Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Dijiseksüeller geliyor!
07 Şubat 2019 Perşembe, 08:12

Homoseksüeli, heteroseksüeli, biseksüeli falan biliyorduk ama 'metroseksüel'i ilk duyduğumuzda bir miktar dumura uğradığımızı itiraf edelim. Sorduk ettik, 'şehirli bakımlı erkek!' olduğunu öğrendik. (Retroseksüel de tam tersi, bakımsız herifler!)
Geçende şu laf kulağıma çalındı: 'Sapyoseksüel.'
Valla ne yalan söyleyeyim, üşendim bakamadım. Dün 'dijiseksüel' diye yeni bir laf duyunca, döndüm 'sapyo'yu araştırdım. 'Sapyoseksüel nedir?' maddesine direkt Albert Einstein'ın resmini koymuşlar. Resimden de anlaşıldığı üzre, entelektüel birikime ve/veya zekaya önem verenlerin tercihiymiş bu tip ve tür.
Geldik mi dijiseksüele...
'Diji'den anlamışsınızdır. Olay dijital alemde geçiyor! Bilim adamları bir robota aşık olup onunla evlenmenin mümkün olup olmadığını falan tartışmaya başlamışlar.
Dijiseksüelizm kavramı işte bu tür tartışmalarda doğmuş.
Gelecekte robotların yapmadığı iş kalmayacak diye bir öngörüde bulunmak, herhalde fazla ileri görüşlülük sayılmaz. Ee madem gidişat bu minvalde, robotlarla flört, romantizm, evlilik vs desenize, önümüzdeki yıllarda vakayı adiye...

BANA MI SORDUNUZ DÜNYAYA GETİRİRKEN

Hindistan'da yaşayan Ralph Samuel, dünyaya getirirken kendisine sorulmadığı gerekçesiyle anne ve babasına dava açacağını açıklamış.
Samuel'in argümanları 'Bu kirli dünyaya çocuk mu getirilir!', 'Acı çekeceği bilindiği halde niye çocuk doğuruluyor!', 'Sırf bencil zevkleri için bizi dünyaya getiriyorlar' falan türünde.
Anne babasıyla ilişkisinin sanıldığının aksine çok iyi olduğunu da açıklayan Samuel'in şu söyleminden biz başka bir felsefe üretebiliriz diye düşünüyorum:
Madem bu dünyaya bilerek ve isteyerek gelmiyoruz, o zaman hangi sülaleye mensup olduğumuzla, nereli olduğumuzla falan fazla övünmeyelim!
Çünkü doğulan yere biz karar vermiyoruz neticede.
Ama doğduktan sonra öğrenerek, deneyerek, çalışarak edindiğimiz kazanımlar bizim.
Ne dedim şimdi?
Kendi kararlarımızı ve seçimlerimizi daha fazla önemseyelim, dedim.
Akademik söylemle, 'mikro milliyetçiliğin' kuyruğuna takılmaktan vazgeçelim dedim.
Biraz hafif kalacak ama konuyu bir Küplüpınar atasözüyle bağlıyorum:
'Bir insanın babası fakirse bu onun kaderidir. Bir insanın kayınpederi fakirse, bu onun hatalı tercihinin sonucudur!'

ÜNİVERSİTE MEZUNU KADIN MUHTAR ADAYLARI

Kapı çaldı. Açtım. Karşımda muhtar adayı bir kadın ve azaları. Haksız rekabet olmasın diye adını vermiyorum. Az sohbet ettik, verdiği tanıtım broşüründe gördüm ki adayımız, ziraat mühendisi. Tesadüf olmalı, ertesi gün bizim Özcan Yazıcı kendi mahallelerinden muhtar adayı olan kadının seçim broşürünü göndermiş. Abla İngilizce işletme mezunu. 8 aza adayından 5'ini de kadınlardan seçmiş. Görseniz, hepsi okumuş azalar!
İki örnekten giderek 'üniversite mezunu kadınlar muhtarlık işine el attı' denir mi bilmiyorum. Bildiğim Nilüfer'de en az iki mahallede durum bu...
Meraklısına: 2018'e kadar muhtar olmak için diploma aranmıyordu. Okur- yazar olmak yeterliydi. Uyum yasaları çerçevesinde 'diploma' artık şart.