Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Dilleri çözüldü, bülbüle döndüler
12 Kasım 2017 Pazar, 10:20

Biz gazeteciler için en zor şeylerden biri haber kaynaklarından bilgi almak.
Hele de konu 'netameli' olursa kapılar duvar olur önümüzde, telefonlarımıza cevap veren olmaz.
Çok basit bişey için bile ya valiye ya belediye başkanına ulaşmak zorunda kaldığımız çok olmuştur.
Bu sürecin adına bürokrasi diyoruz, kendi aramızda!
Vakti zamanında basit bir bilgi için kapısını aşındırdığımız, telefonunu mütemadiyen çaldırdığımız bu bürokratların dili, her ne hikmetse, sadece görevden alınınca çözülür.
Daha anlaşılır söylersek, bürokrat canlısının bülbüle dönmesi için makamını kaybetmesi gerekir.
Ondan sonra sustur susturabilirsen hazretleri.
'Ben şöyle başarılıydım, böyle işlere imza attım' faslını öyle bir uzatırlar ki, sanırsın düşmanı denize de onlar döktü.
Be mübarekler görev başındayken neredeydiniz?
Bunları anlatırken tavana bakıp ıslık çalmak lazım aslında. (Kimse yapmasın, ayıp)
Ve fakat hep aklımıza gelir, küçücük bir bilgi için peşlerinden koşmalarımız, develere hendek atlatmalarımız, dağları delmeye kalkmalarımız.
Ne kadar basitmiş meğer, ağızlardaki fermuarın aralanması!
Şimdi maşallah, biz onları değil, onlar bizi arıyor, hem de yana yana.
Ama şekilde görüldüğü gibi, maalesef tren kaçmış artık.
Bu yazının ana fikri:
Kamu yönetiminde şeffaflık en önemli unsur bence.
Madem gazeteciler kamu adına bu şeffaflıktan yararlanarak toplumu bilgilendiriyor.
Kamu yöneticisi de, bu bilgilendirmeyi, hem de her soruya yanıt verebilecek şekilde mutlaka yapmalı. İşin enteresan tarafı, işini şeffaf yapan bürokratı, kimse istifaya falan zorlayamaz zaten.

Plakanız yok diye mi bu kadar rahatsınız!..

Şehre yeni taşınmış kadın caddeden karşıya geçiyor ama kırmızı yanarken.
Trafik polisi uyarma gereği hissediyor:
- Hanım hanım nereye?
- Eltimgile!
- Olur mu ama böyle?
- Kocamın haberi var, sana ne!

Öyle sanıyoruz ki, trafik kuralları sadece araçları bağlar! Dolayısıyla sürücüleri.
Hepimizin algısı bu yönde. Oysa şehir trafiğinde yayalar da tam fecaat.
Ne demek istediğimi anlamak için Fomara Kavşağı'nda 2 dakika gözlem yapmanız kafi.
Kimsenin karşıya geçmek için yeşil yanmasını beklediği yok.
Atlayan atlayana yola. Soru şu haliyle:
Arkada plaka yok nasılsa, işlenen kabahat saptanamaz diye mi bu rahatlık?

Milli maçlara ilgi yok

Eskiden milli maç varsa hayat dururdu. Evlerde TV yokken, mahalle kahvesine de yaşımız tutmadığı için giremediğimiz yıllarda, kahvenin camına yüzümüzü yapıştırıp, siyah- beyaz televizyonda bir pas bir çalım görmek için, ruhumuzu teslim edecek hale gelirdik.
Şimdi, ister yayın bolluğundan deyin, ister TV'deki dizi hakimiyetinden, milli maçların havası kaçık! Hele de özel maçların. Perşembe günü Romanya- Türkiye maçının reytingi kaç olmuş acaba diye baktım: Yüzde 4.66 reyting ile maç ancak 6. sırada yer bulmuş kendine. İlk 3 sıra dizilerde.
Yarınki Arnavutluk maçında da sonuç değişmez. Sayılar ortada. Türkiye'den kimse 'futbol ülkesi' diye artık bahsetmemeli bence.