusundaki şaşkınlığımızı ilk sıraya koyarım.
Bu ülke basını, Hido'nun 2'si serbest atıştan 4 sayı 3 asistini haber yaptı kaç yıl.
Nasa'da çalışan tek tü(r)k'ü de, Google'un önünden geçeni de atlamadı.
İkinci ve büyük aşağılık kompleksimiz, futbolcu karşılamaları.
BJK yeni topçu almış, adam da Pepe. Bildiğin Pepe!

Yeşil sahaların belalı çocuğu. En hafif aktivitesi ayağa basma!
Bunu karşılamaya sabahın köründe Yeşilköy'e gitmiş 'cefakar' taraftar.
Pepe'nin gönderildiği gün için şimdiden sözleşelim!
Adım gibi eminim, ilaç için bir kişi bile olmayacak havaalanında.
Hagi'nin, Del Bosque'nin, Lucescu'nun, Löv'ün olmadı. Pepe'nin niye olsun!
Yani diyeceğim o ki.
Bir kişiye değer veriyorsan Onu sevinçle karşılamanı anlarım!
Ama havalanına doluşup adamı havaya atıp tutmalar, davul zurna çalmalar, izdiham yaratmalar falan azgelişmişlik fotoğrafları ve bir tür aşağılık kompleksinin dışavurumu.
Messi'yi veya Ronaldo'yu nerede ne zaman kim karşılamış böyle?
Adam memleket ekonomisini düzeltmeye, eğitim sorununu çözmeye gelmiyor neticede.
Top oynayıp, para kazanmaya geliyor.
Para olmasaydı gelmezdi yani.

*Görür görmez tanınıyorum artık!

Bir fıkra anlatacağım. Akabinde bir kitaptan söz edeceğim ama asıl hikaye bir 'alet'.
Buyurun...
Fıkra: İngiliz, Fransız ve Temel trende İstanbul'a doğru yolculuk yapıyorlar. Konu, kimin daha tanınır bir aileye mensup olduğu üzerine. Fransız 'benim annem' diyor çok tanınır. Mektubun üzerine sadece ön adını yazsanız bile postacı mektubu anama götürür. İngiliz, 'o da bişey mi' diyor, benim annemin adının baş harfi bile yeterli... Tren Haydarpaşa'ya girmiş o ara.
Temel mektup zarfını, (zarfın arkasından ötekilerin göremeyeceği şekilde bilek hareketi yaparak) ilk gördüğü simitçiye göstererek 'Bu nereye gider?' diye soruyor.
Simitçinin bu nedensiz adiliğe cevabı net:
'Anana gider!'
Kitap: Dan Brawn'ın 'Da Vinvi Şifresi' kitabında vardı. Babayı öldürecekler ama yasaklı yere sadece 'retina taraması' ile giriliyor. Güvenlikçi abinin gözünü çıkarıp öyle açıyorlar kapıyı! İş bittikten sonra yerde çıkarılmış bir göz! Durum iğrenç ama 'retina taraması' diye bişey olduğunu oradan öğreniyoruz.
Ve alet: Dün Gazete'ye geldim. Girişte parmak izimden beni tanıyıp 'Hoş geldiniz!' diyen alet gitmiş, yerine başka bişey konmuş. (Küçük bir ekran!) Bu ne ki diye eğilmiş bakıyordum ki, (Allah sizi inandırsın) beni tanıdı ve içeri buyur etti.
Gazete idaresi meğer, çalışanları 'yüz'ünden tanıyan bir teknoloji kurmuş Sönmez Medya'nın girişine.
'Görür görmez tanınan' biri olmayı hep hayal etmiştim.
O gün dünmüş demek.