Düğün nedir, niye yapılır? - Adnan BAŞTOPÇU - Bursa Hakimiyet
Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Düğün nedir, niye yapılır?
10 Ağustos 2018 Cuma, 08:41

İzlemedim, arkadaşlar anlattı. Kanalın birinde düğünler yarıştırılıyormuş. 4 çift varmış yarışmacı, yok 'senin gelinlik berbat', yok 'öyle düğün mü olur rezalet' falan türü iğrenç laflarla, 'yarışma ideolojisi'nin dibine vuruluyor, rezil medya versiyonlarından biri daha sahneleniyormuş.
Bu tuhaflıklar bize özgü değil. Dünya ahalisi de malum. Her gün yok sualtında, yok paraşütte nikah gibi absürdlükler izleyip duruyoruz bültenlerde. (Memura emekliye zam gibi düğün haberi de hep satar zaten.)
24 saat düğün yayını yapılan kanal vardı bir ara. (Hala varmış!)
Kanalın varlığından daha enteresanı, izleyeni olması!
Dün bizim gazetenin haber toplantısında bile iki adet kutu gibi düğün haberinden söz edildi.
Birinde gelin kızımız şakacıktan 'hayır' demiş nikah memuruna, memur da kıymamış nikahı.
İkincisinde, 'bu nikaha itirazı olan var mı?' diye sormuş memur, davetliler damadın 'zayıf ve güçsüz' olduğunu iddia edince...
Damat ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamak için nikahta şınav çekmiş.
Önceki gün de, nikah dairelerinde izdiham varmış. Sebep, nikah tarihini 08.08.2018'e denk getirmek. Allah akıl fikir versin diyeceğim de... Ahalinin hatun kesiminin 'önemli günlerin seneyi devriyeleri'ne gösterdikleri azami hassasiyeti bildiğimden, damat canlısının haleti ruhiyesini anlayabiliyorum.
Bildiğim şu; buzullar zamanında evlilik müessesesi çok da mühimsenmiyormuş. Mağara devrinde çocukların 'nesebi gayrisahih' olması, yani babanın kimliğinin bilinmemesi, kimsenin çok da umurunda değilmiş. Nesebi sahih, son birkaç bin yıllık bir toplumsal kural. Düğün, yakınlara ve tanıdıklara, 'biz artık birlikteyiz' demenin basitçe gösterilmesi aslında.
Abartmayın rica ediyorum, fazla!

HAVUZA GİREN PERSON, DENİZE GİREN GARSON!

Otel müşterisi kadın internette, 'Personel havuza giriyor, iğrenç!' yorumunu yapınca, otelin sahibi çalışanlarına sahip çıkmış ve şu 'tweet'i atmış:
'Sırf havuz değil hanımefendi, yorulanları da otel odalarında dinlendiriyorum!'
Üniversite yıllarında Bursa'nın sahil beldelerinden birinde garsonluk yapmıştım. Hiç izin kullanmadan haftanın 7 günü. Bir sabah erken kalktık, ortalığı sildik süpürdük, üzerimize yapışan toz ve terden arınmak için hoop kendimizi denize attık. Müşteri falan yok zaten tesiste. Tam denizden çıktık, kaldığımız çadıra yürüyoruz, patron dikildi karşımıza ve...
'Evet çocuklar tatil bitti' dedi. Kovdu bizi.
Eminim personeline sahip çıkan şu otel sahibi, çoğu işgörende 'Ah keşke benim patronum olsaydı' duygusu yarattı...
İşverenler artık 'mutlu işgören'in daha verimli çalıştığını idrak ettiler.
Adına 'müşteri' denen şahsın da, para karşılığı sadece mal veya hizmet alabileceğini, insanların neşesini, ruhunu, keyfini, yani yaşama sevincini satın alamayacağını bilmesi gerek.
Fakülteden arkadaşlarıma bile çay servisi yaptığım o günlerin patronuna gelince.
Ah keşke kokmayan garsonun kokan garsondan iyi olduğunu idrak edebilseydi rahmetli.