Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Cam filminde çözüm önerisi...
10 Kasım 2017 Cuma, 09:01

CİMER, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi demek. BİMER de Başbakanlık İletişim Merkezi.
CİMER ve BİMER'e son zamanlarda vatandaşlar tarafından en çok hangi konuda başvuru yapılsa beğenirsiniz?
Cam filmi konusunda!
Efendim malum, araçların içinin görünmesini engelleyen cam filmi yasak.
Eskiden de yasaktı ama göz ardı ediliyordu. Şimdi 'terör' gibi haklı bir nedenle konunun üzerine gidiliyor. Konuya en son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da müdahil oldu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na 'mağduriyet yaratılmaması' konusunda talimat verdi.
Mağduriyetten kasıt herhalde şu:
Trafikte özellikle kadın sürücülerin sözlü tacizlere uğradığı aşikar.
Tam da bu konuda bizim gazetenin yazıişleri müdürü Kemal Göz'ün makul ve mantıklı bir önerisi var. Diyor ki Kemal, 'Cam filmi erkek sürücülere yasak olsun. Kadın sürücüler ise başvursun Emniyet'e rahatsızlığını dile getirsin ve onlara cam filmi kullanabileceklerine ilişkin bir tür ruhsat verilsin. Nasıl ki akşam saat 22.00'den sonra belediye otobüsleri hanımları durak harici indirebiliyor, bu konu da pozitif ayrımcılıkla çok rahat çözülür.'
Öte yandan, olay çoktan sosyal medyanın diline düştü bile.
Buyurun vatandaşın biri 'cam filmi'ni nasıl gördüğünü şu görselle salmış platforma.

Soldan sağa: Metin Akpınar, Tarık Akan, Filiz Akın, Münir Özkul ve Kemal Sunal.

Bilim söylerse, inanırız...

Türk idari sisteminin klişelerinden biri de, büyük büyük devlet adamlarımızdan bazılarının 10 Kasım'larda 'tören'e katılamayacak kadar hasta olmalarıydı.
Ne siyaset bilimi bu soruna çözüm bulabiliyordu, ne de tıp bilimi bu 'yara'ya merhem.

Yine bir 10 Kasım geldi çattı ve...
Beklediğimiz sevindirici açıklama istatistik profesörü hocam Erkan Işığıçok'tan geldi. İstatistiği ve bilimi içselleştiren, hayatın her alanına uygulamaya ve sevdirmeye çalışan Prof. Işığıçok, şöyle diyor yüreklere su serpen açıklamasında:
'Yaptığım istatistiksel bir araştırmaya göre, bugün hiçbir devlet büyüğümüzün hastalanmayacağını yüzde 95 güven seviyesinde tahmin ettiğimi söyleyebilirim.
Bilime inanın ve güvenin.'

Benden sonrası baraj!

Türkiye siyasilerinin sadece kendilerine demokrat olduğunun en tipik ve karakteristik örneği, şu tuhaf 'seçim barajı' garabeti.
Hangi siyasiye sorarsan sor bire bir muhabbette, herkes baraja karşı.
Ve fakat, 50 kere Anayasa değişikliği yapıldı, '12 Eylül mirası' yüzde 10 barajına nedense dokunulmadı.
Barajdan canı yanma ihtimali baki, Devlet Bahçeli Bey gündeme getirmese, yine konuşmazdık.
Bahçeli barajdan yakındığına göre, altta kalma ihtimali göründü demek ki, ufukta!
Seçim barajına karşı olmanın matematiksel (m)izahı da şöyle aslında:
Oy oranı yüzde 11 (baraj yüzde 10), oy oranı yüzde 6 (baraj yüzde 5) oy oranı yüzde 2 (baraj yüzde 1).
Oy oranıyla baraj arasında 'artı 1 ilişkisi' var!
Benden sonrası tufan ve/veya altta kalanın canı çıksın zihniyeti.