Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Ben de yürüyeceğim...
18 Haziran 2017 Pazar, 07:18

Şimdi değil 17 gün sonra.
7 Temmuz- 10 Temmuz tarihleri arasında.
Üç gün boyunca, günde 33 kilometre.
'Srebrenitsa soykırımı'ndan kaçan Boşnaklar'ın Tuzla şehrine ulaşmak için kullandığı güzergahta her yıl yapılan 'Barış Yürüyüşü'ne (Marş Mira) bu yıl ben de katılacağım.

Nezuk'tan Potoçari köyüne, tam 100 kilometreyi, yaklaşık 10-12 bin kişi ile birlikte katedeceğiz.
***
1995'te, hem de Avrupa'nın gözleri önünde, kadın, çocuk, yaşlı binlerce Boşnak canlarını kurtarmak için aynı yürüyüşün 'sahicisi'ni gerçekleştirmişlerdi.
Bizimki, o ölüm yürüyüşünü anma temelli ve adı barış yürüyüşü.
Bu yıl 22. kez yürünecek.
Dünyanın hemen hemen her yerinden gelen barış yanlıları ve savaş karşıtları ile bir havayı solumak, katliamda yakınlarını kaybetmiş insanlarla konuşmak, o coğrafyada o havayı solumak, paha biçilmez bir deneyim olacak.
Gidip- döneyim, izlenimlerimi bu sütunlarda paylaşırım...

*Bir lisan, üç insan...

2 dil bilen, iyi eğitimli üst düzey bürokrat arkadaşım Germencik'ten (Aydın) binmiş otobüse Selçuk'a gidiyor. Bakmış yanda çekik gözlü bir turist!
Adam ya Japon, ya Çinli, belki de Güney Koreli!
Bizimki önce Fransızca sorayım diye düşünmüş içinden 'Japon musunuz?' diye.
De, adam ya Fransızca bilmiyorsa.
İyisimi demiş içinden, İngilizce sorayım.
Hem daha beynelmilel dil, hem de Fransızca sorarsam hava attığım düşünülebilir.
Öyle mi yapsam böyle mi yapsam derken geçmiş bir yarım saat.
Germencik- Selçuk arası zaten 40 dakika.
Derken tuhaf bişey olmuş. Öteden bir yolcu elini uzatıp bizim 'Japon'u dürtmüş ve...
'Bilader sen Japon musun?' demiş.
Herifin verdiği cevap:
'Japon değilim abi, İsrailliyim ben!'
Turizm mevsiminin başladığı şu günlerde kulağımıza küpe olsun.
Demek ki neymiş, her çekik gözlü Japon değilmiş, bazı yabancılar da senden-benden iyi Türkçe bilirmiş. (Teşekkürler Erkan Sezgin)

*Bizi bizden iyi tanıyorlar!

25-30 kişi hatıra fotoğrafı çektirdik.
Fotoğrafı Facebook'ta paylaştım ve 'etiketleme' butonuna bastım.
'İmlec'i kimin kellesinin üzerine getirsem sistem ismini de vererek 'bunu etiketlemek ister misin? diye sordu.
'Ozan'ı etiketlemek ister misin?'
'Aykut'u etiketlemek ister misin?'
'Kemal'i etiketlemek ister misin?'
Normalde sevinmem lazım, bu işbirliği için ama, irkildim!
Cism-i cemallerimiz, suretlerimiz, anlayacağınız ağzımız- burnumuz her şeyimiz abilerin hafızasında kayıtlı demek ki!
Bunu kendi kendime söylemekten pek memnun değilim ama...
Facebook, benim arkadaş çevresini benden iyi tanıyor!