Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
ATM'de bulduğumuz parayı ne yapalım?
02 Temmuz 2017 Pazar, 08:00

Bankacı arkadaşım anlattı: ATM'lerde önce parayı, sonra kartı veriyorlarmış.
Parayı alan gidiyormuş, kartlar hep makinede kalıyormuş.
Ne yapalım ne edelim diye düşünmüşler ve...
Sistemi, 'önce kart, sonra para'ya çevirmişler.
Böylece müşteri (mudi) parayı beklediği için, kartı unutmaz olmuş.
Bir gün şubeye emekli yargıtay hakimi olduğunu söyleyen biri girmiş.
Bağıra-çağıra kuruşu kuruşuna bildiği hesabından 1500 liranın 'buharlaştığı'nı iddia etmiş.
Adamı önce sakinleştirmişler.
Sonra da ATM kamerası kayıtlarından olanı biteni incelemişler.
Görüntü şöyle: Emekli hakim bey kartı alıp parasını makinede bırakmış.
Arkadan gelen hanım teyze ise önce hakimin parasını almış. (Çekip gitse, bir daha ara ki bulasın!) Tutmuş sonra da kendi hesabından 100 lira çekmiş.
Olayın en tuhaf ayrıntısı, bu 100 TL'yi tek başına çekemediği için o sıralarda oralarda dolaşan 'emekli hakim beyden yardım istemiş.
İsmi ve adresi işlemden tespit edilen hanım teyze telefon edilerek bankaya davet edilmiş.
Yaptığının fena bişey olduğu yüzüne söylenmiş, para teyzeden alınıp hakim beye verilmiş.
Teyze şunu söylemiş sadece:
'Benim herifin haberi olmasın n'olur!'

*Müşteri yüzünden tanınmalı

Şimdi aklıma geldi, birkaç hafta önce Karacabey'de de benzer bişey yaşandı.
Emekli doktor Zafer B'nin ATM'den almayı unuttuğu para, sıradaki vatandaş tarafından götürüldü.
Kamera kaydında götüren kişi gözüküyor ama, hepsi o.
Herhangi bir işlem yapılmadığı için, kimlik tespiti zor!
Bu iki hikayeyi peş peşe, sadece şu saptamayı yapmak için yazdım:
Bankacılar da, Facebook'un 'etiketleme' işinde yaptığı gibi, müşterilerini yüzünden tanıma işine girseler çok iyi olacak.

*Telefon hava da üflese ya!..

Buluşların çoğunun ihtiyaçtan çıktığı malum.
Bir tür kul sıkışmazsa hızır yetişmez durumu.
Duraktayım. Otobüs bekliyorum.
Hava malum, bunalıyorum, yanıyorum, kavruluyorum!
Başladım elimdeki telefonu, yelpaze gibi sallamaya.
Derken ampul çaktı kafamda!
Abiler, nabız ölçenini, adım sayanını yaptınız, sesle komut edilmesi de tamam, az üzerine çalışsak film bile çekebiliriz çoğuyla.
Yapamadıkları iş yok bu köftehorların tamam ama..
Şu sıcaklarda, hava da üfleseler ya!..
Olmaz mı? Bence olur, öyle anlaşılıyor ki, cep telefonunun serin hava üfleyeni, indira gandi, piyasayı kavurur yani!
Fikir benden, uygulama sizden.
Hadi başlayın çalışmaya!