Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
En yaşanabilir kent Bursa...
19 Aralık 2017 Salı, 09:07

Ankara'da doğdum büyüdüm. Okumak için geldiğim bu kente, adeta aşık oldum.
Bursa, ki bu tanım bana aittir, hem küçük kent özelliklerini barındırır bünyede, hem büyük kent.
Olağanüstü özellikleriyle de eşsizdir.
Bundandır ki, eğitim- iş gibi zorunlu terkler dışında göç vermez.
Tersine, gelen kalır, yerleşir bu kente.
Araştırma sitesi Numbeo, dünyanın en yaşanabilir 100 kentini sıralamış.
Haber bir sitede, 'Ne istanbul, ne Ankara, ne İzmir. Türkiye'den listeye tek bir şehir girdi' diye yayınlanmış.
O şehir, Bursa.
Haber gurur verici ama, 'yaşanabilir' nitelemesi eminim sizin de damaklarınızda kekremsi bir tat bıraktı.
Yaşanabilir denince ne bekliyor insan, en basit tabirle, suyu tartışmasız, ki biz tartışıyoruz, havası güzel ve kaliteli, ki biz son günlerde zehir soluyoruz ve ulaşımı rahat...
Ulaşım konusuna hiç girmeyelim isterseniz.
Dolayısıyla sormak lazım bu listeyi yapan abilere:
'Yaşanabilir'den kastınız ne diye!
(Tekrar ediyorum, dünyaya bir daha gelsem yine bu kentte yaşamak isterdim, o ayrı konu.)
Meraklısına: En yaşanabilir kent, Yeni Zelanda'nın Wellington şehri seçilmiş.

Bizim yoğurdu bize (yanlış) anlatıyorlar!

NTV'de bir belgesel yayınlanıyor. Konu yoğurt!
Mevzu gastronomik manada bilimsel ele alınıyor. Amaç insan ömrünü uzatan yiyecekleri tanıtmak. Kalsiyum, laktoz falan lafları ediliyor. Sütün insanda faydalı bakterilerin oluşmasına katkısı yokken insanoğlunun sütü mayalayarak pıhtılaşma sağladığı ve bu yolla harika bir besin olan yoğurdu bulduğu anlatılıyor.


Yoğurdu bulan da kimmiş? Bulgaristan'ın Rodop dağlarında yaşayan bir aile!
Bu bilimsel belgesele kibarca 'höst!' dediğimiz an, işte tam da bu an.
Belli ki yabancılar tarafından çekilmiş. Belli ki yoğurdun tarihçesi konusunda abilerde bilgi, nizani!
Yoğurdun tarihçesi Orta Asya steplerine kadar uzanır. İlk mayalanma döllenmiş karınca yumurtası ile yapılmıştır falan demeyeceğim. İki çift lafım olacak mesleki:
'Ey bu belgeseli yayınlayanTürk kanalı NTV!
Kardeşim kendi yoğurdunun hikayesini yabancıdan öğrenmeye kalkıp çuvallamak istemiyorsan, yayınlayacağın belgeseli otur önce kendin bir izle bari...'
NOT: Dünya dilleri yoğurt sözcüğünü Türkçeden almıştır.

Al- kullan- at...
Türk futbol tarihi, 3 tırnak içinde 'büyük' kulübün, 'al- kullan- at' tarihidir de aynı zamanda.
Son örnek Tudor!
GS'nin Tudor'u bünyeye kattığı anı anımsıyor musunuz?
Karabük tarihinin en güzel topunu oynuyor, rakiplerine sahayı dar ediyor, puan alamadığı maçlarda bile sahayı alkışlarla terk ediyordu.
Lig devam ederken birilerinin hocasına alıcı olmak kağıt üzerinde suç olduğu halde, suç olmasa bile hareket hiç de etik olmadığı halde.
GS, Tudor'u bünyeye kattı. Bunu yaparken Karabük'ten yükselen çığlıklara da kulaklarını tıkadı.
Aldı Tudor'u, kullandı, şimdi de attı.
(Öte yandan, bunlar Le Guen'i gözüne kestirmiş olmasın. Amanın!..)