Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
'Euro'muzla rezil olduk...
18 Temmuz 2017 Salı, 07:21

Bir para biriminin herkesçe kabul görüp kullanılmasına 'konvertibilite' denir. Bu tür paralara en iyi örnekler, euro, dolar, sterlin vs...
Euro'nun kullanıldığı ülkelere 'euro zone' deniyor, 'euro bölgesi' manasında.
Avrupa'nın yaklaşık 20 ülkesi 'euro zone'da. 10 kadar ülkesi ise hâlâ kendi parasını kullanıyor.
Bulgaristan 2018'de girecek, Sırbistan henüz AB üyesi değil, Bosna Hersek de öyle.
Bir Orta Avrupa turu atıyorsanız, girdiğiniz her ülkede sadece bir kahve içmek isteseniz, ya da bir kağıt mendil almaya kalksanız, mutlaka bir döviz bürosuna uğramak zorundasınız.
Hiçbir garson ve/veya büfe vs'de euro ile ticaret yapamadık.
Misal Belgrad'da 2 kahve bir gazoz içtik garsona euro verdik, adam almadı.
Bize 100 metre ilerdeki döviz bürosunu gösterdi. Alsa parayı bizi uğurlasa, gitse kendisi bozdursa, kalan parayı hanesine bahşiş yazar oysa!
Her girdiğimiz- çıktığımız ülkeden cebimizde küçük banknotlar kaldı, bozuk paralar elde şişti, harcayamadık memlekete getirdik!
Herkesi anlayabiliyoruz da gelecek sene 'euro zona' girecek Bulgaristan'daki 'euro alerjisi'ni veya kıllık derecedeki katılığı anlamak mümkün değil.

*Orta Avrupa yolları

Gazeteci arkadaşım Özcan Yazıcı geçen yıl bir Avrupa turu atıp gelmiş ve şu gözlemini paylaşmıştı:
'Almanya, Fransa gibi gelişmiş ülkeler dışında bizim karayolları, Orta Avrupa'daki ülkelerden çok çok iyi..'
Küçük çaplı bir Balkan turu attık ve Özcan'ın tespitinin ne kadar doğru olduğunu yerinde gördük.
Yolların kötü olması dışında 'ölümcül' mühendislik hataları barındırıyor olmaları enteresandı.
Örneğin Bosna Hersek'te ve/veya Sırp Cumhuriyeti'nde karayolu o kadar dardı ki, iki otobüs karşı karşıya geldiğinde dikiz aynaları çarpışacak diye yüreğimiz ağzımıza geldi.
Yolların darlığı virajlarda daha bir kendini gösterdi. Merkezkaç kuvveti ile hafif savrulan araçlar, 'duble olmayan yollarda' birbirlerine çarpmadılarsa, büyük ihtimal yüklü miktarda verilmiş sadakalar vardı. Yollarda durum bu. Yol kenarlarındaki işletmelerin tuvaletleri konusu ise tam fecaat.
Ülkemizdeki yol üstü tuvaletler oralarda gördüklerimize göre, 'bal dök yala!'

*Esnaflığı 'hâla' bilmiyorlar!

Gazeteci arkadaşlarım Namık Göz ve Zafer Opsar'ın başından geçti:
Filibe'de bir kafeteryada Türk kahvesi istediler. Kadın işletmeci bizimkilere aynen şu cevabı verdi:
'Türk kahvesi içecekseniz Türkiye'ye gidin!'
Bu kafayla ne turizm olur, ne milli gelir artar, ne de insani ilişkiler gelişir! Neyse ki herkes 'bu kafa'ya sahip değil. Olay bu küçük çaplı küstahlıktan ibaret olsa iyi. Satıcı, adı üzerinde bir malı veya hizmeti satmaya çalışan kişi değil mi? Bu abiler ve de ablalar o kadar müdanasızlar ki, onlara göre alsanız da olur almasanız da. Hatta almasanız daha iyi, iş çıkmasın diye başlarına!