Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Dönüşmesi gereken, çöküntü alanları...
11 Haziran 2017 Pazar, 07:45

Önce 'çöküntü alanı' diyerek neyi kastettiğimizi açıklayalım. Şehir plancılığında çöküntü alanı, bir kentin merkezinin toplumsal ve ekonomik etkenlerle gelişmesi engellenen, taşınmazları sürekli olarak değer yitiren, 'yoksulluk yuvası' niteliği kazanmaya yüz tutmuş bölgelerine denir.
Bana kalsa Bursa'da kentsel dönüşüme, işte bu çöküntü alanlarından başlamak gerekirdi.
Peki nereden başlandı?
Şu sıralar Nilüfer'in hangi semtinde gezinirseniz gezinin, karşınıza yıkılan veya yıkılmak üzere olan binalar çıkacak.
Şehrin bu en mutena ilçesinde kentsel dönüşüm, kelimenin tam anlamıyla, harıl harıl...
***
17 Ağustos depreminden sonra hepimizin hemfikir olduğu konu:
Mevcut bina stokunun bir an önce yenilenmesi gerektiğiydi.
Çünkü deprem sırasında ve sonrasında anladık ki, ülke halkının mühim bir miktarı ev diye her an başına yıkılabilir tabutların içinde oturuyormuş.
Kentsel dönüşüm bu işin ilacı.
Kentler, çöküntü alanlarından bir an önce kurtulmalı. Bu ülkenin insanları, medeni ülkelere sinek vızıltısı gibi gelen sallantılarda bilmeli ki, oturdukları ev, başlarına yıkılmayacak kadar sağlam.
Geçenlerde açıklandı, Türk insanının mühim bir ekseriyesi soğuk geçiren, sıvası- boyası akmış, rutubetli evlerde oturuyor.
Hal böyle olunca insanın aklına, bina stoku değişecekse, kentler, öncelikle bu 'çöküntü alanları'ndan kurtulmalı fikri geliyor.

Peki, bakalım çevremize, 'Kentsel dönüşüm adı altında, acaba kentin nereleri dönüştürülüyor?' diye.
Cevabı yazının başında verdik. Bursa'da dönüşüm kentin en prestijli, moda deyimle 'lokasyon' olarak en uygun bölgelerinden başladı. Örneğin Bursaray'ın Nilüfer ve Ataevler istasyonlarından, Ataevler'den, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı'ndan ve İhsaniye'den.
Yani Nilüfer'den...
FSM'de yürürken veya araçla geçerken kafanızı kaldırıp bakın, güzelim binalar daha güzelleri yapılsın diye bir-bir yıkılıyor.
Saptama bana ait değil, başka arkadaşlar da yazdı, bunun adı 'kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm!' diye.
Durum maalesef aynen böyle.
Bu kentte nerelerin öncelikle dönüşmesi gerektiğini saptamak için kent üzerinden helikopterle tur atmaya da gerek yok.
Kentin asıl dönüştürülmesi gereken alanlarının ekseriyesi, 'demiryolu altı' diye tabir edilen bölge ve Ankara Yolu'nun alt tarafı aslında.
Yani kentsel dönüşümde asıl ağırlık, Yıldırım ve Osmangazi'nin varoşlarına verilmeliydi.
Tersi oldu, dönüşümde Nilüfer'de yapılanlar, Osmangazi ve Yıldırım'ın çok önünde.
Yine de üzülmeye-büzülmeye gerek yok.
Temennimiz odur ki, bu rant genişleyen halkalar misali, görece olarak gelir düzeyi daha düşük semtlere de yayılacak ve kentler (tabii başta Bursa) çöküntü alanlarından bir bir kurtulacak.
Umalım ve dileyelim ki, süreç tamamlanana kadar deprem gerçeği elini çabuk tutmasın, (eski- hasarlı- çürük- çarık) bina stokumuzun dönüşmesine izin versin.

*Toplu taşımada sürücüsüz dönem

Çin'de sürücüsüz tren- otobüs (siz söyleyin ne olduğunu!) deneme seferlerine başlamış.
Sizi bilmem 'sürücüsüz' lafı bende bir miktar burukluğa yol açtı.
Olay gelişir, bizim ülkemize kadar yaygınlaşırsa, önemli folklorik hareketlerimizden biri olan 'Yolcu-şoför kavgaları' aktivitesi, korkarım tarih olabilir.

Ve tabii şu öldüren diyaloglar da:
- Son durak mı burası?
- Son durak kara toprak!
***
- Heykel'e çıkar mı?
- Çıkmaz, gider yanında durur!
***
-Arkalara ilerleyelim lütfen!
- Şoför bey lütfen bizimle konuşmayın, arkanızda yasak olduğu yazılı!
***
- İkea'ya gidiyor musunuz?
- Evet, siz de mi?
- Evet.
- Beraber gidelim o zaman!