Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Emekli maaşı yükselir yolsuzluk oranı düşer!..
27 Temmuz 2017 Perşembe, 08:07

Bosna- Hersek'ten Türkiye'ye gelirken, pasaport kontrolü yapılan sınırlarda katlandığımız rüşvet maliyeti ve sıralaması şöyleydi:
Bosna çıkış: 15 Euro.
Sırbistan giriş: 10 Euro.
Sırbistan çıkış: Bir kola, 3 kek, 3 şişe su.
Türkiye giriş: 2 bardak su.
Son maddedeki 2 bardak su, rüşvet sayılmamalı bence.
Olayı abartmak için şakacıktan ekledim. Hem zaten, '2 bardak su'dan rüşvet mi olur?
Olsa olsa, sıcaktan bunalmış insanlar arası dayanışma olur.
Ama liste böyleydi ve dikkatli okurun da rahatlıkla fark edeceği şekilde, giderek azalan bir trend izledi. (Bulgaristan vukuatsız geçildi)
***
Geçenlerde İstanbul polisi rüşvet operasyonu yaptı. Haber şöyleydi:
İstanbul'da düzenlenen 'rüşvet' operasyonunda, kamyon ve mikserlerin ağır tonajlı yük taşımalarına ve yasak olan saatlerde trafiğe çıkmalarına izin verdiği öne sürülen 60 trafik polisinin de aralarında bulunduğu 114 kişi gözaltına alındı. Polis polisi yakaladı yani.
***
Ramazanda Batum'a iftara gitmiştik.
Havaalanına indik. Dikkatimi çeken ilk şey, polislerin yakalarındaki kameralar oldu.
Polis'te yaka kamerası, enteresan!
Gel rüşvet al veya ver şimdi, görünmeden- izlenmeden, zor valla!
***
Aramızda kalsın, rüşvetin olmadığı coğrafya neredeyse yoktur. Meselenin özü, karakterli insan yetiştiren eğitim elbette ama. Bir araştırmaya göre, emeklileri refah içinde yaşayan ülkelerde rüşvet çok azalıyormuş. Ee adam bakıyor ülkesindeki emeklinin haline, bir el yağda, bir el balda, her sene dünya turu, yani durumlar iyi, bugünden dünyalığını yapmaya koyulmuyor!
Japon emeklisi böyle misal, Norveç emeklisi de.
Emekli maaşı ile rüşvet arasında böyle de bir ilişki var işte.

*Sadece müftüler mi?

Hep aklıma takılmıştır. Nikahı kıyan belediye boşanma işine niye bulaşmıyor diye.
Öyle ya canım, iyi günde yanımızda olmayı biliyorsun madem, kötü günde de gel teselli olayına gir.
Misal 'böyle olacağını bilseydim evlendirmezdim sizi gençler!' falan de, ne bileyim işte orada ol, bi sırt sıvazla, üzülmüş gibi davran en azından.
'Filanca belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak sizi karı- koca ilan ediyorum!' demeyi biliyorsun, iş kötü gidince, buyurun Aile Mahkemesi'ne!
Gazetede okudum, Meclis'te hazırlanan bir tasarı, il ve ilçe müftülerini de nikah memuru sayacakmış. Yani tasarı yasalaşırsa müftüler de nikah kıyacakmış.

Olayı 'amanın din devleti olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz!' diye ele alıp irdeleyen de var, hiç ele almayıp hiç iplemeyen de.
Bilenler bilir. Duruma göre, gemi kaptanı da nikah kıyar, köy muhtarı da. Kayıt- kuyut arkadan gelir nasılsa. Müftüler de kayıt tutacaksa, sorun yok.
İş, 'sözlü' olarak halledilmez, mutlaka yazıya dökülürse, nikahı kimin kıydığı önemsiz.
Kadınların medeni hukuktan kaynaklanan haklarına dokunulmadığı sürece, kadın ve erkeğin yasa önünde eşitlikleri bozulmadığı sürece, bunu da rahatlıkla hazmedebiliriz milletçe.
NOT: Hahamlar, papazlar, Alevi dedeleri falan da tasarıda düşünülmüştür kanaatimce, onlar da nikah memuru olmak isterse, 'size yok!' denmez herhalde!..