Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Gireni-çıkanı en bol ülke: Türkiye
14 Eylül 2018 Cuma, 08:14

Ülke resmen 'sormagir apartmanı' gibi.
Giren-çıkanın haddi hesabı yok.
'Giren'leri üç aşağı beş yukarı tahmin ediyorsunuzdur..
Özümün dikkatini daha ziyade 'çıkan'lar çekti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen yıl bir önceki yıla göre Türkiye'ye girenlerin yüzde 22.4 arttığını açıkladı. (466 bin kişi)
Türkiye'den göç eden kişi sayısı ise yüzde 42.5 artmış. (253 bin kişi)
Giren çok çıkan az (yarısı kadar) gibi duruyor ama...
Olaya nicel değil nitel bakmakta fayda var.
253 binin içinde en ağırlıklı yaş grubunun yüzde 30 ile 20-29 yaş grubu olduğu dikkate alındığında, 'üniversite mezunu genç ve nitelikli bir kitle'nin yaşamak ve çalışmak için başka diyarlara 'hicret' ettiği kabak gibi çıkıyor ortaya.
NOT: Geçen yıl Bursa'ya 11 bin kişi gelmiş, 14 bin kişi ise Bursa'yı terk etmiş.

Bin 670 rahip, 3 bin 677 taciz

Alman Spiegel'in internet sitesinde yayınlanan bir raporda, 'Almanya'da 1946 ile 2014 yılları arasında Roman Katolik kilisesine bağlı bin 670 rahibin, çoğu erkek ve 13 yaşından küçük tamı tamamına 3 bin 677 çocuğa cinsel tacizde bulunduğu' yazılıymış.
İşin ilginç tarafı araştırmanın bizzat Katolik Kilisesi'nin isteği ile 3 üniversiteye yaptırılmış olması.
Zaman aralığı biraz geniş. Rapor tam 68 yılı kapsıyor.
Taciz sayısı olan 3 bin 677'i 68'e bölünce, yılda ortalama 54 çocuğun tacize uğradığı ortaya çıkıyor.
Bu da haftada bir taciz demek.

Bizde yapılabilir mi?

Bu tatsız konuyu bu sütunlara niye taşıdığımız konusuna gelince.
Adamları takdir ettim de ondan!
Dikkat buyurun, en azından bugün kiliseyi temsil eden din adamları, olayı örtbas etmektense, üstünü örtmektense, 'araştırın içimizdeki pislikler ortaya çıksın' mantığı gütmüşler.
Kilise sözcüsü rapordaki sonuçları 'ürkütücü ve utanç verici' diye nitelemiş.
Meraklısına: Şüpheli din adamlarının sadece yüzde 38'i yargılanmış.
Daha meraklılara: Araştırmayı yapanlar binlerce belge incelemişler ama binlerce belgenin de tahrip edildiğini fark etmişler. Çoğu vaka, rahibin görev yeri değiştirilerek örtbas edilmiş.
En bi meraklılara: Vatikan sessizliğini koruyor!
Ve bana göre bu haberle ilgili en can alıcı soru şu:
- Bizde de sözde tarikat kursu, yatılı okulu vs örgütlenmelerde bu tip ne naneler yendiği kamuoyunun malumu.
Yapılabilir mi uzun yıllara dayalı böylesi bir araştırma?!
Yapılabilir mi, yapılsa bile kamuoyuna açıklanabilir mi?
Din adamlarımız ne der bu hususta!