Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Boykot mu dediniz!..
20 Nisan 2018 Cuma, 07:40

24 Haziran'da yapılacak seçimi boykot etmekten söz edenler var. Daha enteresanı, bu arkadaşların içinde arkasından gidilir, sözü dinlenir olanlar da az değil.
Koşullar ne kadar namüsait de olsa, antidemokratik de olsa, olası bir boykotun gelecek kuşaklara anlatılmasının güç olacağını düşünüyorum.
Çünkü böyle bir boykot, kelimenin tam anlamıyla, 'kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz'den başka bir anlam taşımaz bana göre.
Örneklerle anlatalım.
1. Seçime katılma oranı epeyce yüksek bir ülkeyiz. Genellikle yüzde 80'in üzerindeyiz.
Ama misal Fransa'da bu oran bazen yüzde 40'larda. Bu nedenle seçmenin sadece yüzde 10'unun oyunu alan bir parti, seçim sonrası yüzde 25'lik bir temsil hakkı sağlayabiliyor kendisine. (Le Pen'in kızı gibiler!) Fransızların bu rahatlığı, bu sandık başına gitmemezliği, rejimlerinin sağlamlığıyla alakalı. Ama hatun seçim sonrası çıkıyor televizyona ve 2 Fransızdan birinin seçime 'fransız' kaldığından hiç söz etmiyor. Tersine 4 seçmenden birinin oyunu aldığını söylüyor. (100 seçmenden sadece 10'unun oyunu aldı oysa).
2. SSCB Afganistan'ı işgal etti diye başta ABD olmak üzere batı bloku ülkelerinin birçoğu 1980'de yapılan Moskova Olimpiyatları'nı boykot etti. Bu boykot da tarihe geçti ama, asıl tarihe geçenler, madalyaları elma-armut gibi toplayan doğu bloku atletleriydi.
3. Ve final. Aziz Nesin'in 'Büyük Grev' isimli kitabı... Okuyanlar ne anlatacağımı anlamışlardır. Okumayanlara kısa özet: Sanayici üretiyor ama satamıyor. Fabrika stok dağlarıyla kaplı. Mallar o kadar elde şişmiş ki, en büyük maliyet depolama!
Tam bu sırada bir de işçiler greve gitmesinler mi? Hay aksi!
Ve Amerikalı bir uzman çağırıp soruyor bizim sanayici:
'Hem stoklar arttı, hem işçiler greve gitti. Söyleyin plizzz ne b.. yiyeceğiz?'
Amerikalı gözlerini kısıyor, alnını kırıştırıyor, kafasını kaşıyor, yani düşünüyor taşınıyor ve...
'Harika bu!' diyor, 'Daha ne istiyorsunuz!'
Öyle ya, bundan iyisi, Şam'da kayısı!

3 örnekle boykotun, protestonun ve grevin bir 'zamanlaması' olduğunu anlatmaya çalıştım.
Bunu Türkçe yaptığım dikkatli gözlerden kaçmamıştır umarım.

Latovlevici!..

Baştan söyleyeyim, 'Associated Press' diyemeyenler, ve/veya 'Massachusetts' de zorlananlar bu yazıyı hiç okumasınlar.
Televizyonda Galatasaray- Akhisar maçını izliyoruz.
Bu arada cep'ten hasta GS'li bir arkadaşla WhatsApp üzerinden laflıyoruz.
Orada gördüm ilk olarak 'Latovlevici'yi!
Böyle bir futbolcu varmış, valla ne yalan söyleyeyim, yeni haberim oldu.
Sahanın da en kötüsüymüş.
Arkadaşımın ismi hatasız ve kısaltmasız yazması her türlü övgüye değer.
Ben bakmadan yazamadığım gibi, adını da fazla anma taraftarı değilim.
Ertesi gün, yani dün haberlere baktım, hakikaten kötü olmalı ki, 'Terim gönderme kararı aldı' ve 'Islıklandı' haberlerine konu olmuş.
Meraklısına: Asoyşeytıd Pires, Masaçuset...

'Şengen' taktiği...

Jet Sosyete dizisinin yazarı Gülse Birsel'le yapılan bir röportajı okurken gördüm taktiği. Yunanistan'da küçücük bir ev alıyorsunuz. Akabinde bir 'oturma kartı'.
Ondan sonra gelsin 'Şengen!' ve...
Avrupa'ya her gidişte 'vize almaya çalışmaktan' muaf oluyorsun.
Avrupa'yı su yolu yapan, ama vize çilesinden mustarip, cebinde de ev alacak kadar parası olanlara duyurulur...